Düğün değil, bayram değil!..
Sahur sohbeti için selam vererek yanlarına yerleşen Melih Bey, arkadaşlarına takıldı:
- Sofranın mükemmelliğine bakılırsa İhsan gün boyu acıkmamızı istemiyor galiba?.. Selim:
- Gözlerimizi de doyurmayı hedefliyor bence. Hoş geldin Melih Ağabey. İhsan Ağabey, sahurda yiyeceklerimiz için son dokunuşlarını yapıyor. Ramazan Ayı'na girmemiz vesilesiyle canları sıkılıp laik ataklar geçirenlerin yayınladıkları bildiri ile sohbetimize başlayabiliriz… Araya giren Mustafa:
- CHP'lilerin her zaman inanç ve değerlerimize yönelik saldırılarını kanıksamış olsak da tam Ramazana girerken, CHP'li bir milletvekilinin Kur'an Kurslarına hakaretler savurduğunu da unutmayalım…
- CHP zihniyetinin ıslahının mümkün olmadığını biliyoruz. Milletimizin değerleri ile ilgili konularda zaman zaman hoşa gidecek sözler etseler de İslam Dini ile aralarının hiçbir zaman hoş olmadığı, malum… Mustafa:
- CHP Genel Başkanı'nın da değerlerimizi küçümseme konusunda zihniyet ortaklarından aşağı kalır yanı yok…
- Özgür Özel'in durumu çok zor bu aralar. Haftalık olağan görüşmelerde İmamoğlu'ndan ciddi fırçalar yiyormuş. Yeni Adalet Bakanımız Akın Gürlek'in, duruşmaları yakında başlayacak olan İmamoğlu'nun Silivri Cezaevindeki imtiyazlarını iptal ettirmesi de herhalde işin tuzu biberi. CHP'li milletvekilleri artık canlarının istediğinde gidip İmamoğlu'nu ziyaret edemeyecekler. Haftalık olarak talimatları almaya giden Özgür Özel için bir yasaklama yok sanırım… Mehmet:
- Daha beter olsunlar inşallah. Bu arada CHP zihniyeti yalnız da değil, malum. Kendilerine aydın dedirten 168 kişilik bir güruhun Ramazan'a girerken yayınladıkları 'Laikliği Birlikte Savunuyoruz' başlıklı bildiriyi de görmüşsünüzdür bu arada. Ne dersiniz?.. Araya giren Selim:
- Melih Ağabey, zevzek der herhalde ama bence çok hafif kalır. Her şeyden önce neden 168 kişi olduklarını sormak gerek. Laikliği savunanlar bu kadar azalmış mı? Ya da bildiriyi sipariş verenler ücreti az mı takdir ettiler? Bu ve benzeri sorulara da cevap bulmak gerek… Melih Bey:
- Bu güruh mensuplarının İslam'a yönelik alerjilerinin kripto kimlikli, yani bizden biri gibi gözükseler de başka bir inanca mensup olmalarından mı kaynaklandığı, ciddi bir soru işareti. Ancak durumlarının normal olmadığı söylenebilir Milli Eğitim Bakanlığı'nın, bütün okullarda Ramazan ayı boyunca 'Maarifin Kalbinde Ramazan' adlı etkinlikler düzenlenmesini emreden genelgesi sebebiyle heyheylendiler muhtemelen. Ancak yine de yaptıkları açıklamaya bakıp, 'düğün değil bayram değil…' diye başlayan meşhur sözü hatırlamamak elde değil. Laiklik atağı geçirir gibi açıklama yapan ve çoğu dış mihraklar tarafından fonlandığı bilinen isimlerin güya ABD ve İsrail karşıtlığı yapmaları ise sadece komik… Selim:
- Ne diyorlar ki?..
