ABD’den Venezuela’ya operasyon! A Haber'de dikkat çeken sözler
ABD’nin Venezuela’nın başkenti Caracas’ı bombalaması ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırması, Karayipler’de tansiyonu zirveye taşıdı. Washington’un Venezuela’ya yönelik saldırısının arka planı merak edilirken, A Haber canlı yayınına katılan uzmanlar, operasyonun perde arkasına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
ABD Başkanı Trump operasyona ilişkin sosyal medyadan yaptığı paylaşımda "Venezuela'ya ve ülkenin lideri Maduro'ya yönelik operasyon başarıyla tamamlandı" açıklamasında bulundu. Konuya ilişkin A Haber'de değerlendirmelerde bulunan uzman isimler konuşarak önemli açıklamalarda bulundu. "Peki 3 Ocak bilerek mi seçildi?" İşte detaylar…
CANLI ANLATIM
"ASIL MESELE PARA ARAYIŞI"
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Damla Taşkın A Haber canlı yayınında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Taşkın’ın açıklamalarından derlenenler şu şekilde:
Amerika Birleşik Devletleri'nin halkı şunu istiyor artık: Hani bizim Irak'ta, Afganistan'da ya da Venezuela'da ne işimiz var yönündeki bir algıya sahip. Şu an Amerikan halkı Amerika'nın farklı ülkelerde para harcamasını ya da işte askerinin orada hayatını işte kaybetmesini istemiyor. Yani diyor ki bizim asıl problemimiz Amerika Birleşik Devletleri'nin içindeki maddi kriz. Dolayısıyla dışarıdaki hamleleri kesinlikle tasvip etmiyor. Bu yüzden de Amerikan medyası ve tabii ki de Donald Trump'ın ekibi bu yapılan operasyonları daha çok dış dünyaya aktarmaya çalışıyor. Çünkü burada esas amacı dış dünyaya, yani Uluslararası İlişkiler alanındaki o tek kutupluluk halini koruma gayesi. Bunu yapmak için de kapital sermayeye oynuyor.
“UCUZ ZAFER” ARAYIŞI
Bakın dünyadaki en önemli kritik yerler, özellikle de hem maden rezervinin olduğu hem de aynı zamanda lojistik açıdan çok kıymetli yerlere odaklanıyor. Başkanlık dönemine ilk başladığında işte Panama, Kanada, Grönland'ı işaret etmişti. Akabinde Avrupa Birliği devletleri tarafından bir karşı duruşla karşılaşınca bu sefer rotasını Ortadoğu'ya çevirdi. Ve akabinde de tabii ki her zaman hemen yanında yer alan ve petrol açısından en zengin olan yer olan Venezuela'ya çekti. Fakat burada şöyle bir şeyle de karşılaştı: Venezuela halkı sosyalist bir ideolojiden geliyor. Yani Bolivarci. Dolayısıyla buradaki ideolojiyi kırmaktan ziyade daha kolay bir yoldan, yani temelde başlarındaki lider kimse onu alarak sıfır maliyetle ve sıfır askeri kayıpla bu işi hızlı bir şekilde toparlamak istedi. Aslında buna biz "ucuz zafer arayışı" diyoruz. Yani bundan dolayı da esas amacı Donald Trump ekibinin, daha doğrusu yani Cumhuriyetçi tabanın esas amacı Amerika Birleşik Devletleri'nin bu bütçe açığını, çünkü çok ciddi bir bütçe açığı var. Bunu doldurabilmek istiyor ve hızlı bir şekilde nasıl para kazanabilirizin arayışında. Venezuela'ya bu kadar büyük bir saldırı yapmalarının, yani liderini apar topar almalarının alt nedeni bu, yani para arayışı.
