Lâf ola-Beri gele!
Düşünülüp taşınılmış öyle bir siyasi
sistem kurulmuş ki, adeta ülkenin geri
kalması için turna gözünden vurulmuş!
Anayasa...
Seçim yasası...
Partiler kanunu...
Parlamenter Sistem...
Say sayabildiğince, hepsi evlere şenlik!
...
Anayasa'daki saçma-çağ dışı-mantık
harici maddeleri örneklemeye kalksan
bırak sütunumuzu, sayfa yetmez...
'Cumhurbaşkanı, TBMM
Başkanına danışarak erken seçim
kararı verebilir' denilmekte örneğin!
Bu bir şart ise böyle mi ifade edilir?
Danışsa ne olur-danışmasa ne olur?
Danıştığında olumlu ya da olumsuz
yanıt almasının bir kıymet-i harbiyesi
var mıdır?
Maddede 'Verebilir' denildiğine göre
'Vermeye de bilir' mi?
Peki, ne kadar süreyle vermeyebilir?
'Hiç vermeye de bilir' ise ne olur?
Böylesine muğlak bir madde belli ki;
'Lâf ola-beri gele'dir!
...
Diğer yandan;
Kolayca kuruluveren onlarca parti...
Her seçimde upuzun oy pusulaları,
mübarek sanki ramazan pidesi…
İyi de, sadece bu mu?
Bir yörede yüz bin seçmenle bir mebus
seçilirken diğer yerde yirmi bin seçmen
yeterli geliyor!
Demek ki temsilde adalet-eşitlik de;
'Lâf ola-beri gele'...
...
Bir başka açıdan...
Özellikle büyük şehirlerde seçmen
hangi milletvekiline oy verdiğini dahi
bilmez, sokakta görse bile tanımaz...
Metropollerin 'cici' mebuslarının çoğu,
özel işlerinin yoğunluğundan(!) meclis
oturumlarına da pek katılmaz...
Merak eden baksın geçen döneme
görecektir! Oy verdiği, örneğin futbolcu
vekilin, dört yılda on kez olsun meclise
gelmediğine hayretle tanık olacaktır!
Böyle vekillerin mevcudiyeti ne anlama
gelir; Şüphesiz, 'lâf ola-beri gele'...
...
Koca koca partileri ekranlarda kimlerin
savunmakta olduğuna şöyle bir bakın!
Sağdan saysan beş-altı...
Soldan saysan beş-altı...
Çoğu da 'antipatik tipler'dir!
...
Peki, zeki-sempatik-siyasi kuruluşunun
değerlerini 'lâf ola-beri gele' değil de
gerçekten özümsemiş başka kişiler parti
envanterlerinde hiç mi yoktur?
Demek ki yoktur!
...
Türkiye'nin gündemi çok yoğun...
Muhabirler, yeni seçilen parti grup
sözcülerine gidip görüşlerini almak
istemektedirler ama...
Kıvırtan kıvırtanadır!
Yok 'vaktim çok dar'...
Yok 'konuklarım var'...
Yok 'bir danışıp döneyim'...
Yok 'işim çıktı, sonra İnşallah'...
Grup sözcüleri açıklama yapmaktan
kaçmanın yollarını bu şekilde ararlarsa,
partilerin özgün fikirlerini kim-nasıl
anlatacak, kim-nasıl öğrenebilecektir?
Bu makama 'lâf ola-beri gele' diye
geldikleri bu kadar bariz mi olmalıdır!
...
Kadın Milletvekili sayısı bu dönem
hayli arttı diye toptan sevindik...
Meclis açılınca, kuliste bu vekilleri
hep toplu hâlde muhabbetlerde gördük;
Partili partili...
Kadın kadına...
Erken Seçime gidilmezse, Meclis'te
kilo yapmayan sade kahveler eşliğinde
dedikodulu sohbetlerin artacağı belli!
Espri bir yana...
Kadın vekillerin hiç olmazsa çoğunun
'lâf ola-beri gele' kabilinden listelere
konulmadığını görmek isteriz elbette!
...
Bir de...
Böyle giderse, sistem değişmez-partiler
kafaları değiştirmez ve üç'ten fazla parti
barajı aşarsa, Türkiye sürekli olarak
'koalisyona mahkûm' demektir...
Bundan böyle partiler için tek hedef
'koalisyon ortaklığı' hâline gelir...
Çözüm 'Başkanlık Sistemi'ndedir!
...
Yüzde kırk bir ile iktidar olunamıyorsa
koalisyon bile kurulamıyorsa, mevcut
köhne 'sistem' için de şu söylenebilir;
Demokrasi var olmasına vardır ama…
'Lâf ola-beri gele'dir!