Köye gökten kan yağdı!

Dünya tarihine geçen bazı olaylar duyanları şaşırttı. Choco La Sierra adlı ufak bir köye gökten kan yağdı ve köyün papazı bunun, insanların günahkar tavırlarını değiştirmeleri için bir işaret olduğunu iddia etti.

Köye gökten kan yağdı!

İlk kez 1350'lerde Fransa'da sergilendi. 1578'de İtalya'ya getirilerek Torino'da San Giovanni Battista Katedrali'nde muhafaza edilmeye başlanmıştır.

Köye gökten kan yağdı!

Pek çok kişi bunun mucizevi bir şekilde olduğuna inanırken, kuşkucular sahtekarlık olduğunu düşünüyordu.

Köye gökten kan yağdı!

1988 yılında kefenin bir kısmı karbon-14 yaş belirleme testine tabi tutuldu ve kefenin 700 yaşındaki keten bitkilerinden yapıldığı belirlendi.

Köye gökten kan yağdı!

1260-1390 arası bir tarihe ait olduğunun belirlenmesiyle gözden düşmesine rağmen, kumaş dini çevrelerde değerini hala korumaktadır.

Köye gökten kan yağdı!
Köye gökten kan yağdı!

ESRARENGİZ PALENQUE TAŞI

Köye gökten kan yağdı!

5 Haziran 1952 günü Yucatan'da Palenque Kalıntıları'nda araştırmalar yapan Arkeolog 'Albert Ruz Lhuillier ve arkadaşları gizli bir mezar buldular.

Köye gökten kan yağdı!

1.70 boyunda bir iskeleti saklayan bu mezar 3.802n. uzunluğunda, 2.20 m. genişliğinde ve 25 cm. kalınlığında oymalı taşla örtülmüştü. Palenque Taşı'nın yüzeyi birbirinden ilginç esrarlı resimlerle dolu.

Köye gökten kan yağdı!

Esrarengiz bir aracın içinde bir insan görülüyor. Bu aracın alt kısmından ateş fışkırıyor ve aracın içi birçok aletlerle dolu. Palenque taşı konusunda ayrıntılı* bir araştırma yapan "Bilinmeyen Uygarlık Unsurların Araştırma ve İnceleme Merkezi"'nden Guy Tarade ve Andr Millou mezar taşındaki oymayı şöyle açıkladılar:

Köye gökten kan yağdı!

"Taşın ortasında görünen pilot adını verdiğimiz kişi bir miğfer giymiş ve aracın ön kısmına doğru bakmaktadır. İki eli kaldıraçların üstünde. Şağ eliyle Citroen arabalarınkine benzeyen bir vites kolunu tutuyor. Başı bir desteğe dayanmakta ve burun deliklerine bir soluk alma aygıtı yerleştirilmiş durumda. Füzeleri andıran araç güneş enerjisini kullanan bir uzay gemisi duygusunu veriyor. Füzenin arka kısmında 10 akümülatör yerleştirilmiş. Bunlardan başka, enerji çekmeye yarayan düzenlemeler de görülüyor. Önde dört bölümlü bir motor, arka kısmında da ateş 'fışkıran, bir boruya bağlanmış hücreler, karmaşık uzuvlar var."

Köye gökten kan yağdı!

GİZEMLİ MUMYA

Köye gökten kan yağdı!

1932 yılında Pedro Dağlarında bulunmuş bir mumya. (ABD ,Wyoming eyaleti , Casper şehrinin 60 mil güney batısı). Mumya koyu bronz renginde ve oldukça buruşmuş vaziyettedir. Hayattayken boyu 35 cm. ' yi geçmiyordu !!! Röntgen ışınlarıyla yapılan incelemede bu canlının ağırlığının 5,5 kg. olduğu ortaya çıkarıldı. Cinsiyeti erkek ve bütün dişleri yerinde. Öldüğünde aşağı yukarı 65 yaşında idi. Mumya 350 gr. ağırığındadır. Alnı çok aşağıdadır. Ezik bir burnu ile büyük ve geniş burun delikleri vardır. Çok geniş ağzı ile incecik dudakları bulunmaktadır. Bu yaratık bilinen insan türlerinden çok daha küçüktü. Bazı araştırmacılara göre bu çok küçük boyutlarda olan bir ırkın üyesiydi.

Köye gökten kan yağdı!

KRİSTAL KURU KAFA

Köye gökten kan yağdı!

Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor.

Köye gökten kan yağdı!

