Haşmet Babaoğlu

Haşmet Babaoğlu

Kıvırma!

Giriş Tarihi:

Şu malum tayfa için her şey ne kolay! İhtiyaç hasıl olduğu anda kıvırmaya başlayıveriyorlar.
Nasıl olsa, hayat onlar için hep dans, dans, dans...
Mızıklanıp yan çizmekte üstlerine yok.
Yeter ki, ağızlarının tadı kaçmasın!
İşledikleri bütün günahları bir kenara fırlatıp yollarına devam etmeye alışmışlar.
Bu tayfanın medyadaki en kıvrak sözcülerinden biri dün şöyle yazdı: "Bizi fena aldattın Selo, fena yaktın içimizi, sana güvenip oy veren milyonları zorda bıraktın. Umutlanmıştık. İnanmıştık, Türkiye'nin partisi olduğuna..."
Belli ki, Nişantaşı-Etiler hattını HDP meftunu yapan süreçteki rollerini; iktidara duyulan nefret üzerinden kurulan garip ittifakların arkasındaki bilinçli taktikleri unutturmaya çalışacak.
Tamam!
İnsan aldanır. Aldatan olacağına, aldanan olmalı insan.
Hayalleri kıran olacağına, hayali kırılan olmalı.
Ama bir durup düşünün...
Bunların ne "uyanık" olduğunu bilmeyen var mı?
Hani gerçekten inandıkları bir şeyler olsaydı, bir zamanlar HDP'ye inandıklarına inanırdık!
Hayal kırıklığına uğramışmış...
Selahattin Demirtaş'a gaz veren, kitlelere o hayali kurduran, hatta onu "geleceğin demokrasisinin lideri" olarak pazarlayan bizzat siz değil miydiniz?
"Çözüm sürecine katılma, tam demokrasi gelmeden asla barışma" diye aylarca yazıp çizen hangi medya?
Haydi hatırlayın...
6-7 Ekim 2014'te Demirtaş'ın sözleriyle patlak veren olaylarda 50 insanın katledilişini hiç utanıp sıkılmadan gazetenizde gökten uzaylılar gelmiş de yapmış gibi anlatmadınız mı?
Şimdi ellerinizdeki kanı, zihninizdeki kiri bir iki pişmanlık cümlesiyle yıkayıp öyle ortalıktan sıvışamazsınız!

RUSYA
Nobel Edebiyat Ödülü'nün bu yılki sahibi Belarus yazar Svetlana Aleksiyeviç'in 7 Aralık'ta ödülü alırken yaptığı müthiş etkileyici konuşma bizde pek yankı bulmadı. Meraklısı konuşmayı internetten bulup okumalı.
Son günlerde Rusya'nın ruh hali üzerine çok yorum yapılıyor. Derim ki, Aleksiyeviç'in o konuşmasındaki şu sözlerini de dikkate almalı...
"İmparatorluk yıkıldığında bize ne oldu? Dünya daha evvel cellatlar ve kurbanlar diye ayrılırdı; Gulag'daki gibi. Dünya daha evvel bir de hapse atanlar ve atılanlar diye ayrılırdı. Bugün Batıcılar ve Slavcılar, satılmışlar ve vatanseverler diye ayrılıyor. Bir de alabilenler ve alamayanlar diye... Bu sonuncusu, bana göre sosyalizm sonrasının en acı tecrübesi. Kızıl İnsan, mutfakta oturup hayalini kurduğumuz o Özgürlük Krallığı'na bir türlü ulaşamadı. Rusya'yı o olmadan böldüler, o ise elinde bir hiçle kalakaldı. Aşağılanmış ve soyulmuş. Saldırgan ve tehlikeli."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin