Ergenekon davası başa döndü
9 yıl süren, Ergenekon davası bitti ya da daha doğru bir tanımlamayla başa döndü. Yargıtay 16. Ceza Dairesi yargılamada usullere riayet edilmediği gerekçesiyle davayı usul yönünden bozdu. Daire, "Ergenekon terör örgütünün varlığı somut delillerle ispat edilememiştir" derken, delillerin hukuka uygun toplanmadığını, adil yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini söyledi. Yargıtay ayrıca Genelkurmay eski başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un Yüce Divan'da yargılanması gerektiğinin altını çizdi. Yargılama, şimdi yerel mahkemede yeniden başlayacak..
12 Haziran 2007'de Türkiye'nin gündemine oturan, 21 Nisan 2016 'da, tam 9 yıl sonra tamamlanan Ergenekon Davası'nda başa dönüldü.
Temyiz başvurusunu görüşen Yargıtay 16. Ceza Dairesi, "yargılama usule aykırıdır" dedi, kararı bozdu.. Yerel mahkemeye gönderdi.
Ceza Dairesi, eski Genelkurmay Başkanı ve davanın sanığı İlker Başbuğ'un Yüce Divan'da yargılanması gerektiğine karar verdi ve bunu bozma gerekçesi yaptı.
Yani Başbuğ'un dosyası şimdi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilip Başbakanlık'tan izin istenecek.
Yargıtay, Ergenekon davasına dahil edilen 23 iddianamenin gereksiz biçimde somut deliller taşımadan birleştirildiği kararı verdi.
Yani, "özellikle Danıştay davası ile Ergenekon davası sanıkları arasında hukuki bağlılık somut delillerle tespit edilememiştir" dedi.
"Dosyalar zayıf delillerle birleştirilmiş, Alpaslan Aslan dışındaki sanıklar da yardım ve yataklıktan yargılanması gerekirken beraat ettirilmiştir" değerlendirmesinde bulundu.
Yargıtay adil yargılama hakkının da yargılama esnasında ihlal edildiğini söyledi. "Sanıkların savunma hakları sürelerle kısıtlanmış, soruşturma aşamasında sağlıklı koşullarda ifadeleri alınmamıştır" dedi.
Yargıtay kararında tanık konusuna da değindi. Farklı davaların sanıklarının bu davada hem tanık hem de gizli tanık olarak dinlenilmesini "1 kuzudan 3 post çıkartmışlardır" sözleriyle değerlendirdi.
Yargıtay, aramalarda ele geçirilen belgelere "devlet sırrı" diyerek yargılama yapıldığını oysa devlet sırrı tanımının mahkeme tarafından yapılması gerekirken cumhuriyet savcısı tarafından yapıldığını hatırlattı.
Ayrıca belgelerin polis tarafından toplanıp incelendiğini vurguladı.
Dijital verilerin somut ve gerçekçi olduğunun kanıtlanamadığını belirten Yargıtay, bilirkişi incelemelerinin de itirazlara rağmen aynı isimler tarafından yapılmasının hukuka uygun olmadığını söyledi.
Arama esnasında polisin bilgisayar imajını olay yerinde alması gerekirken, bilgisayarları emniyete götürüp yargılamaya delil imajları orada almasının doğru olmadığı ifade edildi.
Yargıtay davanın esasına da girerek örgüt değerlendirmesi yaptı. Yerel mahkeme ,"illiyet bağı kurduğu isimler arasında örgüt bağı iddia etmiş, ancak bize göre örgüt varlığını kanıtlayan yeterli delil elde edilememiştir" dedi.
Sanıkların örgütle ilişkilerinin somut delile dayandırılamadığı belirtilerek, "Ortada darbe yoktur, varsa da teşebbüs suçu vardır. iki suç birbirinden farklıdır" denildi.
Peki şimdi ne olacak? Yargılama tüm sanıklar yönünden, yeniden başlayacak. Öncelikle mahkeme karara uyma ya da direnme kararı verecek.
Ancak, Yargıtay'ın usul ve esastan verdiği "Ergenekon terör örgütünün varlığına ilişkin somut delil ortaya konulamamıştır" kararı nedeniyle sanıklar hakkında beraat yönünde kararlar çıkabileceği belirtiliyor.