Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 5,1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. Depremin ardından A Haber canlı yayınına bağlanan Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, yaşanan sarsıntıya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Prof. Dr. Ersoy’un açıklamalarında öne çıkan satır başlıkları şöyle:
"Öncelikle bölge halkına geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. İki gün önce A Haber’e bağlanmıştık. O gün 4,5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti. Ardından 4’ün üzerinde 2-3 deprem daha olunca şu değerlendirmeyi yapmıştık:
Bu fay, daha önce de söylediğimiz gibi tektonik kökenli bir deprem değil. Batı Anadolu’daki ince yer kabuğunun altında meydana gelen magmatik zorlanma ve hidrotermal getirimlerin oluşturduğu depremler söz konusu.
Bu tür depremlerin uzun süreli olabileceğini ancak büyük ve yıkıcı depremler üretmeyeceğini ifade etmiştik. Çünkü fayların uzanımı ve merkez üslerine baktığımızda dağınık bir yapı görülüyor. Bu durum tektonik depremlerde gözlenmez; yalnızca volkanik, magmatik kökenli depremlerde görülebilir.
Ayrıca, 4,5 büyüklüğündeki depremle birlikte yeni bir deprem silsilesinin başlamış olabileceğini de söylemiştik. Bugün üçüncü gün olmasına rağmen bölgede sürekli bir aktivite söz konusu. 4’ün üzerinde depremler yaşandı, bugün ise 5,2 büyüklüğüne varan önemli bir sarsıntı meydana geldi.
"BÜYÜK BİR DEPREM BEKLEMİYORUM"
Elbette 5,2 büyüklüğündeki bir deprem, 4 büyüklüğündeki bir depremden enerji olarak yaklaşık 30 kat, hatta daha fazla bir enerjiye sahiptir. Bu nedenle Bursa, İstanbul ve İzmir çevresinde hissedilmesi son derece normaldir. Ancak bu depremler herhangi büyük bir fayla ilişkili olmadığı için açıkçası büyük bir deprem beklemiyorum.
Bu deprem, herhangi bir büyük depremin öncüsü değildir. Üç gün önce başlayan deprem silsilesinin devamı niteliğindedir. Bu durum, depremlerin bir süre daha devam edebileceğini ancak büyük ve yıkıcı depremler şeklinde olmayacağını göstermektedir.
Ben bunu üç gün önce de söylemiştim; bu grup içerisinde çok yıkıcı bir deprem beklemiyorum. Sözlerim yanlış anlaşılmasın; çünkü bu depremler, deprem üretecek büyük bir fayın üzerine denk gelmiyor. Rastgele dağılmış durumdalar. Bu da bize, depremlerin oluşma mekanizmasının magmatik ya da hidrotermal getirimlerin çatlakları zorlaması sonucu ortaya çıktığını ve bu nedenle küçük ölçekli sarsıntılar üretildiğini gösteriyor.
Benzer durumlar daha önce Türkiye’nin farklı bölgelerinde ve Ege Denizi’nde yaşandı. Santorini’de de hatırlanacağı üzere aylarca süren ve binlerce depremden oluşan bir süreç yaşanmıştı. Orada da büyük bir deprem beklentisi oluşmuştu ancak beklenen deprem meydana gelmedi. Benzer şekilde, burada da büyük bir deprem olacağını düşünmüyorum.
Batı Anadolu’da ilerleyen süreçte daha büyük depremler olabilir mi? Elbette olabilir; ancak bunlar tektonik depremler olur. Şu anda yaşananlar tektonik değil ve bu şekilde seyredecektir.
Harita üzerinde de görüldüğü gibi depremler faylara yakın değil, aksine faylardan oldukça uzak ve dağınık bir dağılım sergiliyor. Son üç gündeki depremlerin oluşum noktalarına baktığımızda, hepsinin birbirinden farklı ve düzensiz alanlarda meydana geldiğini görüyoruz. Eğer bu depremler bir fay üzerinde gerçekleşmiş olsaydı, “Acaba büyük bir depremin öncüleri mi?” sorusu gündeme gelebilirdi.
Ancak mevcut tabloda böyle bir sorgulamayı gerektiren bir durum görmüyorum. Daha önce yaptığım değerlendirmeden vazgeçmiş değilim. Büyük faylar üzerinde gelişmeyen bu tür depremler, fay depremlerinin karakteristiğini taşımıyor. Çünkü faylar üzerindeki depremler, uzun süre gerilim biriktirir ve ani bir kırılmayla büyük bir deprem üretir. Buradaki mekanizma bu şekilde işlemiyor.
Bu depremler; yer kabuğunun altındaki sıcak magmatik yapı ve sıcak suların, soğuk ve kırılgan kabuğu aşağıdan zorlaması sonucu meydana geliyor. Adeta yer kabuğuna aşağıdan vurulan bir darbe gibi düşünülebilir. Bu nedenle de belirli bir hat veya çizgi boyunca ilerlemesi beklenmez.
Bu sürecin sağlıklı şekilde değerlendirilmesi için ulusal kurumlar tarafından çeşitli ölçümlerin yapılması gerekir. Yer kabuğunda ne tür değişimler yaşanıyor, sıcak su çıkışlarında artış veya azalma var mı, yeni kaynaklar oluşuyor mu gibi soruların yanıtlanması, bu değerlendirmeleri daha da güçlendirecektir.
Zaten Batı Anadolu’nun jeotermal potansiyelinin yüksek olmasının temel nedeni, yer kabuğunun ince ve çatlaklı yapısıdır. Bu çatlaklar sayesinde yerin altındaki sıcak sular zaman zaman yüzeye çıkmakta ve jeotermal enerji olarak değerlendirilebilmektedir. Aynı yapı, zaman zaman bu tür depremlerin oluşmasına da neden olabilmektedir.
Bu özellikler her bölgede görülmez; özellikle Batı Anadolu bu açıdan oldukça zengin bir potansiyele sahiptir. Bu nedenle söz konusu depremleri, Batı Anadolu’da fay hatları üzerinde gelişen tektonik depremlerden ayrı değerlendirmek gerekir. Görünen tablo, yeni bir deprem silsilesinin başladığını ancak bu sürecin büyük ve yıkıcı depremler şeklinde değil, benzer büyüklüklerde devam edeceğini göstermektedir.