Mehmet Akarca
Mehmet Akarca

Lâf ola-Beri gele!

Düşünülüp taşınılmış öyle bir siyasi

sistem kurulmuş ki, adeta ülkenin geri

kalması için turna gözünden vurulmuş!

Anayasa...

Seçim yasası...

Partiler kanunu...

Parlamenter Sistem...

Say sayabildiğince, hepsi evlere şenlik!

...

Anayasa'daki saçma-çağ dışı-mantık

harici maddeleri örneklemeye kalksan

bırak sütunumuzu, sayfa yetmez...

'Cumhurbaşkanı, TBMM

Başkanına danışarak erken seçim

kararı verebilir' denilmekte örneğin!

Bu bir şart ise böyle mi ifade edilir?

Danışsa ne olur-danışmasa ne olur?

Danıştığında olumlu ya da olumsuz

yanıt almasının bir kıymet-i harbiyesi

var mıdır?

Maddede 'Verebilir' denildiğine göre

'Vermeye de bilir' mi?

Peki, ne kadar süreyle vermeyebilir?

'Hiç vermeye de bilir' ise ne olur?

Böylesine muğlak bir madde belli ki;

'Lâf ola-beri gele'dir!

...

Diğer yandan;

Kolayca kuruluveren onlarca parti...

Her seçimde upuzun oy pusulaları,

mübarek sanki ramazan pidesi…

İyi de, sadece bu mu?

Bir yörede yüz bin seçmenle bir mebus

seçilirken diğer yerde yirmi bin seçmen

yeterli geliyor!

Demek ki temsilde adalet-eşitlik de;

'Lâf ola-beri gele'...

...

Bir başka açıdan...

Özellikle büyük şehirlerde seçmen

hangi milletvekiline oy verdiğini dahi

bilmez, sokakta görse bile tanımaz...

Metropollerin 'cici' mebuslarının çoğu,

özel işlerinin yoğunluğundan(!) meclis

oturumlarına da pek katılmaz...

Merak eden baksın geçen döneme

görecektir! Oy verdiği, örneğin futbolcu

vekilin, dört yılda on kez olsun meclise

gelmediğine hayretle tanık olacaktır!

Böyle vekillerin mevcudiyeti ne anlama

gelir; Şüphesiz, 'lâf ola-beri gele'...

...

Koca koca partileri ekranlarda kimlerin

savunmakta olduğuna şöyle bir bakın!

Sağdan saysan beş-altı...

Soldan saysan beş-altı...

Çoğu da 'antipatik tipler'dir!

...

Peki, zeki-sempatik-siyasi kuruluşunun

değerlerini 'lâf ola-beri gele' değil de

gerçekten özümsemiş başka kişiler parti

envanterlerinde hiç mi yoktur?

Demek ki yoktur!

...

Türkiye'nin gündemi çok yoğun...

Muhabirler, yeni seçilen parti grup

sözcülerine gidip görüşlerini almak

istemektedirler ama...

Kıvırtan kıvırtanadır!

Yok 'vaktim çok dar'...

Yok 'konuklarım var'...

Yok 'bir danışıp döneyim'...

Yok 'işim çıktı, sonra İnşallah'...

Grup sözcüleri açıklama yapmaktan

kaçmanın yollarını bu şekilde ararlarsa,

partilerin özgün fikirlerini kim-nasıl

anlatacak, kim-nasıl öğrenebilecektir?

Bu makama 'lâf ola-beri gele' diye

geldikleri bu kadar bariz mi olmalıdır!

...

Kadın Milletvekili sayısı bu dönem

hayli arttı diye toptan sevindik...

Meclis açılınca, kuliste bu vekilleri

hep toplu hâlde muhabbetlerde gördük;

Partili partili...

Kadın kadına...

Erken Seçime gidilmezse, Meclis'te

kilo yapmayan sade kahveler eşliğinde

dedikodulu sohbetlerin artacağı belli!

Espri bir yana...

Kadın vekillerin hiç olmazsa çoğunun

'lâf ola-beri gele' kabilinden listelere

konulmadığını görmek isteriz elbette!

...

Bir de...

Böyle giderse, sistem değişmez-partiler

kafaları değiştirmez ve üç'ten fazla parti

barajı aşarsa, Türkiye sürekli olarak

'koalisyona mahkûm' demektir...

Bundan böyle partiler için tek hedef

'koalisyon ortaklığı' hâline gelir...

Çözüm 'Başkanlık Sistemi'ndedir!

...

Yüzde kırk bir ile iktidar olunamıyorsa

koalisyon bile kurulamıyorsa, mevcut

köhne 'sistem' için de şu söylenebilir;

Demokrasi var olmasına vardır ama…

'Lâf ola-beri gele'dir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin