ABD bu kez gözünü İran’a çevirdi: Pazar sabahı dünya kaosa mı uyanacak?
ABD, 2026 yılının ilk ayını geride bırakırken, savaş söylemini her geçen gün daha da tırmandırıyor. Daha önce Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu ülkesinde kaçırarak hukuksuz bir şekilde yargılayan Washington yönetimi, bu kez rotasını İran’a çevirdi. ABD-İran hattında yaşanan gerilim kritik bir eşiğe ulaştı. Yabancı basında yer alan çarpıcı iddialara göre ABD’nin İran’ı pazar sabahı vuracağı öne sürülüyor. Söz konusu saldırı iddialarının perde arkası A Haber’de masaya yatırıldı. Bölgeden yapılan canlı bağlantılarla, olası bir askeri müdahalenin detayları ve bölgeye etkileri tüm yönleriyle ele alındı.
ABD-İran hattında yaşanan savaş gerilimi yeni bir boyut kazandı. Yabancı basında yer alan iddialara göre Washington yönetiminin İran'ı pazar sabahı vuracağı öne sürülürken, bu gelişmenin perde arkası A Haber'de masaya yatırıldı. Bölgeden yapılan canlı bağlantılarla saldırı iddiaları tüm yönleriyle ele alındı.
CANLI ANLATIM
"ABD’NİN HEDEFİ SADECE İRAN DEĞİL"
Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, bölgedeki İran–ABD–İsrail geriliminin perde arkasını ve Trump dönemi beklentilerini A Haber ekranlarında değerlendirdi. Başbuğ, İran’ın vekil güçler üzerinden yürüttüğü siyasetin artık sona erdiğini, Türkiye’nin olası bir savaşı önlemedeki arabuluculuk rolünün kritik önem taşıdığını ve ABD’nin asıl hedefinin İran üzerinden Çin’i kuşatmak olduğunu vurguladı.
50 YILLIK “DANIŞIKLI DÖVÜŞ”ÜN SONU
Bölgede uzun süredir süren jeopolitik ilişkileri değerlendiren Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, İran, Amerika ve İsrail arasındaki ilişkinin artık eski dinamizmini yitirdiğini söyledi. Başbuğ’a göre bu üçgen; yıllarca çatışma, vekil savaşlar ve nüfuz mücadelesi üzerinden yürüdü, ancak artık yeni bir döneme girildiğini belirtti. İran’ın bölgedeki stratejik hamleleri ve vekil örgütlerle yürütülen faaliyetler uzun süredir bölgesel gerilimi artırdı.
Başbuğ, İran’daki iç güvenlik zafiyetlerine de dikkat çekerek, rejime duyulan güvenin azaldığını aktardı. Cumhurbaşkanının helikopter kazası, üst düzey isimlere yönelik saldırı iddiaları gibi gelişmelerin İran toplumunda ve güvenlik bürokrasisinde ciddi sorgulamalara yol açtığını söyledi.
"ABD’NİN STRATEJİK HEDEFİ: ÇİN"
Başbuğ, ABD’nin stratejik hedefinin sadece İran’a odaklanmadığını, esas amacın Çin’in yükselişini frenlemek olduğunu vurguladı. Trump dönemi stratejilerinde bu hedefin ön planda olduğunu savunan Başbuğ, “Trump’ın ana hedefi, Çin’e gidecek enerji akışını kesmek” şeklinde konuştu. Bu bağlamda, ABD’nin küresel güç dengelerinde hem Rusya’yı hem de Çin’i dengelemek istediğini belirtti.
Emekli Albay Başbuğ, ABD deniz gücünün “sarsılmaz armada” imajının gerçeklikle örtüşmediğini söyledi. Yemen’de Husiler tarafından uçak gemisine yönelik saldırı ve F‑18 tipi savaş uçaklarının vurulması gibi vakaların ABD’nin askerî kudret algısını tartışmaya açtığını ifade etti. İran’ın balistik füze kabiliyetleri ve hızlı hücum botları gibi unsurların, büyük ölçekli bir çatışmada ABD’ye önemli askeri zorluklar çıkarabileceğini belirtti.
Başbuğ’a göre İran, ciddi bir askeri kapasiteye sahip. Özellikle balistik füze sistemleri ve deniz unsurlarının, düşman unsurlara karşı caydırıcı potansiyel taşıdığını söyledi. Ayrıca Yemen’deki Husiler’in İran ile ilişkisi üzerinden olası bir çatışma durumunda ABD ile Yemen arasında yapılan ateşkesin bozulacağını ilan etmesinin bölgede yeni dinamikler oluşturduğunu aktardı.
