Mayonezden bir yazı!
Rahat et!
İstersen mutfakta eti kömür et, istersen fırından pizza muhallebi kıvamından çıkmış olsun (Evet! Pizza dedim, yanılmadınız!) ne fark eder!
Pilav, makarna gibi şeyler için de aynı.
Gençlerin çoğunlukta olduğu bir yeme içme yerini çalıştırıyorsanız, lezzet konusunda telaş etmenize, hatta özen göstermenize gerek yok.
Ne ara, kaçırmışım ama neredeyseherkes ketçap, mayonez çocuğu olmuş.
Bir tek şeye kızıyorlar,masaya mayonezgetirmekte geçkalınırsa...
Az daha "ne yapıyorsunuz yahu?" diyecektim ki, bir gün önce de kendi halinde bir esnaf lokantasında beyaz pirinçli pilava mayonez dökengençle karşı karşıya oturduğumuzu hatırladım.
Düşünüyorum da...
Bu çocuklar için "büyük özgürlüklerçağı" ve "seçme iradesi" diye pazarlananbir hayat tarzı nihayetinde gide gide mayoneztadına bağlandı.
Bir tür uyuşturucu gibi.
Pilavına mayonez koyan 18-20 yaşlarındaki delikanlıyı görmeliydiniz! Hani az kuru nerede, falan sormayın!
Öyle "mayonnaise" falan değil.
Mesela çocukluğumda teyzem kırlangıç balığına sos olarak taze taze çırpacak diye pazar günlerini iple çektiğim mis kokulu şey değil tabii. Zaten kırlangıç balığı da kaldı mı ki!
Bu başka bir şey! Dibine kadar endüstriyelbir şey!
Su, kanola yağı, yumurta sarısı, şeker, modifiye nişasta, süt proteini, tuz, sirke, limon suyu, biber, renklendirici (beta karoten) ve elbette o pek gizemli(!) şeyler; yani "kıvamartırıcı" ve "koruyucu madde"ler.
Sonuç?
Yaşasın çeşit çeşit lezzetler dönemimi?
Güldürmeyin beni!
Eskiler "hıh fasulyeden yazı işte!" der, dudak bükerdi.
Varsın, bu da öylesine mayonezden bir yazı olsun!
Fakat siyasete, adalete, cinselliğe,arkadaşlığa ve daha pek çok şeye şöylebaktığımız yalan mı: "Koy mayonezi, tadıgelsin!"
"E iyi de mayonez de hep aynı, üsteliköteki tatlar bastırılmış oldu" diye sormaya kalkışmayınşimdi.
Elimizdeki tek tat, tek tarz, tek çeşito kalmış gibi davranıyorsak, bu sorununanlamı yok!
Bilmem anlatabildim mi?
***
NOT DEFTERİ
Evler sadık değillerdir. Bir yerde on sene yaşayabiliriz ve taşınmamızdan on beş gün sonra sanki hiç orada oturmamış gibi oluverir. Ama yeni insanlar gelirler ve eşyalarını yerleştirdikleri an oradaki anılarımızı lağvederler. Evlerin yaşadığımız o kayıp hissine karşılık vermesini isteriz ama bir zamanlar en sevdiğimiz aynanın asılı durduğu yerdeki hiç solmamış boya misali, bizlere geçmişi yansıtacak şeyler sunmazlar. GEOFF DYER (Bir Hışımla)


