Savaş gerilimi altını vurdu Uzmanı A Haber'de uyardı: "Komplo teorilerine inanmayın"

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber | ahaber.com.tr Haber Merkezi
Savaş gerilimi altını vurdu Uzmanı A Haber'de uyardı: "Komplo teorilerine inanmayın"

ABD–İran hattında yaşanan savaş gerilimi, piyasalarda etkisini sürdürüyor. Geçtiğimiz günlerde 8 bin TL seviyelerini zorlayan gram altın, artan gerilimin ardından 6 bin TL’ye kadar geriledi. A Haber’e konuk olan ekonomist Üzeyir Doğan, yatırımcılara uyarılarda bulunarak, özellikle son dönemde yayılan spekülasyonlara kapılmamaları gerektiğini vurguladı. Doğan, altın ve diğer emtialarla ilgili “Amerikan hegemonyası sona eriyor” söylemlerinin komplo teorisi niteliğinde olduğunu belirterek, yatırımcıları temkinli olmaları konusunda uyardı.

Küresel piyasalarda gözler, ABD–İran hattında tırmanan savaş gerilimine çevrildi. Jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte finans piyasalarında sert dalgalanmalar yaşanırken, güvenli liman olarak görülen altın da bu hareketlilikten nasibini aldı.

Son günlerde rekor seviyeleri test eden gram altın, yaşanan gelişmelerin ardından hızlı bir geri çekilme yaşadı. Peki bu sert hareketin arkasında hangi küresel dinamikler var? A Haber'e konuk olan ekonomist Üzeyir Doğan, piyasaların seyrine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Ekonomist Üzeyir Doğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başlıkları şöyle:

Aslında bu, hep konuşulan konulardan biri. "Amerikan hegemonyası sona erecek, doların ya da diğer rezerv paraların hâkimiyeti bitecek; altın, gümüş ve diğer emtialar öne çıkacak" şeklinde bir algı var. Ancak biz bu hikâyeyi defalarca dinledik. Açıkçası bunu bir komplo teorisi olarak bir kenara not etmek gerektiğini düşünüyorum; çok da ciddiye alınması gerektiği kanaatinde değilim.

Benzer bir durumu 2008'de yaşadık. ABD'deki mortgage krizi, belki de Büyük Buhran'dan sonra yaşanan en büyük finansal krizdi. Batmaz denilen bankalar ve sigorta şirketleri çöktü; bir kısmı devlet tarafından kurtarıldı, bir kısmı ise batırıldı. Devamında, 2011 sonrası süreçte dalgalanmalar başladı ve Avrupa'da bir bankacılık krizi gördük. Yunanistan örneğinde olduğu gibi borç ödeyememe sorunları ortaya çıktı.

Bu süreçlerde de "Dolar artık rezerv para olamaz, euro da olamaz; başka bir şey bulmamız lazım, bu altın olabilir" denildi. Sonrasında kripto paralar gündeme geldi. Ancak dönüp dolaşıp yine klasik parasal sistemin işlediğini gördük. Ben burada da benzer bir tablo oluşacağı kanaatindeyim. Dalgalanmalar olabilir; ancak arkasında bir devlet gücü, bir otorite ve askeri caydırıcılığı olmayan bir ürünün —ister kripto para ister altın ve gümüş olsun— tek başına küresel finansal sistemi kalıcı biçimde şekillendirebileceğine inanmıyorum.

Eğer bir gün Amerikan hegemonyası sona ererse, onun yerine gelecek ülkenin hegemonyası ve para birimi kullanılır. Ancak bunların kalıcı trendlere dönüşeceğini düşünmüyorum. Bu nedenle başta altın ve gümüş olmak üzere emtia piyasalarında çok dikkatli olunması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü bu alanlarda ciddi bir köpük oluştu.

Borçlananlar açısından belki çok büyük bir sorun olmayabilir; düşüşler, borcu yerine koymak için fırsat yaratabilir. Ancak asıl tehlike, sadece "yükseliyor" diye, hiçbir temel bilgiye sahip olmadan ve bazı yönlendirmelerle tüm birikimini bu ürünlere yatıranlar için geçerli. "Ne bulursanız alın, altın alın, gümüş alın, çağ kapandı" gibi söylemlerle insanların son varlıklarını bu piyasalara yönlendirmesi ve ardından düşüşü izlemek gerçekten üzücü.

Benim önerim şu: Bir ürünün fiyatını neyin etkilediğini, üretim ve çıkarma maliyetlerini, fiyatların hangi dinamiklerle belirlendiğini araştırmadan alım yapılmamalı. Biraz daha temkinli olunmalı.

Türk halkı açısından 2025'te gerçekten iyi bir dönem yaşandı. Yastık altı altın birikimi oldukça fazla. Bu birikimin bir kısmını realize etmeyi de bilmek gerekiyor. Hiçbir ürün sonsuza kadar yükselmez ya da düşmez. Anlamlı getiriler oluştuğunda kâr realizasyonu yapıp farklı enstrümanlara yönelmek önemlidir.

Maalesef bizde "en tepeden alma, en dipten satma" alışkanlığı var. Bunu hisse senedi piyasasında da sıkça görüyoruz. Ne çok yükseldiyse onun peşinden gidiliyor ve sonrasında ciddi hayal kırıklıkları yaşanıyor."

Mobil uygulamalarımızı indirin