Kalyon'dan yenilenebilir enerjide hedef 10 milyar dolarlık yatırım
Yenilenebilir enerjide önemli adımlar atan Kalyon Holding, International Energy Holding ile arasındaki stratejik iş birliği anlaşması sonucu önümüzdeki 5 yıl içerisinde 10 milyar doları aşan yenilenebilir enerji yatırımı hedefi koydu. Kalyon Holding CEO'su Mustafa Koçar konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Kalyon PV'nin kararını aldığı ve çalışmalarına başladığı 2024 yatırımlarının toplam değeri ise 100 milyon dolar." dedi.
Kalyon Holding Üst Yöneticisi (CEO) Mustafa Koçar, International Holding Companynin iştiraki International Energy Holdingin Kalyon Enerji'nin yüzde 50'sine ortak olduğunu, bu stratejik anlaşmayla gelecek 5 yıl içinde 10 milyar doları aşan yenilenebilir enerji yatırımı yapmayı değerlendirdiklerini belirterek, "Ayrıca, Kalyon PV'nin kararını aldığı ve çalışmalarına başladığı 2024 yatırımlarının toplam değeri ise 100 milyon dolar." dedi.
Koçar, "İş Dünyası Söyleşileri" kapsamında AA'ya yaptığı açıklamada, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın enerji sektörü üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ve bu etkinin gelecek yıl da devam edeceğini öngördüklerini söyledi.

Bu çatışmanın, enerji piyasalarına yönelik özellikle doğal gaz ve petrol tedarik zincirleri üzerindeki belirsizlikleri artırarak enerji fiyatlarını etkilemeye devam edebileceğini dile getiren Koçar, şöyle konuştu: "Bu durum, enerji şirketleri, karar alıcılar için stratejik planlamada ve risk yönetiminde daha fazla dikkat gerektirecek. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve buna bağlı olarak ortaya çıkabilecek siyasi sonuçlar, bölgesel istikrarsızlık ve enerji güzergahları üzerindeki potansiyel etkileri nedeniyle endişe verici. Özellikle Orta Doğu'nun enerji üretimi ve taşıma kapasitesi açısından kritik bir bölge olması, bu çatışmaların enerji piyasalarında dalgalanmalara neden olabileceği anlamına gelmekte.
Bu durum, enerji tedarikçileri ve alıcıları arasında uzun vadeli anlaşmaların gözden geçirilmesi ve çeşitlendirilmiş enerji kaynaklarına yönelme ihtiyacını artırabilir. Politik gelişmelerin dışında önümüzdeki dönemde iklim krizinin etkileri, sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik olarak da hissedilecek. Zorunlu göçler, enerji altyapısı üzerindeki talepleri ve enerji tüketim değerlerini değiştirecek. Bu durum, yenilenebilir enerji sektörüne, düşük karbonlu enerji kaynaklarına geçişin hızlandırılması için bir fırsat oluşturabilir. Yenilenebilir enerji, iklim değişikliğiyle mücadelede etkili bir araç olarak ortaya çıkarken, aynı zamanda enerji güvenliğini artırmakta etkin bir rol oynayacaktır.
Kısacası, ne yazık ki savaşı ve bölgesel çatışmaları konuşmaya devam edeceğimiz ve bunun sonuçlarına göre ülkelerin pozisyon alacağı bir dönem devam edecek. Küresel ölçekte yenilenebilir enerji kaynaklarını daha çok konuşacağımız ve bu endüstriye yatırım iştahının artacağı bir dönem olacak."

"JEOPOLİTİK GERİLİMLER VE UZUN SÜREN SAVAŞLAR, ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNİ ETKİLEYEBİLİR"
Mustafa Koçar, Rusya-Ukrayna Savaşı gibi jeopolitik gerilimler ve uzun süren savaşların, enerji arz güvenliğini etkileyebileceğini ifade ederek, "Bu çatışmaların, uluslararası siyaseti, üretimi, ticareti, lojistiği belirleyeceği bir dönem. Bizim de faaliyet alanımızdan biri olan enerji kaynaklarının üretimi, taşınması ve ticareti üzerinde belirsizlik yaratarak enerji piyasalarında dalgalanmalara neden olabilir." dedi.
Savaş bölgelerindeki enerji altyapısının zarar görmesinin, küresel enerji tedarik zincirini olumsuz etkileyebileceğini vurgulayan Koçar, yine iklim krizine bağlı olarak artan zorunlu göçlerin enerji talebini etkileyebileceğini, göç nedeniyle nüfusun yoğunlaştığı bölgelerde enerji talebinde artış gözlemlenebileceğini, bunun da enerji altyapısının artan talebi karşılayamamasına ve enerji kesintilerine yol açabileceğini anlattı.
Koçar, "Belirttiğim tüm gelişmelerin de ekonomiye pozitif/negatif etkisi olacaktır. Doğal kaynakların azalması, özellikle fosil yakıtların sınırlı olması da enerji arzını kısıtlayabilir. Bu durum, enerji fiyatlarında artışa ve enerji bağımlılığına bağlı olarak ekonomik dengesizliklere neden olabilir. Bu kırılganlıkların farkında olmak, enerji sektöründe stratejik planlamayı ve risk yönetimini önemli hale getirir. Sürdürülebilir enerji kaynaklarına geçiş ve enerji verimliliği çabaları, bu kırılganlıklarla başa çıkma ve ekonomik istikrarı koruma konusunda önemli bir rol oynayabilir." diye konuştu.