- Bildiride, 'ülkemizin ABD ve İsrail planları doğrultusunda 'Talibanlaştırma' baskısı altına girdiği', 'Siyasal İslamcı rejimin, ABD ve Trump'ın ipine sarılarak Türkiye'yi Orta Doğu'nun gerici bataklığına sürüklediği' ve 'Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı ortadan kaldırmaya yönelik hamlelerin ivme kazandığı' şeklinde çocukları bile güldürebilecek saçma sapan iddialar var… Mehmet:
- Atatürkçü Düşünce Derneği de Ramazan Genelgesi ile ilgili suç duyurusunda bulunduğuna göre Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin'i sevmeyenler sıraya girmiş demektir. Suç duyurusu da komik. Genelgenin aile mahremiyetini, özel hayatın gizliliğini, din ve vicdan özgürlüğünü ve Anayasa'nın 'demokratik, lâik ve sosyal hukuk Devleti' düzenini zedeleyecek unsurlar içerdiğini iddia etmişler…
- Bildiri yayınlayan ya da suç duyurusunda bulunanların oruç tutma alışkanlıkları olsa, 'dayanamıyorsanız, tutmayın' derdik kendilerine. Anayasa ve yasaların kendisine yüklediği görevleri yerine getirmeye çabalayan Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin hakkında 'Anayasayı İhlal' ve 'Görevi Kötüye Kullanma' iddiasıyla suç duyurusunda bulunanların kafayı yediklerini düşünmemek elde değil… İhsan:

Terörsüz Türkiye …
- Sadece ben mi böyleyim, bilmem. Ama CHP ile ilgili konular açıldığında sinir katsayım hep yükseliyor nedense. Terörsüz Türkiye için kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunu tamamlayıp TBMM'ye sundu. Şimdi sırada ne var?..
- Sırada Terörsüz Türkiye Süreci'nin neticelenmesi ve bir daha ülkemizin benzer süreçler yaşanmaması için, TBMM ve sanırım başka bazı kurum ve kuruluşlar tarafından komisyon raporundaki tavsiyeler ışığında atılacak adımlar var… Remzi:
- Raporun kabulü oy birliği ile olmadı galiba?..
- Rapor, 47 evet, 2 red ve 1 çekimser oyla kabul edildi. Yaklaşık 6,5 ayda hazırlanan raporla ilgili olarak, 'herkesin kendisini bulduğu, ancak hiçbir partinin talebini tam olarak karşılamadığı' şeklinde bir değerlendirme var, biliyorsunuz… Mustafa:
- Raporun detaylarında dikkat çekici neler var?..
- Terör örgütünün silah bırakmasının kritik eşik olarak adlandırıldığı raporda, silah bırakmanın devletin güvenlik birimlerince teyit ve tescilinin, 'hukuki ve politik çerçevenin hayata geçirilmesi için bir başlangıç' olacağı ve toplumsal bütünleşmeyi sağlamak için, 'süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgü, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olacağı' vurgulanıyor. 'Demokratik siyaset zeminini güçlendirici' nitelikte olması gerektiği vurgulanan bu yasanın 'af algısı oluşturmaması gerektiği', önemli bir vurgu… Mehmet:
- Terör örgütü mensupları ile ilgili neler öngörülüyor?..
- Suça karışmayan örgüt üyelerinin topluma kazandırılması önerilirken, suça karışmış olan veya örgütün lider kadrosu ile ilgili somut bir öneri içermeyen rapor, bu hususu TBMM'ye bırakıyor. Ancak Türkiye'ye dönecek örgüt üyeleri için mutlaka adli işlem yapılması gerektiği raporda var... İhsan:
- Aslında daha fazlasını raporu bulup okuyarak öğrenebiliriz. Melih Bey'den şimdi de İran'la ilgili son gelişmeleri dinleyelim…

Olabilir de olmayabilir de!..
