ABD-İran krizinde geri sayım: Küresel ekonomiyi sarsacak "48 saatlik" eşik
Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nde tansiyon yeniden zirveye çıktı. İran’ın ABD tankerine el koyma girişimi ve Washington’un İran’a ait bir İHA’yı düşürmesi, bölgeyi sıcak çatışmanın eşiğine taşıdı. Trump yönetiminin “zaman kazanma” stratejisinin ardındaki riskler ve Tahran rejiminin içerde yaşadığı tükenmişlik yeniden tartışmaya açıldı. SETA Araştırmacısı Doç. Dr. Muhammed H. Mercan, A Haber’de olası “48 saatlik şok saldırı” senaryolarını ve rejim değişiminin önündeki ideolojik bariyerleri tüm boyutlarıyla değerlendirdi.
Ortadoğu'da dengeler bir kez daha tehlikeli biçimde sarsılıyor. İran'ın ABD tankerine yönelik hamlesi ve Washington'un buna askeri karşılık vermesiyle Hürmüz hattı yeniden küresel krizin merkezine oturdu. ABD ile İran arasında kontrollü gerilim mi yoksa daha sert bir hesaplaşma mı yaşanacağı sorusu gündemdeki yerini korurken, A Haber'de Trump yönetiminin olası senaryoları ve Tahran rejiminin iç kırılganlığı mercek altına alındı.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA NAVTEX SAVAŞLARI
Ortadoğu'nun can damarı Hürmüz Boğazı'nda sular durulmuyor. ABD basınından sızan bilgilere göre İran, Hürmüz Boğazı'nda bir ABD tankerine el koyma girişiminde bulundu. Ancak bu hamle, bölgede teyakkuzda bekleyen ABD savaş gemileri tarafından anında engellendi. Gerilim bununla da sınırlı kalmadı; Umman Denizi'nde Amerikan uçak gemisine yaklaşan İran'a ait bir insansız hava aracı (İHA), ABD ordusu tarafından vurularak düşürüldü. İsmi açıklanmayan bir ABD'li yetkili, tehdit oluşturan İHA'nın imha edildiğini doğrularken, bu sıcak temas bölgedeki "test sürecinin" ne kadar tehlikeli bir boyuta ulaştığını gözler önüne serdi.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"İKİ TARAF DA BİRBİRİNİ TEST EDİYOR"
Bölgedeki bu kritik hareketliliği değerlendiren SETA Araştırmacısı Doç. Dr. Muhammed H. Mercan, "Trump'ın zaman kazanıp kazanmadığını şu aşamada net biçimde kestirmek zor. Ancak ortada açık bir süreç olduğu görülüyor. Bu süreç, İran'daki rejimle yürütülebilecek bir müzakerenin en azından ABD'nin istediği çerçevede sonuçlandırılması ve İran'da yapısal bir krize evrilmeden yönetilmesi hedefini taşıyor. Şu an iki taraf da birbirini test ediyor" sözleriyle sahadaki psikolojik savaşa dikkat çekti. Mercan ayrıca, İran'ın askeri kapasitesine vurgu yaparak, "12 Gün Savaşı sırasında Tahran yönetiminin işgal devletine karşı kullandığı füzelerin bölgesel dengeleri etkileyebildiği görüldü. ABD'nin savunma manevralarına rağmen İran, gerektiğinde hedeflerini vurabildiğini ortaya koydu ve önemli bir askeri kapasite sergiledi" ifadelerini kullandı.
TAHRAN REJİMİ İÇİN "KONTROLLÜ SALDIRI" CAN SİMİDİ OLABİLİR
İran rejiminin içeride yaşadığı derin krize rağmen ayakta kalma stratejilerini analiz eden Muhammed H. Mercan, "Ciddi bir tükenmişlikle karşı karşıya olan bir rejim gerçeği ortada. Tahran yönetimi, meşruiyetini koruyarak toplumsal konsolidasyonu sağlayacak şekilde bu krizden çıkmak istemektedir. Bu nedenle ABD ile yaşanan gerilimi kontrollü bir düzeyde tutmak İran'ın çıkarına olabilir. Hatta kontrollü bir Amerikan saldırısı, rejimin içeride muhalefeti bastırması ve toplumsal birliktelik oluşturması açısından işlevsel bir araç haline dahi gelebilir" değerlendirmesinde bulundu. Mercan, İran'ın vekil güçler stratejisinin de çöktüğünü belirterek, "Ekonomik gerçeklikler ve toplumsal destek eksikliği bu yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. On yıl önce var olan toplumsal desteğin bugün büyük ölçüde eridiği görülüyor" sözleriyle rejimdeki çatırdamanın boyutunu aktardı.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
TRUMP'IN RİSK HESABI: 48 SAATLİK KRİTİK EŞİK
ABD Başkanı Trump'ın masasında çok yönlü bir risk analizi olduğunun altını çizen Mercan, "Trump'ın ciddi bir risk hesabı yaptığı göz ardı edilmemeli. Zaman kazanma yaklaşımı, ABD'nin süreci en az zararla nasıl çıkacağıyla ilgilidir. Zira 24–48 saat içinde İran'daki mekanizmaları felç edecek çok yönlü bir şok saldırısı gerçekleştirilemezse, süreç ABD'nin bölgedeki varlığını tehdit eden bir boyuta evrilebilir. Bunun küresel ekonomi üzerindeki baskısı ise yalnızca ABD'yi değil, Avrupa'yı da derinden etkileyebilir" uyarısında bulundu. Olası bir çatışmanın Irak ve Suriye'deki dengeleri de altüst edeceğini ifade eden Mercan, "Irak'ta Bağdat üzerinden süren rekabet ve Şam'da oluşmaya başlayan yeni düzen, sahada öngörülmesi güç gerçeklikler doğurabilir" ifadelerini kullandı.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
REJİM DEĞİŞİKLİĞİ SADECE TASFİYEYLE MÜMKÜN DEĞİL
Son olarak İran'ın sosyo-politik yapısının sadece dış müdahaleyle değişmeyeceğine vurgu yapan Doç. Dr. Muhammed H. Mercan, "İran rejimi ciddi bir yıpranmışlık yaşıyor ancak Şii siyasal düzen tasavvurunun şekillendirdiği bir toplumda, yalnızca birkaç kilit ismin tasfiye edilmesiyle köklü bir rejim değişikliği sağlanması mümkün değildir. Bugün Mahmud Ahmedinejad dahi rejim eleştirisi yapsa da Şii siyasal düzen fikrinden bütünüyle kopmuş değildir. Toplum genelinde rejimi tamamen ortadan kaldıracak bir motivasyonun oluştuğunu söylemek zor" diyerek ABD'nin ileride yeni meydan okumalarla karşılaşabileceğini belirtti.
Mercan, "Trump, ABD'nin en yüksek kazançla çıkabileceği bir yol arayışındadır. Bu arayışın sonuçları önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkacaktır" sözleriyle kritik sürecin altını çizdi.