Şiirlerle süslenen tarihi adetler: Osmanlı’da Ramazan kültürü ve edebiyatı
Osmanlı'da Ramazan yalnızca oruç ayı değildi; sadaka taşlarından zimem defterlerine, diş kirasından mahyalara uzanan incelikli geleneklerle toplumsal dayanışma güçlenir, hilâl gözlemiyle başlayan heyecan edebiyata ramazaniyyeler olarak yansırdı.
Onur Çetin'in Türk Ekini Dergisi'nde yayımlanan "Geçmişten Bugüne Ramazan Gelenekleri ve Geleneklerin Yaşatılarak Geleceğe Aktarılmasına Dair Öneriler" başlıklı çalışmasına göre Osmanlı, Ramazan-ı Şerif'i baş tacı ederdi. Ay gelince yalnız takvim değişmezdi; çarşıdan saraya, mahalleden medreseye kadar her yerde farklı bir hava eserdi.
🪨 SADAKA TAŞLARI: İNCELİĞİN SEMBOLÜ
Osmanlı şehirlerinde cami avlularında, vakıf bahçelerinde ya da fakir mahallelerde bir metreye yakın, üstü oyuk taşlar bulunurdu. Sadaka taşları, ihtiyacını dile getiremeyenlere destek olmak için düşünülmüş zarif bir çözümdü. Yardım yapmak isteyenler, gece vakti kimse görmeden parayı bırakırdı.
İhtiyaç sahibi ise yalnızca gereksinimi kadarını alırdı. Alan da veren de birbirini bilmezdi. Ramazan ayında bu taşlar daha da önem kazanır, yardımlaşma görünmez bir köprüyle sürerdi.
📒 ZİMEM DEFTERLERİ: BORÇ SESSİZCE SİLİNİRDİ
Mahalle bakkallarındaki veresiye defterleri, Ramazan'da hayır sahiplerinin uğrak yeriydi. Varlıklı kişiler bakkala gider, zimem defterindeki borçların bir kısmını ya da tamamını kapatırdı. Kimin borcunun ödendiği bilinmezdi. Borcu ödeyen de borcu ödenen de birbirini tanımazdı ama dua ortaktı.
🎁DİŞ KİRASI: NEZAKETİN İKRAMI
Ramazan'a özgü geleneklerden biri de diş kirasıydı. Maddi durumu iyi olanlar iftara davet ettikleri kişilere yemek sonrasında hediyeler verirdi. Bu hediyeler kadife keseler içinde gümüş, akçe, altın veya tespihlerden oluşurdu. Amaç yoksullara destek olmaktı. Bu geleneğe Osmanlı sultanları da iştirak etmiştir
🍲 İFTAR SOFRASI VE TOP ATIŞI
Ramazan'da iftar geleneği büyük bir hassasiyetle uygulanırdı. Oruç açma iki aşamalıydı. İlk bölümde iftariyelikler ve su ile oruç açılır, ardından akşam namazı kılınırdı. Namazdan sonra çorbayla başlayan ana yemek faslına geçilirdi. Bu uygulama hem ibadetin vaktinde eda edilmesini sağlar hem de saatlerce aç kalan bedenin birden ağır yemekle zorlanmasını engellerdi.