- İran'a yönelik bir ABD saldırısı olup olmayacağı, tabir caizse yılan hikayesine döndü. Geçtiğimiz yılın sonunda İran'da ekonomik sebeplerle başlayan ve belli ki sonrasında dış mihrakların uzantılarının işe karışmasıyla büyüyen protestolar bahanesiyle bir ABD saldırısı olup olmayacağını yılbaşından itibaren tartışıyoruz. Şu ana kadar olmadı ve çeşitli diplomatik temaslar da yürütülüyor. İsrail'in ve ABD'deki uzantılarının böyle bir saldırıyı çok istedikleri bilinse de, İran'ın kolay lokma olmadığı ve herhangi bir saldırıya ciddi şekilde karşılık vereceğinin bilinmesi sebebiyle iş ağırdan alınıyor belki… Mustafa:
- Karşılık derken, bu bölgedeki ABD üslerini ve bu arada İsrail'i vurması manasına mı geliyor?..
- Bunların yanında, eğer çok kapsamlı bir saldırı söz konusu olursa, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma ihtimali de var. ABD üslerinin bulunduğu ülkelerin saldırıya karşı oldukları biliniyor. Bu arada İsrail'in de çok rahat olduğu söylenemez. Geçtiğimiz yıl Haziran'daki 12 Gün çatışmalarına benzer bir durum yaşanırsa ciddi şekilde hasar alacaklarını biliyorlar… Mehmet:
- Bu kadar yığınak yapan ve halen de bunu sürdüren ABD'nin vuracağının kesin olduğunu söyleyenler çok. Ne dersiniz?..
- Haklı bir yorum. Ancak, netice olarak İran'a herhangi bir kara harekatı yapmayı düşünmediklerini varsaymak durumundayız. İran bir Venezuela ya da ABD'nin daha önce bir şekilde girebildiği ülkeler gibi değil. Halkın rahatsız olduğu konular olsa da, ABD ya da bir başka gücün ülkeye girmesi durumunda işlerin daha da kötü olacağını biliyorlar… İhsan:
- Her an her şey olabilir yani?..
- Evet, maalesef. Ancak son açıklamalara bakılırsa ABD'nin sınırlı bir harekatla yetineceği de söylenebilir. İş büyür ve üslerin vurulması ve bu arada Hürmüz'ün kapanması gibi bir durum meydana çıkarsa, bu zaten olmadığı bilinen dengeleri iyice bozar… Remzi:
- Hürmüz'ün öneminden bahsetseniz biraz?..
- Hürmüz Boğazı, adeta bir enerji deposu olan Basra Körfezi'ni Umman Körfezi üzerinden Hint Okyanusu'na bağlayan stratejik bir boğaz. En geniş yeri 21 kilometre, ama belirli bir noktada gemilerin geçebileceği genişlik 2 kilometreye kadar iniyor ve orası da İran'ın kontrolünde. Hürmüz'ün önemi, gemilerle günlük 20 milyon varil petrol ve 290 milyon metreküp LNG taşınan bir yer olmasından geliyor. Suudi Arabistan ve Katar'ın ürettiği enerjinin büyük bir kısmı buradan geçmek durumunda. Dünya ticaretinin yüzde 25'ini karşılayan boğazdan geçen petrol ve LNG'nin yüzde 80'inin Asya ülkelerine yüzde 20'sinin de Avrupa'ya taşındığı biliniyor… Mehmet:
- Anlattıklarına bakılırsa, Hürmüz, İran açısından önemli bir koz. Netice olarak hayırlı gelişmeler olması için dua ederek beklemekten başka yapabilecek bir şeyimiz yok, galiba?..
- Öyle. Umulur ki ağır aksak da olsa işleyen diplomatik kanallar sayesinde bir çözüm bulunur. Bütün dünyayı etkileme riski olan bir çatışma söz konusu çünkü… İhsan:
- Evet, imsak vakti yaklaştığına göre sahur yemeğine geçebiliriz. Cenab-ı Hakk'tan, TBMM'de yapılacak düzenlemelerle Terörsüz Türkiye Sürecinin hedefine ulaşmasını niyaz ederiz…
- Amin…