ABD’nin sözde “özgürlük” operasyonları: Vietnam’dan Irak’a uzanan kanlı zincir

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber | ahaber.com.tr Haber Merkezi
ABD’nin sözde “özgürlük” operasyonları: Vietnam’dan Irak’a uzanan kanlı zincir

Soğuk Savaş'tan emperyalist emelleri için dünya çapında kana bulayan Amerika Birleşik Devletleri, Vietnam'dan Panama'ya, Irak'tan Libya'ya kadar onun müdahalelerine bir "kılıf" uyurdu. Kimi zaman komünizmle mücadele, kimi zaman demokrasi ve insan hakları söylemi, kimi zaman da kitle imha silahları iddiaları gerekçe gösterildi. Ancak bu müdahalelerin ardından birçok ülkede uzun süreli istikrarsızlık, çatışma ve insani krizler yaşandı. "Özgürlük" yalanıyla pazarlanan kirli işgal planlarının arka planını ve sonuçlarını A Haber analiz etti.

Soğuk Savaş'tan 11 Eylül'e, Körfez'den Kabil'e kadar uzanan süreçte Amerika Birleşik Devletleri, her askeri müdahalesini farklı gerekçelerle savundu. Kimi zaman "komünizm tehdidi", kimi zaman "demokrasi", kimi zaman ise "kitle imha silahları" öne sürüldü. Ancak geride kalan tablo; milyonlarca ölü, yerle bir olmuş şehirler ve derin insani krizler oldu.

VİETNAM: "DOMİNO ETKİSİ" KORKUSU

Uzun yıllar Fransız sömürgesi olan Vietnam, II. Dünya Savaşı sonrası bağımsızlık mücadelesine girişti. Fransa'ya karşı kazanılan zaferin ardından ülke ikiye bölündü: Çin ve Sovyetler Birliği destekli Kuzey Vietnam ile ABD destekli Güney Vietnam.

1960'lı yıllarda Washington yönetimi, komünizmin Güneydoğu Asya'da domino etkisi oluşturacağı iddiasıyla savaşa doğrudan dahil oldu. Dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Kongre'den destek isterken, "Derhal Kongre'den, hükümetimizin Güneydoğu Asya'da özgürlüğü desteklemek ve barışı savunmak için gerekli tüm önlemleri alma kararlılığında birleştiğini açıkça belirten bir kararname geçirmesini talep edeceğim" ifadelerini kullandı.

Yaklaşık 20 yıl süren savaşta 1 milyondan fazla sivil hayatını kaybetti. ABD 58 bin asker kaybıyla geri çekildi. Kuzey ve Güney Vietnam birleşti. Plan çöktü, bedel ağır oldu.

PANAMA: ESKİ AJANA OPERASYON

Takvimler 1989'u gösterdiğinde hedef bu kez Panama'ydı. Stratejik öneme sahip Panama Kanalı ABD için hayatiydi. Ülkenin lideri Manuel Noriega, yıllarca ABD tarafından eğitilmiş ve CIA ile çalışmıştı. Ancak çıkarlar çatışınca hedef haline geldi.

ABD'li bir yetkili, "Bay Noriega ile ciddi müzakereler yapmamız gerektiğini düşünüyorum... Eğer onun gitmesini sağlamak için iddianamelerin kaldırılması gerekiyorsa bunu düşünürüm" sözleriyle operasyonun perde arkasını aktardı.

20 Aralık 1989'da ABD uçakları Panama'yı bombalamaya başladı. 300'den fazla uçak 422 bomba bıraktı. Binlerce kişi öldü, on binlerce kişi evsiz kaldı. Noriega yakalanarak ABD'ye götürüldü.

KÖRFEZ SAVAŞI: PETROL VE KOALİSYON

2 Ağustos 1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgaliyle yeni bir savaş başladı. Dönemin ABD Başkanı George H. W. Bush, "Amerika Birleşik Devletleri ve koalisyon müttefikleri, Saddam Hüseyin'e karşı Birleşmiş Milletler kararlarını uygulamaya kararlıdır" sözleriyle operasyonu duyurdu.

Operasyonun adı "Çöl Kalkanı" oldu, ardından "Çöl Fırtınası"na dönüştü. 35 ülkeden oluşan koalisyon Irak'ı yoğun bombardımana tuttu. 100 saatlik kara harekâtının ardından Kuveyt kurtarıldı. Ancak Irak ağır yaptırımlarla baş başa kaldı; yanan petrol kuyuları ve milyonlarca mülteci geride kaldı.

11 EYLÜL VE AFGANİSTAN: "KALICI ÖZGÜRLÜK"

11 Eylül 2001 saldırıları sonrası ABD yeni bir döneme girdi. Dönemin Başkanı George W. Bush, "Ulusumuza yönelik terörizm cezasız kalmayacaktır" sözleriyle Afganistan operasyonunun sinyalini verdi.

"El Kaide ve Taliban hedefte" denildi, operasyonun adı "Kalıcı Özgürlük" oldu. 20 yıl süren savaşın ardından 2021'de ABD çekildi. Taliban kısa sürede yeniden yönetimi ele geçirdi. Geriye derin bir insani kriz kaldı.

IRAK 2003: KİTLE İMHA SİLAHLARI

20 Mart 2003'te ABD ve İngiltere Irak'ı vurdu. Gerekçe çarpıcıydı: Saddam Hüseyin'in kitle imha silahları.

George W. Bush, "Irak'ı silahsızlandırmak, halkını özgürleştirmek ve dünyayı büyük bir tehlikeden korumak için askeri operasyonların ilk aşamalarındayız" sözleriyle müdahaleyi duyurdu.

Ancak Birleşmiş Milletler denetçileri somut kanıt bulamadı. Bağdat düştü, Saddam Hüseyin yakalandı ve 2006'da idam edildi. Fakat iddia edilen silahlar hiçbir zaman bulunamadı. Irak mezhep çatışmaları, terör örgütleri ve büyük bir insani krizle baş başa kaldı.

ARAP BAHARI VE LİBYA

2011'de Tunus'ta başlayan Arap Baharı Libya'ya sıçradı. Hedefte Muammer Kaddafi vardı. Müdahalenin gerekçesi sivilleri korumaktı. Ancak operasyon uzun yıllar sürecek bir istikrarsızlığın kapısını araladı. Aylar süren çatışmaların ardından başkent Trablus düştü. Libya lideri Muammer Kaddafi yakalandı ve linç edilerek öldürüldü. 42 yıllık Kaddafi dönemi de sona erdi.

Bir daha Libya'da istikrar sağlanamadı. Devlet kurumları çöktü, silahlı gruplar güç kazandı. Ülke fiilen bölündü; göç krizi, iç savaş ve siyasi parçalanmayla baş başa kaldı. Libya'ya Batı müdahalesi sonrasında vaat edilen demokrasinin ise kalıcı şekilde tesis edilemediği yönünde değerlendirmeler yapıldı.

BİR COĞRAFYADA ABD'NİN ASKERİ VARLIĞI SÜRÜYOR

Orta Doğu'dan Pasifik'e uzanan geniş bir coğrafyada ABD'nin askeri varlığı sürüyor. Öyle ki, bazı operasyonlar bir ülkenin devlet başkanını hedef alacak kadar ileri boyutlara ulaştı. Bugüne kadar tanıklık edilen müdahalelerde gerekçeler farklı şekillerde ifade edilse de, eleştirmenler bu adımların çoğu zaman doğal kaynaklara erişimle ilişkilendirildiğini savunuyor.

ORTAK NOKTA: GEREKÇE DEĞİŞTİ, SONUÇ DEĞİŞMEDİ

Donald Trump döneminde ise enerji kaynakları ve ulusal çıkarlar konusundaki söylemler daha açık ve doğrudan bir dille dile getirildi. Gerekçeler değişse de yöntemlere yönelik tartışmalar bitmiyor. Vietnam'dan Irak'a, Afganistan'dan Suriye'ye uzanan süreçte Amerikan başkanları farklı dönemlerde farklı argümanlarla küresel güvenlik rolünü sürdürdü. Ancak geride çoğu zaman istikrarsızlık, yıkım ve cevapsız sorular kaldı.

Bu müdahaleler gerçekten küresel güvenlik için mi yapılıyor, yoksa ulusal çıkarlar mı belirleyici oluyor? Tartışma hala devam ediyor.

Mobil uygulamalarımızı indirin