ERHAN AFYONCU

Rusya’nın kaderini değiştiren hükümdar

Tarihi kimin inşa ettiği tartışılan ve üzerinde birçok teori üretilen bir konudur. Bu teorilerden birine göre tarihi karizmatik liderler inşa ederler. İngiliz tarihçi Thomas Carlyle, "Kahramanlar" isimli eserinde dünyaya yön verip, kitleleri peşinden sürükleyen liderlerin tarih üzerindeki rollerini anlatır. Çar Petro'nun Rusya tarihindeki dönemi milletlerin gelişiminde liderlerin oynadığı role örnek olarak gösterilir. Petro, on yaşındayken 1682'de tahta çıktı. Ancak üvey ablası Sofiya'nın, o dönemin sürekli ordusu olan Strelitzleri ayaklandırmasıyla tahtı hem bedenen hem de aklen sakat olan kardeşi İvan ile paylaşmak zorunda kaldı. İvan birinci çar, Petro ikinci çar, Sofiya da naibe ilân edildi. Ülkeyi Sofiya idare ediyordu.

(Poltava Savaşı)
Petro ve annesi Nataliya'yı başkent yakınlarındaki bir köye sürdü. Petro bu dönemde Latince, Almanca, Felemenkçe öğrendi. Sürekli okudu. Rusya'ya gelen Avrupalılar'la yakınlık kurarak medeniyetleri hakkında bilgi sahibi oldu. En büyük tutkusu denizcilikti. Çocukluğunda kayıklardan oluşan bir filo kurmuştu ve bunlara Peresvavl Gölü üzerinde manevralar yaptırdı. 1689'da Petro'dan tamamen kurtulmak isteyen Sofiya ve yandaşlarının hazırladığı komplonun başarısız olmasıyla tahtı üzerindeki gölge kalktı.

(Rus Çarı Petro)
AVRUPA SEYAHATİ
1697'de 270 kişilik bir toplulukla kendisini gizleyerek Avrupa'ya gitti. Hollanda'yı ve İngiltere'yi gezdi. Amsterdam ve Zaandam tersanelerinde birkaç ay kaldı. Buralarda bir işçi gibi çalıştı. Avrupa'da kaldığı sürece gördüğü her şeyi inceledi. Örnek modeller hazırlattı. Cevdet Paşa, onun Avrupa'da kalmasını "Büyük Petro Avrupa'yı gören, orada yaşayan, ilim ve fenni orada öğrenen bir adamdı. Bizimkilerin böyle bir gezme ve görme imkânı olmadığı için tecrübesizliklerimiz oldu" sözleriyle değerlendirir. Avrupa dönüşünde reformlara başladı. Avrupalı gibi giyinmeye zorladığı Rus asillerinin sakallarını kestirtti. Sakalını kesmeyenlerinkini kendi eliyle kesti. Petro'dan önce düzenli bir Rus ordusu yoktu. Soyluların beslediği askerler, Kazaklar, Strelitz muhafızları ve ordunun yarısını meydana getiren yabancı paralı askerler Rus ordusunu oluşturuyordu. Rusya'nın ilk milli ordusu onun zamanında kuruldu. Askerliği zorunlu hale getirerek, paralı askerlere olan ihtiyacın ortadan kalkmasını sağladı.

(Petro, boyarların sakallarını kesiyor)
Ateşli silahların kullanılmasını yaygınlaştırdı, askerî eğitime önem verdi. Kara ordusunda ve donanmada ağır silahları kullanacak insanların eğitimi için akademiler kurdu. Daha önce Rusya'nın Baltık Denizi'nde ve Karadeniz'de limanı olmadığı için donanması da yoktu. İlk Rus donanmasını kurdu ve ülkesinin denizlerde de bir güç olarak boy göstermesini sağladı. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki yeniçerilere benzeyen Strelitzler'i yok etti. Viyana bozgunu yıllarında Osmanlı'ya karşı kurulan Haçlı ittifakına katılıp, Azak'ı işgal etti. İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ı defalarca mağlup olduktan sonra Poltava Savaşı'nda yendi. Ancak 1711'de Prut Savaşı'nda Osmanlı ordusuna mağlup oldu. Ancak Baltacı Mehmed Paşa eline geçen Rus ordusunu yok etme şansını kullanamadı. Petro 1716'da ikinci kez Avrupa'ya seyahat etti. 1725'te öldüğünde arkasında çok farklı bir Rusya bırakmıştı.

