Ramazan ayının bitmesine az kaldı! Kimler fidye vermeli? Kime fidye verilmeli?

Ramazan ayının sonlarına yaklaştığımız günlerde sağlık gibi çeşitli nedenlerden dolayı oruç tutamayanlar belli şartlar altında fidyelerini vermeye başladı. 2021 yılı için Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından fidye ve fıtır sadakası miktarı 28 TL olarak belirlendi. Peki fidye nedir? Kimler kimlere fidye vermeli? Ramazan orucu kefareti nedir? Oruç tutamayanlar ne yapmalı? İşte detaylar...
Ramazan ayının sonlarına doğru yaklaştığımız günlerde sağlık gibi çeşitli nedenlerden dolayı oruç tutamayanlar fidyelerini vermeye başladı.
ORUÇ FİDYESİ NE DEMEK?
Fidye, bazı ibadetlerin yapılamaması ve bir takım kusurların işlenmesi halinde ödenen dini-mali yükümlülük olduğunu ifade etti. İbadetlerle ilgili fidye, oruç ve hac da söz konusu olarak nitelendirildi.
İhtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan ve daha sonra da kaza etmesi mümkün olmayan kimsenin, oruç tutamadığı her güne karşılık bir fidye ödemesi öngörülüyor. Kuran-ı Kerim'de Bakara Suresi'nde, "Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder" denilirken, fidyenin bir kişiyi 1 gün için doyuracak yiyecek veya karşılığı para olan 'sadaka-i fıtır' miktarı olduğu hatırlatıldı.
Fidye vermek durumunda olan fakat buna ekonomik durumu uygun olmayanların Allah'tan af dilemesi gerektiği vurgulandı.

KİMLER VEREBİLİR?
Günler uzun olduğu için oruç tutamayan hasta ya da yaşlıların, kısa günlerde oruç tutabilirlerse tutamadıkları orucu kısa günlerde kaza etmeleri gerektiğine dikkat çekildi. Bu durumdaki kimselerin vermiş oldukları fidyelerin sadaka yerine geçtiği, oruç fidyelerinin, Ramazan ayının başı veya sonunda toptan, ayrıca bu kutsal ay içinde günlük olarak verilebileceği ifade edildi.

FİDYE NEDİR, HANGİ DURUMLARDA GEREKİR?
Fidye, bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel demektir. Dinî bir terim olarak ise, oruç ibadetinin eda edilememesi sebebiyle veya hac ibadetinin edası sırasında işlenen birtakım kusurların giderilmesi için ödenen maddi bedeli ifade eder.
Kur'an-ı Kerim'de, "Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu fidye öder." (Bakara, 2/184) buyrulmaktadır. Buna göre ihtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra bu oruçları kaza etme imkânı bulamazsa, her gününe karşılık bir fidye öder (Serahsî, el-Mebsût, III, 100; İbn Kudâme, el-Muğnî, IV, 395-397).
Öte yandan Şâfiîlere göre Ramazan ayının kaza borcu herhangi bir mazeret olmaksızın yerine getirilmeden, öteki Ramazan gelecek olursa, kaza borcuna ilaveten bir de fidye ödeme yükümlülüğü ortaya çıkar (Nevevî, el-Mecmû', VI, 364; Şirbînî, Muğni'l-muhtâc, I, 645).
Şâfiî mezhebinde fidye ödeme yükümlüğünün ortaya çıktığı bir diğer mesele de gebe ve emzikli kadınlarla ilgilidir. Emzirme ve hamilelik sebebiyle çocuğunun sağlığı hakkında endişe duyan annelerin, oruç tutamadıkları günleri hem kaza etmeleri hem de fidye vermeleri gerekir. Fakat çocuk hakkında değil de kendileri hakkında endişe ederlerse o zaman sadece kaza gerekir (Nevevî, el-Mecmû', VI, 267).
Hac ve umre ile ilgili görevler yerine getirilirken meydana gelen bazı eksiklikler için uygulanması gereken maddi yaptırım da fidye kapsamına girer (Bakara, 2/196).









