Aç-kapa!
28 Şubat'ta ABDİsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş, 41. gününde ateşkes anlaşmasıyla durmuştu. 15 günlük ateşkes sürecinde ABD ile İran arasında ikinci İslamabad masasının kurulması için başta Pakistan ve Türkiye olmak üzere çeşitli ülkeler arabuluculuk çabası sarf ederken, Hürmüz Boğazı üzerinde manidar, tuhaf ve trajikomik bir bilek güreşi de yaşanıyor. İran, önceki gün Hürmüz Boğazı'nı açtığını açıklamış; ABD Başkanı Trump ise İran'a teşekkür etmiş ve Washington ile Tahran arasındaki görüşmelerin yeniden başlayabileceğini ifade etmişti. Bir gün sonra İran, ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatıldığını bildirdi. Yapılan açıklamada, "Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nın kontrolü önceki hâline geri döndü ve bu stratejik su yolu artık silahlı kuvvetlerin sıkı yönetimi ve kontrolü altındadır" denildi. Trump sert tepki gösterdi. Hürmüz bölgesi 24 saat içinde adeta ateş denizine döndü.
Hürmüz'den geçmeye çalışan gemilere ateş açıldı. Dünya yeniden panikte... Hürmüz Boğazı'nı açmayı başaramayan ABD, İngiltere'nin 1956 yılında yaşadığı Süveyş Kanalı bozgununa benzer bir kaderle karşı karşıya kalabilir. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ya da "aç-kapa" senaryoları, tarihsel olarak 1956 Süveyş Krizi'ni ve onun jeopolitik sonuçlarını hatırlatıyor. 1956 Süveyş Krizi, İngiltere'nin küresel bir süper güç olarak hâkimiyetinin sona erdiği, "güneş batmayan imparatorluk" döneminin kapandığı tarihî bir kırılma noktasıdır. 26 Temmuz 1956'da Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır, İngiliz ve Fransız çıkarlarının kontrolündeki Süveyş Kanalı'nı millileştirdi. İngiltere, Fransa ve İsrail kanalı geri almak için gizli bir plan yaptı. İsrail'in Sina'ya girmesinin ardından İngiliz ve Fransız birlikleri "koruma" bahanesiyle müdahale etti. Ancak İngiltere, bu girişimde ABD'nin ekonomik baskısı ve Sovyetler Birliği'nin sert muhalefetiyle karşılaştı. ABD'nin finansal destek vermemesi ve İngiliz sterlini üzerindeki baskı, Londra'nın geri çekilmesine yol açtı. Bu durum, İngiltere'nin artık ABD'den bağımsız olarak Orta Doğu'da ya da dünyada tek başına hareket edemeyeceğini gösterdi.
Süveyş'i kaybetmek, İngiltere'nin 200 yıllık küresel hegemonyasının sonu olurken, ABD'nin küresel güç olarak yükselişinin önünü açtı. Bugün Hürmüz'ü açamayan ABD'nin de benzer bir prestij ve güç kaybı sürecine girip girmediği tartışılıyor. ABD'nin küresel güç dengelerindeki konumu sorgulanırken, bu durumun bir dönüm noktası olabileceği konuşuluyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim fiilî kapanma noktasına yaklaşırken, Babülmendep Boğazı ile birlikte küresel enerji arz güvenliğini tehdit eden kritik bir tablo ortaya çıkıyor. ABD ile İran arasında bir anlaşma sağlanamazsa, jeopolitik riskler artacak; petrol fiyatlarında ciddi dalgalanmalar yaşanacaktır.
Dünya genelinde enerji ve ticaret akışını etkileyen yaklaşık 50'den fazla kritik deniz geçidi bulunuyor.
Bunlardan bazıları şunlar: Süveyş Kanalı, Panama Kanalı, Malakka Boğazı, Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı, Cebelitarık Boğazı, İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Macellan Boğazı... Bu geçitler, küresel ticaretin can damarlarını oluşturuyor.
SONUÇ: ABD'nin Hürmüz'de ve Babülmendep'te yaşadığı güç kaybı, küresel ticaret yollarındaki hâkimiyetinin zayıfladığı yönündeki tartışmaları artırıyor. Hürmüz ve Babülmendep'te artan kontrol kaybı, sadece askerî değil, aynı zamanda jeopolitik bir kırılmaya işaret ediyor. Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkisinin artmasıyla birlikte, küresel deniz güvenliğinin geleceği de yeniden sorgulanıyor.