İslam'ın kadına yüklediği anlam
Kadın… Adı Rabia olan dördüncü… Bir hasır üstünde ömür geçiren ve yalnızlığı tercih eden… Gece ibadetlerinde huzur bulan… Gündüzleri oruç tutan… Kendini Allahu Teâlâ'ya ısmarlayan… Biri gelirde oyalar kokusuyla 'Ya Rabbî! Beni kendinle meşgul eyle de, kimse senden alıkoymasın.' diye dua eden… Uyusa da o, dostu uyanık olan…
Kadın… Adı Belkıs olan… Güneşe tapan memleketin kadın melikesi… Emri altında bir sürü insan varken ve güç elinde iken, kadın olmayı kraliçe olmaya tercih eden… Süleyman (aleyhisselâm) ile birlikte âlemlerin Rabbine teslim olan…
Kadın… Adı Sümeyye olan… İslam'ın ilk şehidi… Evladı ilk tebliğini kendisine yapınca ve duyunca Allah'ın ayetlerini (Tekvir suresi) hemen iman eden… Sonra işkenceler altında davet edilince putlara imana, şirkin yüzüne tokat atarcasına tevhidi haykıran… Ve şirkin takipçilerinin ilk kurbanı… İmanını hayatını vererek perçinleyen…
Ve kadın… Lut'un karısı… Bir peygamber eşiyken geride kalan… Ve dünyayı ahirete tercih eden… 'Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemeyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık; karının dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir.' (11–81)
Ya da Ümmü Cemil gibi cehennemde odun taşıyıcısı olan… 'O da, gerdanında bükülmüş bir ip olduğu halde odun hamalı olarak karısı ile birlikte alevli bir ateşe atılacaklar.' (Tebbet suresi) Kadın… İki zıt kutba meyilli… Cennete hanım efendi olmak varken, Cehenneme odun taşıyıcısı olabilen…