Aynı zamanda doktorsunuz. Mesleğinizi yapmadığınız için pişmanlık duydunuz mu? "Keşke aktörlük yerine doktorluk mesleğine devam etseydim" dediğiniz oldu mu?
Doktorluk yaptım. Hatta kaç yıl Anadolu'da hiçbir kadının çıplak etine iğne yapamadım, hep şalvar üstü. Penisilin bile yoktu. Kızamıktan çocuklar ölüyordu. Antibiyotik ve hiçbir laboratuvar yoktu. Klinik hekimlikte bizi iyi yetiştirdiler. Beş duyuyla teşhis koymak önemli. Klinik hekimlik şimdi kalmadı. Geçen gün bacaklarımda şişme oldu, doktora gittik, doktor gelip bakmadı bile. O tahlil, bu test yönlendirdiler. Biz bakar incelerdik. Kitabımda yazmıştım. Bir köye gittik, 35 yaşlarında bir kadın feryat içinde doğum yapıyor. Ben müdahale ettim, kocası da, babası da bana silah çekti. Mahrem diye bana müdahale ettirmediler. Sabaha kadar feryatlar çeken kadın ve bebeği öldü. Kitabımın sonunda şu ifadelere yer vermiştim: "Ben doktorum." Buna benzer çok olayla karşılaştım, Anadolu'nun gerçeklerini içten yaşadım.
İNSANLAR ANDROİD GİBİ OLDU
Günümüzde insanlar ünlü olmak için çabalıyor ama bu geçici oluyor. Şöhreti yaşayan insanlar birkaç yıl sonra unutulup gidiyor.
Şöhrette kalıcılığı yakalayabilmek için siz ne önerirsiniz? İnsanlar bir dönem şöhret olmak için Survivor'a gitti. Türk halkı aslında garip bir halk.
Büyükşehirlerde çok çabuk kişiliğini, geleneğini, o yaşama biçimini kaybediyor. Çok hızlı yaşıyor. Çok çabuk aşık olup çok çabuk ayrılıyor.
Bütün değerlerin altüst olduğu şaşkınlık veren bazı insanlar çıkıyor sosyal medyada. Bunu meslek edinen kadınlar gördüm. Saçıyla, kıyafetiyle dikkat çekiyorlar.
Ama Türk halkının bir özelliği vardır. Kendisine kötü davrananı reddeder, ilgisini keser. Yenisi gelince hemen ona güvenir.
Görsellik çok dikkat çekiyor. Dış görüntüyü daha iyi hale getirmek için insanlar çeşitli bakımlar, estetikler yaptırıyor. Erkeklerde de en fazla yapılan estetik, saç ekimi ve saç bakımıyla alakalı. Saçlarınızı korumak için sizin özel bakımınız var mı?
Şimdi erkekler kaşlarıyla bile oynuyor. Hayret ediyorum. Bu bir ambalaj, kutunun içinde bir şey yok, değer yok. Giderek insanlar android oldu. Yarı insan, yarı robot oldu. Teknoloji insanları o hâle getirdi. Hiçbir şey özde değerli değilse, bir anlam taşımıyorsa, yüreklere dokunmuyorsa var olamaz. Birtakım şöhretler çıkıyor. O kadar çok sanatçı var ki. Kalıcılığı yakalamak istiyorsan halkla beraber olacaksın. Mesela şarkıcılar var. Onlara diyorum ki "Çıkın Anadolu'ya karış karış gezin." Ben türküleri topladım. Öyle içerikler vardı ki. Mesela "Bana bir mendil işle, gönder. İşlediği zaman eli değiyor. İçine elma koy, birini dişle, gönder. Elmaya dudağı değiyor yârin." Yahu biz ham çökelekte iki sene göbek attık. Kemal Tahir der ki; "Bir halkın türkülerini bana dinlet, ben o halkın ne olduğunu söylerim." Şarkıcılar halkla yatacak, dertleşecek, konuşacak, türkülerini dinleyecek.
Bir köy hayatını iki gün yaşasalar hayata bakışları değişir.