EKONOMİK HESAP VE PİYASALAR
Ve yine şunu da söylemek isterim, operasyon borsaların kapanmasından sonra gerçekleşti. Tabii. Yani bu şunu da gösteriyor aslında çok önemli. Borsalar kapandı, bu operasyonu gerçekleştirdi. Yani yarın, Pazartesi günü biz çok dağınık ve dengesiz bir piyasa görebiliriz. Ve bu aynı zamanda küçük yatırımcıların özellikle savunma sanayinde faaliyet gösteren küçük yatırımcıların zor durumda düşmesini ve diğer yatırımcıların da Amerika'ya çekilmesini sağlamış olacak. Yani yatırımcıları kendine çekiyor şu anda. Ve bu çok ciddi bir katkı aslında Amerika için. Fakat bence bu kısa vadeli bir fayda sağlayacak. Çünkü istikrarı sağlayabilme konusunda bir tereddüt var. Yani Venezuela halkının evet şu an lideri ele geçirildi, yakalandı. Fakat halkı ikna edebilecek mi? Başa koymayı düşündüğü Macahdo (Nobel Barış Ödülünü alan kadın) bunu idare edebilecek mi? Ben pek zannetmiyorum. Çünkü Venezuela halkı dediğim gibi sosyalist bir ideolojiden geliyor ve dış bir müdahale sonucunda başa geçen lideri çok çabuk kanıksayamazlar. Ve bu durumda Donald Trump'ın bir süre daha zor günler yaşayacağını düşündürüyor bana. Bu da tabii ki de kendilerinin şu an gerçekleştirdikleri bu liberal pragmatizm faaliyetinin kısa sürebileceğini düşündürüyor açıkçası ve bu da tabii ki doğal olarak 5 Kasım'da gerçekleşecek olan ön seçimlere bence negatif yönde de bir etkiye sahip olacaktır. Ki şu anda da zaten Donald Trump'ın bazen biraz da pişman olmuş gibi ifadelerini görüyoruz. Bu pişmanlığın sebebi de tabii ki bu hızlı zafer arayışının ve ekonomik sermayenin Venezuela'dan karşılanabileceği yansımasında yatıyor diye düşünüyorum.
İÇ SİYASET VE KONGRE BASKISI
Hem tepki olarak hem de aynı zamanda ekonomik açıdan da çeşitli ambargolara neden olabilir. Çünkü burada evet bazı yatırımcıların Pazartesiden itibaren kendisini çekmesini sağlayacak. Aynı zamanda yine petrol ve nadir toprak elementleri gibi Venezuela'ya ait bazı şirketlerin de tekelleşmesini yani kontrolü ele almaya çalışacak olabilir. Fakat burada yarıştığı kişiler, yani rekabet ettiği kişiler sadece Venezuela halkı değil. Burada Çin, Rusya, Kuzey Kore, İran gibi büyük ülkelerin de aslında yatırımlarını ve teşviklerini görüyoruz. Dolayısıyla bunlarla karşı karşıya kalması da yakın zamanda çok olağan. Bundan dolayı da tabii aynı zamanda Kongre'de de kendisine karşı bir negatif tutum şimdiden oluşmaya başladı. Bu da elbette ki çok yakın bir zamanda Donald Trump'ın da yüzleşmesi gerekecek. Kongre'de bilgi vermediler hocam biliyorsunuz operasyon esnasında orada da bir tepki oluşmuş durumda doğru.
Açıkçası hani toparlamam gerekirse bu durum hem Donald Trump'ın Cumhuriyetçi tabandan da maalesef ki negatif bir yönde bir destek kaybetmesine, zaten Demokratlar şu an ciddi bir şekilde tepkilerini, öfkelerini gösteriyorlar. Hafta sonuna denk gelmesi borsaların zaten piyasa ekonomisini şu anda anlayamamamıza neden oluyor. Pazartesiden, yani yarından sonra bu işin gerçek yüzü ve yansımaları çok daha net bir şekilde anlaşılacaktır.
VENEZUELA OPERASYONUNUN PERDE ARKASI
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel A Haber canlı yayınında ABD’nin Venezuela’ya gerçekleştirdiği operasyona ilişkin çarpıcı detayları aktardı.
