Başbakan Davutoğlu'ndan telefonlara çıkmayan Demirtaş'a gönderme
Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
"Herhalde (Demirtaş'ın) dönecek vakti olurdu diye düşünüyorum. Nihayetinde ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı arıyor. Dayanışma için arıyoruz. Şu ana kadar böyle bir tutumda, böyle bir tabloda doğrusu kanalların iletişime açık olması lazım"
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu, HDP'nin Diyarbakır mitingindeki patlamaya ilişkin, "Ama eğer buradan hareketle hükümetimin, partimin, seçimin güvenliğine dönük, imalı da olsa suçlamada bulunulursa, buna da ben net ve açık tepkimi koyarım. Hiçbir şekilde kimse, AK Parti ve hükümeti zan altında bırakamaz. Burada meşruiyeti olan bir hükümetin meşru yollarla ülkeyi sükunetle seçime götürme çabası var" dedi.
Davutoğlu, NTV ve Star Tv ortak yayınında "Liderler konuşuyor" programında soruları yanıtladı, seçime ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
HDP'nin Diyarbakır mitingindeki patlamayla ilgili HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'la görüşüp görüşmeyeceği sorusu üzerine Davutoğlu, "Olay olur olmaz, 'siz arayın' dedim. Çünkü ben mitinge çıkıyordum. 'Benim adıma hem taziyelerimi iletin'. Hem de ben görüşmek istiyordum. 'Uygun bir şekilde bir telefon görüşmesi ayarlayın' dedim" diye konuştu.
Davutoğlu, Demirtaş'ın özel sekreterinden müsait olmadığının öğrenilmesi nedeniyle bizzat görüşemediklerini belirterek, "Böyle günlerde bizim geleneğimiz vardır. Türkiye'nin her yerinde başımıza bir iş geldiğinde geçmiş şeyleri unuturuz. Sonra yine mücadelemizi, rekabetimizi yaparız. Doğrusu, bizim için aramak, bir ahlaki vecibeydi. Aradık" değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da aradığını ifade eden Davutoğlu, "Herhalde (Demirtaş'ın) dönecek vakti olurdu diye düşünüyorum. Nihayetinde ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı arıyor. Dayanışma için arıyoruz. Şu ana kadar böyle bir tutumda, böyle bir tabloda doğrusu kanalların iletişime açık olması lazım" ifadesini kullandı.
Başbakan Davutoğlu, "Ben 78 milyonun başbakanıyım. Kalbe dökülen tek bir damla kan, benim kendi ailemde dökülmüş kadar benim için önemlidir" dedi.
Bu meseleyi sahiplenme konusunda Demirtaş'la kendisi arasında fark olmadığını vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Ama eğer buradan hareketle hükümetimin, partimin, seçimin güvenliğime dönük, imalı da olsa suçlamada bulunulursa, buna da ben net ve açık tepkimi koyarım. Hiçbir şekilde kimse, AK Parti ve hükümeti zan altında bırakamaz. Burada meşruiyeti olan bir hükümetin meşru yollarla ülkeyi sükunetle seçime götürme çabası var."
Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Önemli olan, yarın son gün. Hepimiz meydanlarda demokrasi ve sağduyu mesajları vermeliyiz. Şu ana kadar da bu mesajlar verildi. Sayın Demirtaş'ın açıklamasını da gördüm. Bu mesajları verdi. Ben, bir ihtimal, başka yerlerden başka mesajlar da geldiği için söylüyorum. Sayın Demirtaş'ı kast ederek söylemedim. Onun mesajlarında bu sağduyu boyutu vardı ama aynı esnada aynı partiden başka yerlerden gelen sesler doğrusu yadırgayıcı ortam çıkartıyor."
-Çözüm süreci-
Başbakan Davutoğlu, yeniden iktidar olmaları halinde çözüm sürecinin öncelik alınacağına işaret ederek, "Kamuoyunun önünde seyrediyor her şey. Başbakanlık görevini aldıktan sonra en fazla önem verdiğim konu çözüm süreci oldu" değerlendirmesinde bulundu.
En önemli boyutun insanların acı çekmemesi olduğunun altını çizen Davutoğlu, aklı başında, makul hiç kimsenin şiddet ve terör üzerinden plan yapmaması gerektiğini belirtti.
Davutoğlu, Türkiye tarihindeki hiçbir 12 yıllık dilimde ülke ekonomisinin bu kadar büyümediğini, böyle bir restorasyon yaşanmadığını dile getirerek, "Böyle bir kazanımı garanti altına almanın yolu, çözüm süreci" ifadesini kullandı.
