ERGÜN DİLER

Vites!

BAŞKAN Erdoğan, geçtiğimiz günlerde ÇAMLICA KULESİ'nin açılışında "Haziran ayının sonunda KANAL İSTANBUL için ilk kazmayı vuracağız, temelini atacağız" dedi...
Bu KAZMA dediğimiz, TEMEL dediğimiz olay dünya dengesinin tam kalbinde olan bir adımdı...
Erdoğan'ın Biden ile yapacağı NATO ZİRVESİ'ndeki görüşmeden sonra yollar ya ayrılacak ya birleşecekti... ABD'nin söylemese de belli etmese de Erdoğan'sız bir Türkiye düşündüğü SIR değildi...
Muhalefete olan destek de bu nedenleydi zaten...
Uzaktan bakınca durum netti...
ABD gibi bir güç Türkiye'nin rakibi, İran'ın hasmı, Suriye'nin düşmanı, Irak'ın mikseri değildi. ABD dünya üzerinde kendi geleceğini tehdit eden GÜCÜ belirler ve ona göre siyasiekonomik- askeri-kültürel adımlar atar.
Çin burada kontrol edilmesi gereken ilk odaktı! ABD Türkiye'yi rakip olarak görmez ancak ÇİN ile yan yana gelen Avrupa ile aynı düşünen TÜRKİYE'nin dünya üzerindeki çıkarlarına ters düştüğünü bilir. Türkiye'nin vazgeçilmez oluşu da budur!
BÜYÜK KAVGANIN SONUÇ BELİRLEYEN OYUNCUSUDUR!
Açalım...
14 Haziran'da Brüksel'de yapılacak NATO Liderler Zirvesi öncesinde ittifakın Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Washington'a gitti. Stoltenberg, ABD Başkanı Biden ve Savunma Bakanı Lloyd J.
Austin ile bir araya geldi.
Kapalı kapılar ardında tabii...
Stoltenberg, gazetecilere zirvede Çin ve Rusya'yla alakalı konuların da konuşulacağını anlatırken, "Çin yakında dünyanın en büyük ekonomisi olacak, zaten en büyük ikinci savunma bütçesine sahipler.
İleri düzeyde askeri kapasitelere yoğun yatırım yapıyorlar ve değerlerimizi paylaşmıyorlar" diye konuştu.
Jens Stoltenberg, "Bunu, Hong Kong'daki demokratik protestoları bastırmada izledikleri yöntemde, azınlıklarla nasıl ilgilendiklerinde, komşularına, Tayvan'a nasıl baskı uyguladıklarında görüyoruz" ifadesini kullandı.
Savunma Bakanı Austin ise, "NATO'nun en başarılı görevini "Güvenilir caydırıcılığı korumak ve caydırıcılık başarısız olursa savaşmaya ve kazanmaya hazır olmak" şeklinde açıkladı...
NATO'yu sadece askeri bir ittifak gibi de görmek hata olur. Günümüzde SAVAŞLAR en son silah seçeneği kullanılarak yapılmakta. NATO açıkça ÇİN'i öteki yapmakta.
Dolayısıyla yarın kalkıp PEKİN'e savaş açacak değiller.
Ancak ÇİN'in stratejikaskeri- finansal-enerjihammadde- işbirliği gibi konularda zedelenmesini güç kaybetmesini isteyeceklerdir... Bilek güreşi de bu çerçevede yaşanmakta.
ABD'nin İRAN'a yüklenmesi her zaman "ÇİN'E SESLENME" olarak okunmalıdır.
İran'la yakın temas da "ÇİN'DEN KOPUŞUN ADIMLARI" olarak... Afganistan'dan çekilen ABD'nin, İRAN içinde sonuca tesir eden adımları atması şaşırtıcı olmaz. Ancak asıl konu TÜRKİYE'dir.
Türkiye'nin KANAL İSTANBUL da dahil olmak üzere ÇİN ile yürümesi, Washington'un kimyasını bozmakta ve onlarda sarsıcı hareketler yapmaktadır...
Bu son yıllarda sık gördüğümüz bir türbülans olmakla birlikte 14 HAZİRAN'dan sonra pek çok şey değişecektir.
Öyle ya da böyle değişecektir. Erdoğan'ın Biden'ı öteye itmemesi MHP'yi itmek, itmesi ise NATO'yu karşıya almak olacaktır.
NATO ilk kez mi karşıda yer alacaktır?
Elbette hayır...
Erdoğan 2002'den sonra daha önce hiçbir liderin yapamadığını yapmış ve dilediği makas değişikliğini halkı yanına alarak gerçekleştirmişti.
Bunu yaparken de KURUMLARI da beraberinde götürmüştü.
Devlet içinde AYRI FREKANSA izin vermemişti...
Bu daha önce yaşanmış bir şey değildi. İşte BU GÜÇ haliyle hedef oluyordu.
Daha önce içeride ayrı düşen kurumlar üzerinden başlayan mücadele şimdi DIŞARIDAN RÜZGARI TOPLAYIP her adımda BEŞTEPE'yi hedef seçiyordu...
"ERDOĞAN SONRASI" döneme yatırım yapanların, pozisyon alanların çok olduğu bugünlerde unutulan bir şey vardı.
O da Erdoğan'a oy vermeyenlerin bile kabul ettiği "BÜYÜK OYUNCU OLDUĞU" gerçeğiydi.
Bu da zaten Erdoğan'ı lider yapan özelliklerin başında geliyordu...
Türkiye gibi ülkelerde koalisyonlarla liderler devleti tanımadan nüfuz edemeden gidiyorlardı.
Şimdi ise durum farklı.
Her şeyi bilen ve yöneten bir ERDOĞAN gerçeği vardı...
Türkiye ya ÇİN'in yanına geçerek vites artıracak ya da Washington'a "Gel eskisi gibi yürüyelim" diyecekti.
İki şıkkın da büyük sonuçları olacak ve değişimi getirecekti...
HDP hamlesi de ABD'ye "Elimiz boş değil" mesajıydı...
NOT: Kanal İstanbul'un temelini atmaya günler kala deniz salyasının Marmara'yı esir alması ne garip bir tesadüf değil mi!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.