Attila İlhan’ın ardından ‘İstanbul ağrısı’

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
Attila İlhan’ın ardından ‘İstanbul ağrısı’

Ölen birilerinin ardından yazmak zordur; hele sevdiğiniz, hayatınız boyunca bir defa bile olsa yakından görüp onunla konuşmak istediğiniz, hayranı olup artık çok geç kaldığınız o birileri için zordur, ardından yazmak.

Nilüfer TÜRKOĞLU
nilufer.turkoglu@ahaber.com.tr

beni bir kere dövdüler, çok gözlüklüydüm
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor

büyükdere'de dövdüler emirgan ve birileri
senin için dövdüler dişlerimi tükürdüm


11 Ekim 2005'te kalp krizi sonucu yaşamını yitiren şair Attila İlhan'ın ölümünün altıncı yıldönümü.İş çıkışı, kalabalıkları yara yara, tıkabasa dolu metroya binerken aklımdan geçen tek şey; iyi bir başlık bulup şaire yaraşır bir yazı yazmaktı.

Daha 12-13 yaşlarındayken tanıdığım, "Nasıl oluyor da böyle cümleler buluyor?" dediğim bu ustanın ardından, ben nasıl cümleler kuracak, büyük laflar edecektim ki?
Kaç kere yıllar önce TRT 2'de yayımlanan 'Attila İlhan'la Zaman İçinde Yolculuk' programına mektup yazmaya kalkışıp, bir türlü hiçbirini beğenemediğim, sonra da canım sıkıla sıkıla çöpe attığım o mektuplar geldi aklıma… 11 Ekim 2011… Ölümünden bu yana altı yıl geçti. Attila İlhan'dan öğrenip sevdiğim İstanbul'da yaşamaya alışırken, şimdi o yoktu. Onun olduğu bir İstanbul'u yaşayamadan ben, Müjgan'la ağlaştığı o Mahur Beste'yi, Emirgan'da Çay Saati'ni, başından gitmeyen Aysel'ini, Yasak Sevişmeleri, Yağmur Kaçağı'nı ve(ya) Fena Halde Lemanı'nı 'Kurtlar Sofrası'na' bırakıp çoktan gitmişti.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm, karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum. (…)

Attila İlhan’ın ardından ‘İstanbul ağrısı’ - 1

Oktay Akbal 'Şairlere Ölüm Yok' adlı kitabında (henüz Attila İlhan ölmemişken) içlerinde Orhan Veli'nin, Edip Cansever'in de yer aldığı, ölen 13 şair için şöyle der: "(…) Bakarsınız, bir zamanlar dizeleri dillerde dolaşan bir şair zaman içinde unutulur, yıllar geçer adı bile anılmaz, seçkilerde bile rastlanmaz. Ama gelecekte bir gün, bir genç çıkar, bir yeni kuşak belirir, o unutulmuş şairi yeniden keşfeder, önemiyle, büyüklüğüyle gün ışığına çıkarır. Bu yüzden gerçek anlamda ölüm yoktur şairlere, tüm sanatçılara…" Ve işte bu yüzden ölüm yoktur Attila İlhan'a da. Ama 'An gelir, Attila İlhan ölür.'

Attila İlhan'ın şiirleri anlaşılamamaktan uzaktır çoğu zaman. Belirli bir hikayesi, baş rol oyuncuları vardır bu şiirlerin. Üçüncü Şahsın Şiiri'nden Karantinalı Despina'ya ve hatta Jilet Yiyen kız'lara kadar doğru uzanan hikayeler serisi alıp götürür sizi. Bazen şiiri tamamen aşka bulansa da bazen seri cinayet işleyen bir katilin cümlelerini hissedersiniz ensenizde, bazen de en mahrem sözlerin saati başlar; bu gizliden gizliye erotizm içeren şiirleri okurken ağzınız açık kalır, şaşırırsınız. (…)

Çarpılmışım başım sersem
sevdim jilet yiyen kızı
göğsündeki kumrulara değsem
gagaları zehirli kırmızı

Attila İlhan'ı bilmek, Attila İlhan okumak, sadece 'Ben Sana Mecburum'la tıkanıp kalmaz. Attila İlhan'ı anlatmak için 'kaptan şapkası' da yeterli olmaz. Sahaflara gidin. Bilgi Yayınevi'nden çıkan saman kağıtlı Attila İlhan şiirlerini alın. Varsın iki kitap alacak paranız olsun; gidin Bela Çiçeği'ni alın, Böyle Bir Sevmek'i alın. Usul usul okuyun.

Sonra, İstanbul'da, İstanbul gibi yaşayan 'çok gözlüklü' kaptan ile birlikte 'sokak lambaları öksüren' o sisler bulvarı'nda yola koyulun.

Mobil uygulamalarımızı indirin