Önünden geçiyoruz ama bilmiyoruz! İstanbul’un tarihi apartmanları ve hikayeleri
İstanbul'un ruhu yalnızca saray ve camilerde değil, hikayeleriyle yaşayan apartmanlarında saklı. Botter'den Mısır'a, Ragıp Paşa'dan Tayyare'ye uzanan bu yapılar; bir terzinin hayalini, bir paşanın vizyonunu ve yangınzedelerin dramını anlatır.
İstanbul'u anlamak için sadece saraylara, camilere ya da müzelere bakmak yetmez. Bu şehir, apartmanlarının pencerelerinde, merdiven boşluklarında ve taş süslemelerinde de geçmişini saklar. Beyoğlu'ndan Moda'ya, Laleli'den Galata'ya uzanan birçok yapı; imparatorluk yıllarından Cumhuriyet'e, savaşlardan balolara kadar sayısız ana tanıklık etti. İşte İstanbul'un tarihine sessizce ışık tutan o yapılar.
🎨 Art Nouveau'nun Öncüsü: Botter Apartmanı
İstiklal Caddesi'nde, İsveç Konsolosluğu'nun hemen yanında yer alan Botter Apartmanı, İstanbul'daki art nouveau akımının ilk temsilcisi olarak kabul edilir. Hollanda asıllı terzi Jean Botter'in isteğiyle, dönemin ünlü mimarı Raimondo D'Aronco tarafından inşa edilmiştir. Yedi katlı bina hem konut hem de terzihane olarak tasarlanmıştır.
Sultan II. Abdülhamid'in özel terzisi olan Botter, burada uzun yıllar yaşamış ve çalışmıştır. Binanın cephesindeki taş süslemelerin her biri D'Aronco tarafından tek tek çizilmiş, geometrik motifler, bitkisel bezemeler ve Medusa başlarıyla zenginleştirilmiştir. Botter ailesinin İstanbul'daki yaşamı genç oğullarının ölümüyle son bulmuş, aile apartmanı satarak Paris'e yerleşmiştir.
🌊 Haliç'e Bakan Trajik Bir Hikaye: Frej Apartmanı
Şişhane'de Bankalar Caddesi ile Meşrutiyet Caddesi'nin kesişim noktasında yer alan dört katlı Frej Apartmanı, klasik Avrupa mimarisinin görkemli örneklerinden biridir. Lübnanlı Selim Hanna Frej tarafından yaptırılan bina uzun süre ailenin mülkiyetinde kalmıştır. Cephede yer alan çocuk figürlerinin Frej ailesinin çocuklarını temsil ettiği rivayet edilir.
Ailenin kızı Angel, evlilik sonrası Aysel adını alarak sosyete yaşamını sürdürmüş; ancak eşi Feridun Dirimtekin'in emekliliğiyle başlayan ekonomik ve sosyal değişim, Feridun Bey'in geçirdiği kaza ve kısa süre sonra ölümüyle daha da ağırlaşmıştır. Miras kavgaları, evdeki antikaların çalınması ve Aysel Hanım'ın akıl hastanesine ardından huzurevine gönderilmesi süreci trajik bir sona dönüşmüş, o da eşine benzer bir şekilde ayağını kırdıktan kısa süre sonra hayatını kaybetmiştir.