Yanlış iliklenen ilk düğme…
SELİM, selam vererek yanlarına oturan Melih Bey'e:
- Ağabey nedir bu CHP'li belediye başkanlarının yaptıkları? Hafta geçmeden yeni bir rezaletleri ortaya çıkıyor.
Başta genel başkanları olmak üzere partinin önemli isimleri de sahip çıkmak adına saçma sapan açıklamalar yapıyorlar… Araya giren Mehmet:
- Selim haklı. Bir şekilde yakayı ele vereceklerini bildikleri halde para ve uçkur konusunda dolu dizgin gidiyorlar. Özgür Özel'e de ipe sapa gelmez gerekçelerle onlara sahip çıkmak kalıyor…
İhsan:
- Özgür Özel'in Uşak Belediye Başkanı ve benzerlerine sahip çıkmak zorunda kalması, garip. Normalde yanlışını tespit edersen kenara çekilmesini sağlarsın, olur biter.
Olup bitenler, bu kişilerle daha aday olma süreçlerinde başlayan akçalı ilişkiler olduğunu düşündürüyor. Bunun CHP açısından uçuruma doğru bir gidiş olduğunu anketler de gösteriyor oysa… Melih Bey:
- Umulur ki öyle olur. Başı derde giren CHP'li başkanların bariz vasfı, makam imkanlarını hizmet yerine kendileri ve çevreleri için kullanmaları. Mesele ilk düğmenin yanlış iliklenmesi ile alakalı. Adaylık sürecinde hizmet edebilecekler değil başka birtakım özellikleri olanların tercih edilmesi yani. Tutuklu Antalya başkanının adaylık meselesini Manisa'da bir benzincide verdiği 20 milyon dolarla halletmesi, örnek... Mustafa:
- Uşak Belediye Başkanı ile ilgili iddialar az buz değil. Kendi işyerinde çalışanları belediye kadrosunda göstermek, makamında makbuzsuz para almak, taleplerini kabul etmeyen bir iş adamının AVM'sine 65 milyonluk ceza kesmek. Geçtiğimiz yıl tüm mal varlığını şoförünün üzerine aktardığı da ortaya çıkmış. Ankara'da kaldığı otelde gözaltına alındığında torunu yaşındaki belediyesi personeli bir kadınla olduğunun anlaşılması, ayrı bir rezalet.
Adamın işlediği rezaleti normal kabul edip, ilgili görüntülerin yayılmasından şikayetçi olmaları da CHP'lilerin gelebildikleri nokta… Mehmet:
- İçeriden ihbarlara birçok belediye başkanının ipliği pazara çıkan CHP'yi parlak bir geleceğin beklemediği açık… - Başta İBB olmak üzere devam eden ve yakında başlayacak yolsuzluk davaları ile ilgili esasa dair tek kelime bile edemeyip, taraftarlarını yatıştıracağını umdukları açıklamalarla işi geçiştirmeleri, bunu doğruluyor. Ancak esas mesele insanımızın olup bitenlerin ne kadar farkında olduğu.
Hizmet etsin diye seçilenlerin rüşvet ve yolsuzluk girdabında boğulmaları yetmiyormuş gibi bir de uçkur derdine düşmeleri, başta CHP'liler olmak üzere herkesi uyandırmalı… Selim:
- İnsanların olup bittiğinin farkına varıp gerekeni yapmaları, önemli. Biz kendi çapımızda bunu yapıyor olsak da kitlesel bazda ve siyasiler tarafından sahada yapılması gerekenler daha fazla. Bu hususta neler söylersiniz?..
İSTANBUL KENDİNE GELİYOR…
Bu, ülke çapında yürütülmesi gereken bir faaliyet. Doğrudan gözlemlerim ise yaşadığım yer olan İstanbul ile sınırlı. Burada Cumhur ittifakının özellikle de AK Parti İstanbul İl Teşkilatı'nın yoğun çalıştığını ve herkesi olup bitenler konusunda uyarmaya çalıştığını söyleyebilirim... İhsan:
- Uzaktan bizim de takip ettiğimiz kadarıyla AK Parti İstanbul Teşkilatı hakikaten yoğun çalışıyor. Farkındalığın artması ve İstanbul'un kaybettiği yılların ardından tekrar kendine gelebilmesi, hakikaten önemli… - Çalışmalara yakından şahit olan bir arkadaş anlatmıştı. Aklımda kaldığı kadarıyla Ramazan'da AK Partili ilçe belediyeleri ve teşkilatları 1 milyon 200 bin kişiyle iftar sofralarını paylaşmış. Ayrıca iftar ve sahurda 350 bin kişiye çorba ikram edilip, teravih sonraları da 1,5 milyon kişiye lokum dağılmış.
Yardım kartları dağıtılan 300 bin ihtiyaç sahibi ve bayramlık kıyafetler dağıtılan 6 bin çocuğu da unutmayalım. Bu ve benzeri faaliyetlerle kadın kolları 910 bin ve gençlik kolları 730 bin olmak üzere sahada toplamda 5 milyon 400 bin kişiyle temas sağlanmış… Mehmet:
- Medyadan takip edebildiğimiz kadarıyla AK Parti İstanbul İl Teşkilatı'nın koordinatörlüğünde hakikaten çok güzel çalışmalar yapıldı.
