Türkiye modeli
Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin kararlı duruşuyla yürütülen "Terörsüz Türkiye" süreci, iç cephemizi tahkim ederek, yıllardır ülkemizin ayağında pranga olan; emperyalist ülkelerin ve istihbarat örgütlerinin aparatı hâline gelmiş bölücü terörü tamamen ortadan kaldırma hedefiyle yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. TBMM Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda son eşiklerden biri daha geçilmiştir. "Terörsüz Türkiye" ortak raporu 47 oyla kabul edilmiştir. AK Parti, CHP, MHP, Yeni Yol, DEM Parti, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi "evet" oyu vermiştir. İki ret ve bir çekimser oy kullanılmıştır. DEM Parti ayrıca muhalefet şerhi koymuştur. Terörsüz Türkiye–Bölge Devlet Projesi'nin mimarı Başkan Erdoğan, valilerle yaptığı toplantıda yeni yol haritasını şu sözlerle açıklamıştır: "Gerek bölgemizde gerekse dünyada risk ve belirsizliklerin dalga dalga yayıldığı kritik bir dönemde, iç cephemizi tahkim etmek amacıyla Cumhur İttifakı olarak tarihi bir adım attık. Terörsüz Türkiye sürecini başlatarak milletimizin ayağına vurulan yarım asırlık kanlı prangayı parçalamak üzere sadece elimizi değil, gövdemizi de taşın altına koyduk. Süreci sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla süreci yönetiyoruz. İnşallah hedeflerimize tek tek ulaşacağız."
TBMM RAPORUNUN RUHU
"Terörsüz Türkiye ve Bölge" hedefi, dönemsel bir söylem ya da konjonktürel bir hamle değil; bir devlet politikasıdır. Bu yaklaşım, vatandaşlarımızın ortak geleceğini garanti altına alma iradesinin sonucudur. Siyaset, bu konuda ilk kez güçlü bir inisiyatif almış; mesele TBMM zemininde bu seviyede sahiplenilmiştir. Bu sürece katkı veren herkes, bu memleketin mayasında kardeşlik olduğunu göstermiştir ve göstermeye devam edecektir. Komisyon çalışmaları; dışarıdan ithal edilmiş yöntemlerle, yabancı bir "göz"ün hakemliğinde ya da dış denetçilerin yönlendirmesiyle değil; tamamen özgün ve millî bir perspektifle yürütülmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, siyasetin çözüm üretme kapasitesini güçlendiren önemli bir örnek ortaya konmuştur. Bu raporun, "Türkiye Modeli" olarak literatüre geçmesi muhtemeldir. Türk- Kürt ilişkilerinin güçlendirilmesi ve kardeşliğin sağlamlaştırılmasına yönelik her çaba; coğrafi ve tarihsel bir kader birliğinin somut tezahürü olarak değerlendirilmektedir. Bu kader birliği, yüzyıllara yayılan derin köklerden beslenen çok katmanlı bir ortaklıktan doğmaktadır. Türkler ve Kürtler kardeş ve kaderdaş halklardır. Kurgulanmış terör faaliyetleri, ülkemize yıllık ortalama en az 140 milyar dolar, en fazla 240 milyar dolar düzeyinde ekonomik kayba yol açmıştır. Süreçte en kritik eşik; PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Tespiti; MİT, Millî Savunma Bakanlığı, TSK ve emniyet birimleri yapacaktır. Raporlar Millî Güvenlik Kurulu'na sunulacaktır. MGK'dan "PKK feshedilmiştir, silahlar toplatılmıştır" şeklinde bir açıklama gelebilecektir.
UMUT HAKKI KONUSU
AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilecek; ayrıca yeni ve etkili mekanizmalar oluşturulacaktır. Kararlara uyum çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir. Belediye başkanının kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda, yerine sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuat düzenlemesi önerilmektedir. Müstakil ve geçici bir kanun ile birlikte; ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden de yararlanılarak hazırlanacak bir düzenleme kapsamında, örgüt mensupları hakkında tasarrufta bulunulabileceği; ancak ilgili kişiler hakkında mutlaka adlî işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ya da genel af algısı oluşturmamalıdır.
Sonuç: Söz artık, aziz milletimizin iradesinin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Terörsüz Türkiye– Bölge sürecinin başarısı için sadece elini değil gövdesini de taşın altına koyan, siyasi istikbalini dahi feda etmekten çekinmeyen Başkan Erdoğan'a ve MHP lideri Devlet Bahçeli'ye şükran borçluyuz. Vatan ve millet yolunda şehit olan kahramanlarımızın aziz ruhları karşısında minnetle ve saygıyla eğiliyoruz