Beklemek...
Giriş Tarihi:
"Orta yaşlarına geldiğinde,insanların yüzünde artık ruhlarınınyansıması görülür. Hırsızlar, hırsız gibi, dolandırıcılar dolandırıcı gibi görünür. Sakin ve düşünceli insanlar da sakin ve düşünceli görünürler..."
Böyle diyor roman kahramanı...
Öyle mi hakikaten?
Buna inanmak isteriz.
Ama görünmek başka,bunu görmek başka...
Dolandırıcı dolandırıcıgibi görünüyorsa bile biz bunufark ediyor muyuz?
Zihnimiz bakışımızı bulandırır hep, duygularımız gördüklerimizi şekillendirir...
Karşımızdakinin sözleri bir türgözbağcılık gibi yüzünden önde koşar hep...
***
Bir dakika!Nereden çıktı şimdi bu diyeceksiniz...
Anlatayım da eski günlerdekigibi bir pazar yazısı olsun. (Eskiden ne çok edebiyattan bahsederdim değil mi?)
Dün kitaplığımı düzeltirken 2018yılından bir defter buldum; altı çizilmiş alıntılar, notlar falan...
Girişe aldığım satırlar da Douglas Coupland'ın "Hey, Nostradamus" adlı romanından...
Aldığım notlara yeniden bakarken bir kez daha düşüncem netleşiyor ki, iyi bir roman basbayağı "yaşamak" işte!
***
O zamanlar Bernhard Schlink'in "Gordiyon Fiyongu"nu çok beğenmiştim, kitaptan şu satırları not almışım:
"İyi şeylerin zaman istediğiniherkes bilir, ancak asıl iyiolanın zamanın kendisi olduğunukimse düşünmez... Çok çalışıpçok didinirsek, sonunda başarıyakavuşuruz. Öğrenemediğimizşey ise beklemektir..."
Beklemek...
Bu kelimenin altını kırmızıyla çizmişim.
Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, artık bekleme becerimizi tümüyle kaybetmek üzereyiz.
***
Yine beğendiğim bir roman...Kısacıktır, başladığı gibi biter.
Angelika Overath'ın "HavaalanıBalıkları"nı kastediyorum.
Roman kahramanı sigarayı bırakışını anlatırken diyor ki: "Yüzünüze güvenemediğinizde sigarayı bırakıyorsunuz."
Ve şunu ekleyiveriyor: "Birzamanlar genç olduğunuzu düşündüğünüzdeartık yaşlısınızdır."
***
Bak işte! Yine yerim kalmadı...O zaman Milan Kundera'nın "Bilmemek"inden aldığım parçayı aktarıp kaçayım buradan:
"Yıllar sonra tekrar görüşen iki kişinin heyecanını hayal ediyorum. Birbirlerine aynı anılarla bağlı olduklarını düşünen iki insan. Aynı anılar mı? Yanlış anlamalar burada başlar. Herkesin anısı kendinedir. Anılarbirbirine benzemez. Karşılaşmaları isyan ettirici bir eşitsizlik üzerine kuruludur."