Üniversitelerde binlerce genç yanında şehit yakını ve gaziler için düzenlenen iftar sofraları. Yine engelli aileleri ve Filistinli öğrenciler için de iftar programları düzenlediler sanırım… Remzi:
- AK Parti İstanbul İl Teşkilatı önünde de hemen her iftar sonrası bakanların, milletvekillerinin ve gençlerin katılımıyla çeşitli programlar düzenlenmiş... İhsan:
- Sadece İstanbul değil, ülkemizin hemen her şehrinde, ilçesinde, beldesinde ve hatta mahallelerinde bile bu türden çalışmaların yapıldığını biliyoruz. Önemli olan buralarda yapılan çalışmaların güzel neticeler doğurması ve başta İstanbul olmak üzere algıların hakimiyetine son verilip şehirlerimizin tekrar kendilerine gelmesi. Bir şekilde seçildikten sonra hizmeti boş verip nasıl olsa kolayca insanları etkiliyoruz düşüncesi sebebiyle hizmet açısından kaybettiklerimizin haddi hesabı yok çünkü… Selim:
- Bunları konuşmak güzel. Ancak esas konuya değinmezsek sohbetimiz yarım kalır.
Şimdi Melih Ağabeyin İran'a yönelik ABDİsrail saldırıları ile başlayan sürecin neresinde olduğumuza dair yorumlarını alalım..
ABD VE İSRAİL HESAPLARI ÇÖP OLDU
- Saldırılar bir aydır sürüyor.
ABD ve İsrail'in kısa sürede boyun eğdireceklerini düşündükleri İran'ın çok dişli çıktığı ve saldırganların evdeki hesaplarının pazarda bozulduğunu vurgulamakla başlayalım. ABD ve İsrail İran'ı, İran ve Hizbullah İsrail ve ABD üslerinin bulunduğu Körfez ülkelerini vurmaya devam ederken, savaşın küresel çapta olumsuz etkilere sebep olduğunu görüyoruz. ABD Başkanı Trump, petrol fiyatlarını biraz olsun indirebilmek için herhalde sık sık tuhaf açıklamalar yapıyor… Mehmet:
- Bu arada İsrail'in Lübnan'ı vurduğunu da unutmamak gerek...
- Doğru. Alçaklıkta sınır tanımayan İsrail'in savaşın daha fazla sürmesini istediği ve bunun için elinden geleni ardına koymadığını da ekleyelim. Kısa sürede boyun eğeceği zannedilen İran akışta hakim bir konuma geldi. Özellikle de Hürmüz Boğazı'na olan hakimiyeti ile ABD ve İsrail'i ciddi şekilde zorluyor… Mustafa:
- Hep bir kara harekatından bahsediliyor. Bu mümkün mü?..
- Zor iş. ABD ve İsrail İran'ın füze gücünü bitirdiklerini söyleseler de İran, füzeler göndermeyi sürdürüyor ve geçtiğimiz yılki 12 Gün Savaşı'na nazaran daha isabetli atışlar yapıyor.
Kara harekatını çok isteyen İsrail'in, kara gücü yok gibi ve olanlar da zaten çok korkak oldukları için böyle bir imkanı yok. Geniş bir ülke olan İran'a kara harekatı ABD için de mümkün değil. Körfezde bazı adalara ya da Hürmüz Boğazı'na bir harekat düşünseler de orada kalamayacakları aşikar. Belki gelirler, ama İran tarafından rahatlıkla vurulabilecekleri için oralarda asla tutunamazlar… Remzi:
- İsrail'de de ciddi bir yıkım söz konusu galiba. Ne dersiniz?..
- İsrail vurulan yerler ve kayıpları konusunda karartma uygulasa da İran füzeleri sebebiyle oldukça kötü günler yaşadıkları net. Temel gerçek, İran'ın daha dayanıklı olduğu. Birilerinin içeriden devleti yıkmasını beklediği İranlıların daha da kenetlendiklerine şahit oluyoruz… Remzi:
- Savaş uzun sürerse bölge ülkelerine de yayılabileceği yorumları var. Bu konuda ne denilebilir?..
- Bu, bir yönüyle bir tespit. Ama bir başka yönüyle de birilerinin istediği şey. Ancak, İsrail ne kadar istese de ABD ve özellikle de Trump açısından küresel çapta olumsuz etkileri olan savaşın uzun sürmesi ciddi bir problem. İran'la ateşkes görüşmeleri yapıldığına dair açıklamalarla piyasaları yönlendirme çabasını ihmal etmeyen Trump, Kasım'daki ara seçimlerde kaybetmemek için bir an evvel normale dönülmesi gerektiğinin farkında. Pakistan merkezli ateşkes amaçlı bazı görüşmeler var ve umulur ki bir an evvel bir ateşkes sağlanır… Mehmet:
- Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan'ın savaşın uzamaması ve kısa sürede bir ateşkes sağlanabilmesi için ciddi çabaları var anlaşıldığı kadarıyla. Bu arada olup bitenlere yönelik makul ve mantıklı açıklamaları da dikkat çekici… - Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız savaşın en az zararla atlatılması ve yaşananların bundan sonrasını da olumsuz etkilememesi için çok gayret ediyorlar… - ABD üsleri bulunan ülkelere yönelik misillemelerde üsler dışındaki yerlerin vurulmaması yönündeki açıklamalar bununla ilgili olmalı… - Tabii ki. Doğru ya da yanlışlığı ayrı bir mesele olsa da Körfez ülkelerindeki ABD üslerinin temel sebeplerinden birisi İran korkusuydu.
Başta İran, bölgedeki bütün devletlerin düşünmeleri gereken birçok husus var yani… İhsan:
- Evet, bu kadarla iktifa edelim.
Ülkemizde insanların farkındalığını artıran çabaların artarak sürmesi temel derdimiz. Maruz kaldığı haksız ve adaletsiz saldırılara karşı koyan İran'a da Cenab-ı Hakk'tan hayırlı muzafferiyetler dileriz… - Amin…