"MOSSAD SAHADA, ABD İHTİYATTA"
Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik muhtemel harekât planının perde arkasındaki kritik detayları A Haber ekranlarında değerlendirdi. Tahran’daki stratejik yerleşkelerin ciddi bir drone tehdidi altında olduğunu vurgulayan Olçar, planlanan operasyonun yalnızca askeri bir müdahale değil, aynı zamanda Çin’in enerji koridorlarını kesmeye yönelik kapsamlı bir ekonomik hamle olduğuna dikkat çekti.
"TAHRAN’DAKİ KRİTİK NOKTALAR DRONE TEHDİDİ ALTINDA"
Olası harekâtın teknik boyutlarını değerlendiren Doç. Dr. Kemal Olçar, İran içinde uzun süredir devam eden bir hazırlık sürecine işaret ederek, “İçeride iş birlikçi unsurların devreye sokulması, irtibat ağlarının kurulması ve yönlendirilmesi söz konusu. Hatta şu an itibarıyla küçük çaplı droneların ülke içine sokulmuş olması da kuvvetle muhtemel. Bu dronelar, nokta operasyonlar yapabilecek kapasitede” ifadelerini kullandı.
Özellikle Tahran’daki yönetim merkezlerinin hedef olabileceğini belirten Olçar, “Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi olarak bilinen, bakanlıkların bulunduğu ve yabancı heyetlerin ağırlandığı kompleks ciddi risk altında. Nokta operasyonların bu bölgede yoğunlaşmasını bekliyoruz” diyerek tehdidin boyutunu ortaya koydu.
Operasyondaki rol dağılımını analiz eden Olçar, saha faaliyetlerinin büyük ölçüde İsrail tarafından yürütüleceğini belirterek, “İçerideki tüm operasyonel faaliyetlerin Mossad tarafından icra edilmesi muhtemel. ABD ise arka planda, ihtiyat kuvvet olarak konumlanmış durumda” dedi.
Harekâtın hava unsurlarıyla desteklenebileceğini kaydeden Olçar, “F-35 ve F-15I savaş uçakları ile uzun menzilli balistik füzeler bu senaryoda devreye sokulabilir. Mevcut hazırlıklar bu ihtimali güçlendiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
PSİKOLOJİK HARP VE ZAMANLAMA MESAJI
Operasyonun zamanlamasının kamuoyuna yansıtılmasının stratejik bir mesaj içerdiğini vurgulayan Olçar, “Bir harekâtın saatinin ve başlangıç zamanının deklare edilmesi, hem kendi birliklerine ‘hazır olun’ mesajıdır hem de karşı tarafa kararlılık gösterisidir” ifadelerini kullandı.
ABD uçak gemilerinde görev yapan personelin uzun süreli teyakkuz hâlinin psikolojik etkilerine de değinen Olçar, “Bir uçak gemisinde yaklaşık 5 bin personel görev yapıyor. Açık denizde uzun süre tam teyakkuzda beklemek ciddi bir psikolojik yıpranmaya yol açar. Bu tür açıklamalar aynı zamanda kendi personeline verilen bir motivasyon mesajıdır” dedi.
ASIL HEDEF: ÇİN’İN ENERJİ DAMARLARI
İran’ın enerji kaynaklarının küresel güç dengelerindeki rolüne dikkat çeken Olçar, “Körfez bölgesindeki petrol ve doğalgaz Avrupa’yı beslerken, İran’ın enerji kaynakları ağırlıklı olarak Çin’e akıyor. ABD, Körfez’i güvence altına alırken aynı zamanda İran üzerinden Çin ve diğer hasım ülkelerin enerjiye erişimini kesmeyi hedefliyor” ifadelerini kullandı.
Çin’in enerji bağımlılığına vurgu yapan Olçar, “Çin günlük enerji ihtiyacı çok yüksek olan bir ülke. Bu ihtiyacı yalnızca Rusya üzerinden karşılaması kolay değil. İran bu noktada kritik bir damar” değerlendirmesinde bulundu.
TRUMP’IN ‘MALİYET’ HESABI VE STRATEJİK ÇELİŞKİ
Donald Trump’ın yaklaşımının ekonomik çıkar odaklı olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Kemal Olçar, “Trump, girdiği her askerî sürecin maliyetini karşılayacak bir ekonomik getiri hedefler. İsrail bu maliyeti tek başına karşılayamaz. Ancak İran’daki bazı enerji tesislerinin yabancı yatırımlara açılması, bu maliyetin telafi edilmesini mümkün kılabilir” dedi.
Mevcut durumun ABD’nin resmî strateji belgeleriyle çeliştiğini belirten Olçar, sözlerini şöyle tamamladı:
“ABD’nin ulusal güvenlik strateji belgelerinde Orta Doğu’daki askerî varlığın azaltılacağı belirtilmişti. Ancak böylesi bir harekât ciddi bir maliyet demektir. Bu maliyetin karşılığı ise petrol ve doğalgazdır.”