İşte Günyel’in açıklamalarından derlenenler:
Baktığımızda enerji kaynakları, yani petrol. Dünyanın belki de en çok rezerve sahip olan ülkelerinden birinden bahsediyoruz. Bunun yanı sıra barkoda da olmak üzere çok değerli madenlere sahip olduğunu görüyoruz. Nikel gibi, bakır, koltan, boksit ve diğer açıdan yine doğal gaz, altın, demir ve tabii ki de unuttuğumuz bir şey artık günümüzün bir dönemler önce kömür için, daha sonrasında petrol için yapılan savaşların veyahut da sömürgeleştirilen bölgelerin bir başka artık günümüzdeki versiyonu da mavi altın olarak söylenen nadir toprak elementleri. Yani nadir toprak elementlerine de sahip olan aslında Trump'ın da tam böyle iştahını kabartacak bir ülkeden bahsediyoruz. Tabii bir de bu ülkenin baktığımızda Rusya ve Çin'le olan müttefikliği de aslında burada kırmızı bir çizgi olarak karşımıza çıkıyor. Şimdi böyle olunca da maalesef işine narko-terör üzerinden Trump'ın tanımladığı ama şunu da hemen özellikle belirterek uyuşturucuyla mücadele departmanı Amerika'nın raporlarında Venezuela'nın değil Kolombiya üzerinden uyuşturucunun daha çok fazla Amerika'ya gittiğini biliyoruz. Kaldı ki şöyle bir durum da var, yaklaşık belki birkaç aydır bir abluka vardı. Askeri savaş gemilerini ve çok yoğun bir şekilde Venezuela'nın çevresine konuşlandırmış olan Amerika. Örneğin şunu göremedik. Birçok bot batırıldı, görüntülerini servis ettiler ama içlerinde uyuşturucu olduğuna dair herhangi bir kanıt sunulmadı. Şu anda bildiğim kadarıyla bununla ilgili çok net kanıt kanıtlar da ortaya konmuş değil. Ama mesele zaten bir bahane şeklinde gösterip egemen bir ülkenin her ne olursa olsun meşru hükümetinin, halkının seçtiği, verdiği oylarla iktidara gelmiş siz bir lideri alıyorsunuz ülkesinden askeri operasyonla kaçırıyorsunuz ve kendi ülkenize yargılamaya götürüyorsunuz.
Gerçekten de 7 Ekim'den sonra birçok emsal olay gördük. Maalesef soykırımı gördük. İşte baktığımızda Birleşmiş Milletler'in kurumlarının görevlerini yapamamasından alalım da büyükelçiliklerin vurulmasından, yine nedensiz olarak saldırılara kadar birçok emsaller var. Bir başka emsalle daha karşı karşıyayız. Burada da şunu görüyoruz: Aslında Trump'ın belki de bir sömürgeci ya da günümüzün yeni sömürgecilik anlayışı çerçevesinde kendi, özellikle de Çin'le olan mücadelesinde biz istediği yerlere gücünü dayatarak tahakküm yaptığını ve seçilmiş bir ülkenin egemen bir ülkenin başkanını kaçırdığını görüyoruz ki bu da dünyada başka bir emsali de beraberinde getirdi. Yani şu anda Amerika'da içeride bu tartışma da var. Özellikle Demokratlar arasında bu emsalin çok kötü bir yol açabileceği. Çünkü...
Şimdi peki Putin dese ki "Ukrayna Devlet Başkanı meşru değildir" ki sürekli söylüyor seçimlerle, Zelenskiy'i bir askeri operasyonla götürse veyahut da Çin Tayvan sürekli olarak bir kriz var, kendi toprağı olduğunu iddia ediyor. Buranın başkanını kaçırıp götürse ve işgal hareketini başlatsa bu emsal olmaz mı? Olur. İşte neye sebebiyet vermeye başladı? Biz bugün artık dünyada aslında 7 Ekim'den sonra konuşmadığımız, artık konuşamadığımız uluslararası hukuk, baktığımızda iç egemenlik, dış egemenlik, devletlerin egemen birer bağımsız aktörler olduğu. Bunu da görmüyoruz. Savaş hukukunu da görmemeye başladık. Örneğin insancıl, sivil hukukları görmemeye başladık.