(Hollanda'da tersanede çalışan Petro heykeli)
ÜLKESİNİ DEĞİŞTİRDİ
Petro'nun iktidarının ilk yılları Rusya'nın ekonomik açıdan en geri olduğu döneme rastlamıştı. Çar, bu durumu düzeltmek için geniş çaplı bir reform hareketi başlattı. Şehirlerin gelişmesini sağlamak için tüccar ve zanaatkârlara kendi belediyelerini kurma imkânını sağladı, lonca sistemini geliştirdi, sanayinin gelişmesine çalıştı. Ondan önce Rusya'da sanayi fazla gelişmemişti ve olanlar da yabancılar tarafından işletiliyordu. En önemli sanayi sektörlerini devlet tekeline alan Petro, sübvansiyonlarla yeni sektörlerin de doğmasını sağladı. Tahta geçtiğinde 21 olan mal çeşidi öldüğünde 200'e çıkmıştı. Ülkesinin dış ticaret hacmini yedi kat artırdı, toprak mülkiyetini yeniden düzenledi ve serflerin sanayi işlerinde çalışmalarını sağladı. Rus takvimini Avrupa'nın kullandığı takvime uygun hale getirdi. İlk Rus gazetesi Vedemosti'yi yayınlattı. 1724'te Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi'ni kurdu. Eğitim sistemine bir düzen getirip, Avrupa'ya çok sayıda öğrenci gönderdi, soylular dışındakilere eğitim imkânlarını açtı. Batı dillerinde yayımlanan kitapları Rusça'ya çevirtti. Kiliseyi bir devlet dairesi statüsüne soktu. Dünyadaki bütün Ortodoksları Rus Ortodoks Kilisesi'nde bağlamaya gayret etti. Moskova'nın yerini alacak Petersburg şehrini kurdu. Bizlere tarih derslerinde 'Deli' Petro olarak tanıtılan Rus Çarı I. Pyotr Aleksiyeviç'i tüm dünya 'Büyük' Petro olarak tanıyor. Döneminin Osmanlı kaynaklarında da kendisinden "Koca" ve "Akbıyık" Petro olarak söz edilirdi. Sonradan herhalde küçümsemek için "Deli" olarak anmaya başladık. Birinci Petro, aslına bakarsanız fizikî yapısıyla devasa bir insandı. 2 metreyi geçen boyuyla bu ünvanı fiziksel olarak taşıyabilirdi ama çarı bütün dünyanın "büyük" olarak tanıması milletinin tarihinde yaptığı önemli işlerdendir.?

PETRO'NUN BİYOGRAFİSİ
Türkiye İş Bankası Kültür yayınları, uzun bir süredir önemli şahsiyetlerin çok hacimli biyografilerini yayınlıyor. Şimdiye kadar Churchill, Bismarck, Benjamin Franklin, Simon Bolivar, Ropespierre, Buda, Kant, Hegel, Rousseau, John Stuart Mill, Hobbes, Descartes, John Locke, Sezar, Hammurabi, Marco Polo, Kubilay Han, Korkunç İvan, Paul Dirac, Sarah Bernhardt, Tolkien, Mozart ve Beethoven gibi siyasetten bilime, müzikten tiyatroya birçok alanda iz bırakmış 39 önemli kişinin biyografileri yayınlandı. Serinin son kitabı ise Robert K. Massie'nin "Büyük Petro" isimli 1062 sayfalık kitabı. Eserde Petro'nun çocukluğu, tahta çıkışı, iktidarı ele geçirişi, Avrupa gezisi, İsveç Kralı Demirbaş Şarl'la savaşları, Prut Savaşı, Avrupa'ya ikinci seyahati, oğlunu öldürtmesi, elçilerle münasebetleri, Petersburg'un inşası gibi çarın hayatındaki önemli dönüm noktaları teferruatlı olarak anlatılmış. Ancak birçok Petro biyografisi ve belgeselinde olduğu gibi Prut Savaşı kitapta üzerinde kısa durulan bir bölüm olmuş. Biyografi serisine ülkelerinin tarihinde önemli rol oynayan, I. Fransuva, XIV. Louis, Napolyon, Şarlken, II. Katerina, II. Frederik, I. Elizabeth ve Kraliçe Victoria, gibi hükümdarların biyografilerini de eklerlerse Türkçe literatüre çok faydalı olacağı kanaatindeyim.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.