KRİTİK TARİH PAZAR SABAHI: “GERİ DÖNÜLEMEZ NOKTADAYIZ”
Ortadoğu nefesini tutarken, gözler Washington’dan gelecek açıklamalara çevrildi. ABD merkezli yayın organlarında yer alan iddialara göre, ABD’nin İran’a yönelik kapsamlı bir saldırı planladığı ve operasyonun en erken pazar sabahı başlayabileceği öne sürüldü.
Bölgedeki askerî hareketlilik en üst seviyeye çıkarken, AA Ortadoğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, Ürdün’den aktardığı sıcak bilgilerle devam eden sevkiyatı ve olası saldırının stratejik detaylarını paylaştı.
ABD ve İsrail basınında geniş yankı bulan saldırı iddialarını değerlendiren AA Ortadoğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, İran’a yönelik olası bir saldırı için pazar sabahının kritik tarih olarak öne çıktığını söyledi. Boyraz, “Trump’ın, İran’a yönelik bir saldırının pazar sabahı başlatılması için onay verebileceğine dair bilgiler var. Müttefiklere verilen bilgilere göre saldırılar en erken pazar günü başlayabilir. İsrail basınındaki analizlere göre ise İsrail makamları, ABD’nin ‘no return’, yani geri dönülemez noktaya geldiği ve saldırının kaçınılmaz olduğu kanaatinde” ifadelerini kullandı.
Haziran ayındaki hava hareketliliği yoğunluğuna henüz ulaşılmadığını ancak hazırlıkların hızla sürdüğünü belirten AA Ortadoğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, “Bazı analistler, savunma sistemlerinin tam olarak kurulabilmesi için bir iki haftaya daha ihtiyaç olduğunu söylüyor” diyerek sürecin hassasiyetine dikkat çekti.
BÖLGEYE DEV SEVKİYAT: ÜRDÜN VE KÖRFEZ’E YOĞUN YIĞINAK
Saldırı öncesinde ABD’nin bölge ülkelerini koruma altına almak amacıyla kapsamlı bir mühimmat ve savunma sistemi sevkiyatı gerçekleştirdiğini sahadan aktaran AA Ortadoğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, “Bulunduğum Ürdün’e ABD kargo uçaklarıyla yeni hava savunma sistemleri getirildiğine dair bilgiler var. ABD; Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün gibi ülkelere yoğun şekilde hava savunma sistemi konuşlandırıyor. Çünkü olası bir saldırı durumunda İran’ın bu kez çok daha sert karşılık verebileceği değerlendiriliyor. İran’ın elindeki tüm imkânları kullanmaktan çekinmeyeceği düşünülüyor” dedi.
Olası saldırının kapsamına ilişkin sızan bilgileri paylaşan AA Ortadoğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, “Basına yansıyan bilgilere göre ilk aşamada nükleer tesislere yönelik güçlü nokta atışları, ikinci aşamada ise Devrim Muhafızları ve mümkün olması hâlinde rejim lideri Ali Hamaney’e yönelik operasyonlar gündemde. Donald Trump, nokta atışı güçlü saldırılarla kısa sürede zafer ilan etmeyi hedefliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Trump’ın stratejisini de analiz eden Boyraz, “Trump zaman zaman büyük askeri yığınaklarla baskı kurup karşı tarafı masaya oturtmayı hedefler. Ancak mevcut tabloya bakıldığında, bu kadar maliyetli bir hazırlığın ardından saldırının kaçınılmaz olduğu yönünde güçlü bir kanaat oluşmuş durumda” ifadelerini kullandı.
"SALDIRI BÖLGEYİ KAOSA, DÜNYAYI EKONOMİK KRİZE SÜRÜKLEYEBİLİR”
Türkiye’nin arabuluculuk çabalarının sürdüğünü ancak bölge ülkelerinin ciddi endişe taşıdığını vurgulayan AA Ortadoğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, “Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye başta olmak üzere tüm bölge ülkeleri İran’a yönelik bir saldırıya karşı. Böyle bir adımın bölgede büyük bir kaosa yol açacağı, Hürmüz Boğazı’nın kapanması hâlinde petrol trafiğinin duracağı ve dünya ekonomisinin ciddi şekilde sarsılacağı endişesi hâkim” dedi.
Boyraz, diplomatik seçeneklerin hâlâ masada olduğunu ancak askeri hazırlıkların da en üst seviyede sürdüğünü belirterek, bölgedeki gerilimin zirve noktasına ulaştığını aktardı.