Birleşmiş Milletler'in genel sekreteri Gazze'ye giremedi. Uluslararası Ceza Mahkemesi Netanyahu'ya tutuklama kararı verdi, Amerika o kararı veren yargıçları, hakimleri yaptırım uygulamaya karar verdi. Ya öyle bir duruma geldik ki, bakın Sumud Filosu'na yapılan saldırıyı Batılıların kınamaması özellikle Batılı aktörlerin çünkü baktığımızda uluslararası karasularında sivil teknelere saldırıyı kınamazsanız, buna tepki vermezseniz, bunu uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirmezseniz işte petrol tankerlerine el koyan Amerika görüyoruz Venezuela'nın. Buna da ses çıkartmadılar. Her bir emsal bir başkasına örnek oldu Merve Hanım ve uluslararası sistemde belirsizliklerin daha da arttığı, dondurulmuş çatışmaların tekrar ortaya çıkma, çatışmaların da yani var olan çatışmaların da derinleşme krizlerini beraberinde getirmeye başladı. Ve artık şunu görüyoruz. Herhangi bir uluslararası hukuk normundan hatta biz etikten, insan haklarından bahsedemez olduk. Güçlünün zayıfa gücünü tahakküm ettirdiği, adeta bir sömürge bölgesi olarak davrandığı süreci görüyoruz ki Venezuela olayı da bunun çok net bir örneği oldu. Bakın Trump'ın artık "Venezuela'yı biz yöneteceğiz" demesi bile bunu gösteriyor. Yani Venezuela bir devlet, egemen bir devlet, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan, Amerika'nın eyaleti değil. Ya ama bir Amerika eyaleti veyahut da bir sömürge bölgesi olarak Amerika yönetimi Trump tarafından görünüyor. İçeride de bunun tartışmaları başlamış durumda. Çünkü bir de işin şu durumu var. Amerika 1945'ten sonra tüm dünyaya Batı'nın, özgürlüğün, liberalizmin, insan haklarının 1 numaralı savunucusu olarak kendisini ifade eden ve Batı kimliğini bunun üzerine inşa ediyordu.
Maalesef Maduro'nun görüntülerini izlediğimizde de insan onuruna, insan haklarına da aykırı durumlar var ve bunların her birinde de çok büyük artık tartışma açılıyor. Siz Nobel Barış Ödülü dediniz. Orada da bence, bana sorarsanız, bir oyun tasarlandığını düşünüyorum. İşte Machado, muhalif lider, Nobel Barış Ödülü verildi. O günden sonra zaten Machado'nun sanki Venezuela'nın asıl olması gereken meşru yöneticisi ama insan hakları, demokrasi üzerinden kurulurken Maduro zaten illegal ilan edilmeye başlamıştı ki o süreci de maalesef bunun için kullandılar. Ama barkoda gördüğümüz petrol gerçekliği, nadir toprak elementleri gerçekliği ve Çin'le Rusya ile mücadelesinde Amerika'nın maalesef bir başka yansımasını da burada görmüş olduk.
VENEZUELALILAR YAŞANANLAR HAKKINDA NE DEDİ?
A Haber’e Venezuela’dan canlı bağlanan Refik Güler, bölgede yaşananlara ilişkin son gelişmeleri aktardı. Güler’in mikrofon uzattığı bir Venezuelalı yaşananlara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Maduro'nun gidişiyle ilgili hissettiğim şu ki; yaptıkları şey muazzam bir stratejiydi. Venezuela'da bu günlerde neler olacağını bekleyip görmek gerekecek ama yine de hepimiz mutluyuz. Şu anda evimize erzak depolamak ve eve kapanmak için ki en önemlisi bu biraz tedirgin bir alışveriş yapıyorum."