İhlas suresi okunuşu: İhlas suresi Arapça okunuşu Türkçe anlamı (meali) | İhlas suresi faziletleri neler?
İhlas suresi, Kur'an-ı Kerim'de yer alan en önemli ayetlerden birisidir. 4 ayetten oluşan İhlas suresi, Mekke dönemine inmiştir. İhlas suresi fazileti ile ilgili kaynaklarda hadisler alıyor. İhlas suresi Arapça okunuşu ve Türkçe anlamı, en sık araştırılan sureler arasında bulunuyor. İhlas suresi Arapça ve Türkçe okunuşu, tefsiri ve faziletleri hakkında tüm detaylara ahaber.com.tr'den ulaşabilirsiniz. İşte İhlas suresi okunuşu ve anlamı...
İhlas suresi okunuşu sıklıkla araştırılıyor. İhlas suresinde Allah Teâlâ'nın bazı sıfatları veciz bir şekilde ifade edilmiştir. İhlas suresi Arapça okunuşu ve Türkçe anlamı ile ilgili merak edilenlere ahaber.com.tr'den ulaşabilirsiniz. İhlas suresi Mekke döneminde inmiştir ve 4 ayetten oluşmaktadır. Kelime olarak samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak anlamına geliyor. İşte İhlas suresi okunuşu, tefsiri, faziletleri ve anlamı...
İHLAS SURESİ FAZİLETİ
Hz. Peygamber bu sûrenin önemi ve fazileti hakkında söyle buyurmuştur: "Varlığım elinde olan Allah'a yemin ederim ki bu sûre Kur'an'ın üçte birine denktir" (Buhârî, "Tevhîd", 1). Yine Hz. Peygamber, sevdiği için bu sûreyi her namazda okuyan bir sahâbîye, "Onu sevmen seni cennete götürür" müjdesini vermiştir (Tirmizî, "Fezâilü'l-Kur'ân", 11, "Tefsîr", 93; diğer hadisler için bk. İbn Kesîr, VIII, 539-546).

İHLAS SURESİ OKUNUŞU
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Kul hüvellâhü ehad
2- Allâhüssamed
3- Lem yelid ve lem yûled
4- Ve lem yekün lehû küfüven ehad

İHLAS SURESİ ANLAMI
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
1- De ki; O Allah bir tektir.
2- Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir).
3- Doğurmadı ve doğurulmadı
4- O 'na bir denk de olmadı.

İhlâs Suresi 1. Ayet Tefsiri
İhlâs sûresi, İslâm'ın esası olan tevhid (Allah'ın birliği) ilkesini özlü bir şekilde ifade ettiği ve Allah Teâlâ'yı tanıttığı için Hz. Peygamber tarafından Kur'an'ın üçte birine denk olduğu ifade buyurulmuştur. Kelâmın akışı ve konunun Allah'ın nesebini (hangi soydan geldiğini) soranlara verilen cevapla ilgili olması dikkate alındığında 1. âyetteki "O" diye çevirdiğimiz "hüve" zamirinin Allah'a ait olduğu açıkça anlaşılır. Allah ismi, varlığı ezelî, ebedî, zarurî ve kendinden olup her şeyi yaratan, her şeyin mâliki ve mukadderatının hâkimi, her şeyi bilen ve herşeye kadir olan... Yüce Mevlâ'nın öz (has) ismidir (bk. Bakara 2/255). Müfessirler bu sûrede ağırlıklı olarak Allah'ın birliğini ifade eden ahad terimi ile var oluş bakımından kimseye muhtaç olmadığını anlatan "samed" terimi üzerinde durmuşlardır. "Tektir" diye çevirdiğimiz "ahad" kelimesi, "birlik" anlamına gelen vahd veya vahdet kökünden türetilmiş bir isimdir (Ebû Hayyân, VIII, 528); sıfat olarak Allah'a nisbet edildiğinde O'nun birliğini, tekliğini ve eşsizliğini ifade eder; bu sûrede doğrudan doğruya, Beled sûresinde (90/ 5, 7) dolaylı olarak Allah'a nisbet edilmiştir; bu anlamıyla tenzihî veya selbî (Allah'ın ne olmadığını belirten) sıfatları da içerir. Nitekim devamındaki âyetler de bu mânadaki birliği vurgular. Bu sebeple "ahad" sıfatının bazı istisnalar dışında Allah'tan başkasına nisbet edilemeyeceği düşünülmüştür. Aynı kökten gelen vâhid ise "bölünmesi ve sayısının artması mümkün olmayan bir, tek, yegâne varlık" anlamında Allah'ın sıfatı olmakla birlikte Allah'tan başka varlıkların sayısal anlamda birliğini ifade etmek için de kullanılmaktadır. Türkçe'de de "bir" (vâhid) ile "tek" (ahad) arasında fark vardır. Bir, genellikle "aynı türden birçok varlığın biri" anlamında da kullanılır. "Tek" ise "türdeşi olmayan, zâtında ve sıfatlarında eşi benzeri olmayan tek varlık" mânasına gelir. İşte Allah, bu anlamda birdir, tektir. Ahad ile vâhid sıfatları arasındaki diğer farklar ise şöyle açıklanmıştır: Ahad, Allah'ın zâtı bakımından, vâhid ise sıfatları bakımından bir olduğunu gösterir. Ahad ile vâhidin her biri "ezeliyet ve ebediyet" mânalarını da ihtiva etmekle birlikte, bazı âlimler ahadı "ezeliyet", vâhidi de "ebediyet" mânasına tahsis etmişlerdir. Allah'ın sıfatı olarak her ikisi de hadislerde geçmektedir (bk. Buhârî, "Tefsîr", 112; İbn Mâce, "Duâ", 10; Nesâî, "Cenâiz", 117; Müsned, IV, 103; geniş bilgi için bk. Bekir Topaloğlu, "Ahad", DİA, I, 483; Emin Işık, "İhlâs Sûresi", DİA, XXI, 537). Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa:714-715