RONGORONGO YAZISI (PASKALYA ADASI)

Paskalya Adası benzeri olmayan büyük taş heykellerinin (moai} dışında esrarengiz bir yanı da rongorongo ("şarkılar" ya da "ezberler") adı verilen kendi yazısına sahip olmasıdır. Bu o kadar egzotik ve esrarengizdir ki, 1860′da Avrupalılar tarafından keşfedildiğinden beri rongorongo yazısıyla yazılı tahtadan tabletler çözüm meraklıları için âdeta bir mıknatıs olmuştur.

Köye gökten kan yağdı!

Honolulu'dan Santiago'ya ve Avrupa başkentlerine kadar, muhtemelen bir köpekbalığı dişi, kuş kemiği ya da bir obsidyen parçasıyla tahtaya kazınmış olan 25 rongorongo kitabesi vardır. Paskalya Adası'nda bir tane bile kalmış değildir. Çoğu Büyük St. Petersburg tableti gibi şu anda bulundukları yerlerin adlarıyla anılırlarsa da, bazıları yumurta biçimi nedeniyle Rapa Nui dilindeki adıyla Mamari ("yumurta") olarak bilinir. Bu yazıların çoğu çok kısadır, ancak en büyüğü ve uzunu olan Santiago bastonunda 126 x 6,5 santimlik bir tahta üzerinde 2300 karakter vardır. Bir Avrupa ya da Amerikan küreğinden yapılma ahşap bir tablet olan Tahua'da da 1825 karakter vardır ve bu da en uzun tablet yazısıdır.

Köye gökten kan yağdı!

PHOENIX IŞIKLARI

Köye gökten kan yağdı!

UFO'cu olanlar ve olmayanların birbirine karşıt kanıtlar sunarak didiştikleri 13 Mart 1997'de üç saat boyunca Las Vegas'tan Phoenix'e kadar gözlemlenmiş olay.

Köye gökten kan yağdı!

Yerel hava kuvvetleri üsleri ve haber merkezleri, gökyüzünde ilerleyen dairesel turuncu ışıklar rapor eden binlerce kişi tarafından telefon yağmuruna tutuldukları için santraller kilitlenmiş. Gözlemi yapan tanıkların söyledikleri arasında pek çok ortak nokta var.

Köye gökten kan yağdı!

Cisim son derece büyük; "V" şekilli, üzerinde pek çok parlak ışık var ve karanlığın içinde sessizce ilerlemiş. Paulden'den Prescott Valley'e doğru ilerleyen cisim burada bulunan halkın tam üzerinden geçmiş, dolayısıyla çok net bir biçimde gözlemlenebilmişti.

Köye gökten kan yağdı!

UFO'nun bir sonraki durağı Dewey olmuş; aynı zamanda Chino Valley, Tempe ve Glendale'den de gözlemlenmiş. İşin can alıcı kısmı CNN bu olayı canlı bağlantıyla ekranlara yansıtmış. Görüntülenen cisim radarlara da yansımamış. Kısa süre içerisinde Arizona valisi Fife Symington bir basın toplantısı yaparak bunun UFO ile ilgisi olmayan bir doğa olayı olduğunu belirtmiş hatta uzaylı kıyafeti giymiş bir kişiyi yanına alarak dalga geçmiş.

Köye gökten kan yağdı!

Bir süre sonra işinden ayrılan aynı vali; cismin dünya dışı bir yerden gelme ihtimalinin yüksek olduğunu fakat valilik görevi sırasında böyle bir açıklamada bulunamadığını, konuyla ilgili bir belgeselde dile getirmiş.

Köye gökten kan yağdı!

EDGAR CAYCE

Köye gökten kan yağdı!

Edgar Cayce hipnozla uyutulduğu sırada kayda alınan "okumalar"la tanınmış. Trans halindeyken yaptığı teşhisler, nadir vakaların tedavisi için gerekli ilaçların nerede bulunabileceği, astroloji, reenkarnasyon ve Atlantis ile ilgili kehanetlerde bulunmuş.

Köye gökten kan yağdı!

Kendisi de kendinden oldukça şüpheci olan Cayce, önceleri "uyurken konuşuyorum diye insanları tedaviye kalkamam" diyerek direnmiş. Sonunda bazı şartlarla bu seansları kabul etmiş. Hastaları görmeyecek, para almayacak ve uyku seanslarında bir doktor hazır bulunacak. Uykusu sırasında hastalara koyduğu teşhisler o kadar isabetliymiş ki doktorlar sendikası sekreteri John Blackburn bir komiteyle birlikte seansları izledikten sonra Edgar Cayce'a resmi konsultasyon yapma izni vermiş. Örneğin bir keresinde hipnoz esnasında dört reçete yazdırmış ama bunların kime uygulanacağı bilinmiyormuş. Sonradan kendisine başvuracak hastaların reçetesini 48 saat önce yazdırdığı ortaya çıkmış.