ERGÜN DİLER

Marifet

BOĞAZİÇİ Üniversitesi meselesi artık Türkiye'yi aştı, dünyaya yayıldı. Bunu biliyor muyduk? Elbette... Gözaltına alınan öğrencilerin hepsinin salıverilmesi çok akıllıca, çok olgun, şefkat dolu bir adımdı.
Aksi olsaydı şu an bütün gazete ve televizyonların yazıişleri Türkiye'nin değişik yerlerindeki öğrenci hareketlerini konuşuyor olacaktı... Rusya'da olduğu gibi geçtiğimiz yıl Hong Kong'da olduğu gibi...
Sizi biraz geriye götürmek istiyorum... Sırası geldi, paylaşayım...
İzmirli'yim... Balkan muhaciri bir ailenin çocuğuyum. Dedem ve ağabeyi Atatürk'ün yanında 17 yaşlarında İzmir'e girdi. İstiklal Harbi'nden dolayı madalyamız var. Rahmetli amcam da ÇANKAYA KÖŞKÜ'nde doğan ilk bebek! Annem de teyzem de dahil olmak üzere ailemizde KAPALI kadın yoktu. Ancak ne annem ne teyzem EŞARPSIZ yani saçını bağlamadan dışarıya adım atardı. Tatlı bir muhafazakarlık vardı. Mesela sokaktaki hiçbir kıza yan bakılmazdı. Sokaktan tanıdık bir komşunun çocuğuyla evlenemezdin. Daha ötesi büyüdüğümüz yerlerde evler kilitlenmezdi. Komşu komşuyu korur, kollardı.
Ekmek de su da paylaşılırdı.
O zamanlar tek kanallı televizyon günleriydi.
Herkes birbirine gidip gelirdi.
Aile boyu sohbetlerin önüne kimse geçemezdi... İki sokak öteye geçsen bir yaşlı önünü keser "Sen kimlerdensin?" diyerek kaybolup kaybolmadığını sorgulardı. Böyleydi...
Neyse... Hayat bizi İstanbul'a attı. SABAH'ta işbaşı yaptık.
Büyük gazetecilerle çalıştık.
Hepsi marka isimlerdi...
Mesela rahmetli Çetin Altan'la konuşarak güne başlardık...
Türkiye hayatı farklı yaşayan bir ülkeydi. Siyasi şartlar 28 Şubat'a sürükledi herkesi... Askerin de BÜYÜK YANLIŞIN içinde olduğu çok belliydi. Dönemin en kudretli paşalarından birini aradım. Randevu istedim.
Nişantaşı'nda buluştuk. Sadece bir gazeteci olarak YANLIŞA "YANLIŞ" demek istiyordum. Ve mümkünse ülkenin çocuklarının canının yanmasını engellemek...
Lüks bir CAFE'de bir araya geldik. Paşa akıllı bir adamdı.
Ancak tartıştık. Çünkü ezberleri vardı... Sonra dayanamayıp biraz da ses tonumu ayarlayamadan konuştum... "Paşam bakın siz başı kapalı kızları 'TERÖRİST' sayıyorsunuz.
Bu kızlara eziyet ediyorsunuz.
Sokağa, caddeye, meydanlara baktığınızda bu insanları görüyorsanız hayatın akışına rağmen bir şey yapamazsınız.
Ha gücünüzle yaparsanız ancak sonra altında kalırsınız. Bu da bu ülkeye zarar vermekten öteye geçmez. Siz başı kapalı kızlarımızı 'tehlike' sayıyorsunuz.
Onun gibi düşünen ağabeyinin, nişanlısının, erkek kardeşinin AYNI FİKRİYATA sahip olduğu halde üniversitelere girmesine izin veriyorsunuz. Bu çelişkiyi açıklayamazsınız! Sadece kız çocuklarını ezmekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Siz kendi insanınıza karşı ülkeyi korumaktan bir vazgeçin artık.
Öncesinde de bu ülkenin düşünen SOLCU nesli yok oldu. Üzerinden geçtiniz bir kuşağın. İzmir'de 12 Eylül'de bütün bunları çıplak gözle gördüm. TARİŞ olaylarını dün gibi hatırlıyorum... Ülke böyle korunmaz. Sadece biçersiniz ve yıkarsınız..." dedim.
Haliyle PAŞA anlamlı bir cevap veremedi...
Peki sonra ne oldu? Hayat beni haklı çıkardı. Bankalar batı!
Milyarlarca dolarımız gitti. Ülke çalkantıyla savruldu! Matematiği olmayan hiçbir şey yaşamaz.
Mümkün değil.
Aynı hislerle Türkiye'nin en akıllı çocuklarının gittiği Boğaziçi Üniversitesi'ni ve oradaki genç arkadaşları anlamalıyız diye düşündüm.
Hangimiz gençliğimizde hata yapmadık. Orantısız hamle yapmadık! Peki hiç mi tolerans göstermeyecektik. Hiç mi bu gençleri anlamayacaktık.
YABANCI SERVİSLERİN eline mi itecektik! Üniversiteleri kaşıyıp ülkeyi karıştırmak için fırsat bekleyenlere kapıyı mı aralayacaktık... Hayır!
Hepsi bizim evladımız.
Hangi fikirde olursa olsun...
Neye inanırsa inansın...
Burası OSMANLI bakiyesi bir toprak. Hoşgörü de akıl da birlikte hareket etmek de var mayamızda! En zor zamanlarda bu ülkenin çocukları bunları gösterdi. Yine gösterir... Bizim altın madenlerimiz, doğalgazımız, petrol kuyularımız, elmas cevherlerimiz yok! Sadece insan kaynağımız var! Tıpkı GÜNEY KORE gibi... ÖZGÜRLÜĞÜ ve AKLI savunacağız. Ve geleceğe yelken açacağız... Yapılması düşünülen ANAYASA sonuna kadar ÖZGÜRLÜKÇÜ olsun.
Yapılacaksa böyle yapılsın zaten...
Devleti kendi insanlarından korumayı bir kenara bırakıp BİZ olalım... 1960 model tartışmaları bırakıp geleceği okuyalım...
Elimizde bir BOĞAZİÇİ var, bunu 10 yapalım... Marifet de bu zaten...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.