Dijital tuzak çocukların ellerinde! Yapay zeka tehlikesine dikkat
2010 sonrası doğan "Alfa Kuşağı" tablet ve telefonların gölgesinde büyürken, yapay zekâ sinsi bir "sırdaş" kılıfıyla odalarına kadar sızdı! Ebeveynler büyük bir korku içinde şu soruyu soruyor: Çocuklarımız o yapay zekâ robotlarına en mahrem sırlarını mı veriyor, yoksa birilerinin algı operasyonuna mı maruz kalıyor?
Alfa kuşağı olarak adlandırılan, 2010– 2025 yılları arasında doğan çocuklar, teknolojiyi öğrenmeden değil, onunla birlikte büyüyerek hayata adım atıyor. Akıllı telefonlar, tabletler, çevrimiçi oyunlar ve yapay zekâ destekli uygulamalar bu kuşağın günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası hâline gelirken; ebeveynlerin aklındaki en kritik soru da giderek daha yüksek sesle soruluyor: Çocuklarımız yapay zekâyla ne konuşuyor, ne öğreniyor ve neye maruz kalıyor? ChatGPT benzeri yapay zekâ sistemleri, çocuklara saniyeler içinde yanıt veriyor, sesli asistanlar tek bir komutla müzik çalıyor, sorulara cevap veriyor.

Ancak uzmanlara göre bu hız ve kolaylık, her zaman güvenli anlamına gelmiyor. Çünkü yapay zekâ, çocukların gözünde çoğu zaman bir uygulamadan öteye geçerek, konuşulan, danışılan ve hatta güvenilen bir dijital varlık hâline dönüşebiliyor. Bilişim uzmanları, yapay zekânın bilinçsiz kullanımının çocuklar açısından bilgi kirliliği, yanlış yönlendirme ve gizlilik riskleri doğurabileceğine dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre asıl mesele, yapay zekâyı hayatın dışına itmek değil, evin içine giren bu sessiz misafiri doğru tanımak ve yönetmek. Özellikle sağlık, ruhsal iyilik hâli ve güvenlik gibi hassas konularda yapay zekâdan alınan yanıtların tek başına yeterli olmayabileceği vurgulanıyor. Çocukların bu alanlarda aldığı bilgileri sorgulayamaması ise riskleri artırıyor. Bu noktada ebeveyn rehberliği, dijital güvenliğin en önemli ayağını oluşturuyor.