Demirtaş'ın 3 dakikalık grup toplantısı konuşmasıyla türbülansa girildiğine dikkati çeken Davutoğlu, şunları aktardı:
"Benim bütün emeğim, şahsi olarak da söylüyorum, hükümetimiz olarak, şu seçime silahları bırakmış şekilde girmek yönündeydi. Bunu yapmış olsaydık, bugün bu provokasyonu yapamazlardı. Eğer böyle bir açıklama, açık ve net ortaya konsaydı, bugün birçok şey farklı olurdu. Maalesef sabote edildi. O noktaya giden süreç, o açıklamayla birlikte tansiyon yükseldi."
Başbakan Davutoğlu, kendisinin en iyi seçim senaryosunun silahların bırakıldığı bir atmosferde seçime girmek olduğunu anlatarak, "Olmazsa, silahları bırakma konferansıyla bu seçimlere girmekti. Olmazsa, sükunet içinde girmekti. A, B, C planları derseniz. Bunun için süreci hızlandıran taraf, hep biz olduk" dedi.
HDP ve PKK'nın "Kürtlerin tek temsilcisi olma" konusunda yanılgıda olduklarını vurgulayan Davutoğlu, "Tabii ki HDP önemlidir siyasi parti olarak, tabii ki sürece katkıda bulunabilir. Ama süreç, bizim vatandaşlarımız arasındaki aidiyet bağını güçlendirmeye yönelik bir çabadır ve Türkiye'deki her aydının, her siyasi topluluğun ve sivil toplum kuruluşunun paydaş olması gereken bir süreçtir. Sadece hükümetin atacağı adımlarla bir noktaya gelecek bir süreç değil" diye konuştu.
Davutoğlu, "Seçim sonrasında hükümeti kurar kurmaz yapacağım ilk iş, çözüm süreci mekanizmasını tekrar aynı formatta devreye sokmak ve 'nerede kalmıştık' diyip yolumuza devam etmek. HDP barajı aşsa, herkes bunun paydaşı, HDP de paydaşı ama tek paydaşı değil. Tekelleştiremez. Çıkıp da 'Ben Kürtleri temsil ediyorum' diyemez. Biz Kürtleri de temsil ediyoruz, Sünnileri de, Alevileri de. Herkes temsil edebilir. Bir parti çıkıp, 'benim tekelimde' diyemez" ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, NTV ve Star Tv ortak yayınında "Liderler konuşuyor" programında soruları yanıtladı, seçime ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
HDP'nin Diyarbakır mitingindeki patlamayla ilgili HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'la görüşüp görüşmeyeceği sorusu üzerine Davutoğlu, "Olay olur olmaz, 'siz arayın' dedim. Çünkü ben mitinge çıkıyordum. 'Benim adıma hem taziyelerimi iletin'. Hem de ben görüşmek istiyordum. 'Uygun bir şekilde bir telefon görüşmesi ayarlayın' dedim" diye konuştu.
Davutoğlu, Demirtaş'ın özel sekreterinden müsait olmadığının öğrenilmesi nedeniyle bizzat görüşemediklerini belirterek, "Böyle günlerde bizim geleneğimiz vardır. Türkiye'nin her yerinde başımıza bir iş geldiğinde geçmiş şeyleri unuturuz. Sonra yine mücadelemizi, rekabetimizi yaparız. Doğrusu, bizim için aramak, bir ahlaki vecibeydi. Aradık" değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da aradığını ifade eden Davutoğlu, "Herhalde (Demirtaş'ın) dönecek vakti olurdu diye düşünüyorum. Nihayetinde ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı arıyor. Dayanışma için arıyoruz. Şu ana kadar böyle bir tutumda, böyle bir tabloda doğrusu kanalların iletişime açık olması lazım" ifadesini kullandı.
Başbakan Davutoğlu, "Ben 78 milyonun başbakanıyım. Kalbe dökülen tek bir damla kan, benim kendi ailemde dökülmüş kadar benim için önemlidir" dedi.
Bu meseleyi sahiplenme konusunda Demirtaş'la kendisi arasında fark olmadığını vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Ama eğer buradan hareketle hükümetimin, partimin, seçimin güvenliğime dönük, imalı da olsa suçlamada bulunulursa, buna da ben net ve açık tepkimi koyarım. Hiçbir şekilde kimse, AK Parti ve hükümeti zan altında bırakamaz. Burada meşruiyeti olan bir hükümetin meşru yollarla ülkeyi sükunetle seçime götürme çabası var."
Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Önemli olan, yarın son gün. Hepimiz meydanlarda demokrasi ve sağduyu mesajları vermeliyiz. Şu ana kadar da bu mesajlar verildi. Sayın Demirtaş'ın açıklamasını da gördüm. Bu mesajları verdi. Ben, bir ihtimal, başka yerlerden başka mesajlar da geldiği için söylüyorum. Sayın Demirtaş'ı kast ederek söylemedim. Onun mesajlarında bu sağduyu boyutu vardı ama aynı esnada aynı partiden başka yerlerden gelen sesler doğrusu yadırgayıcı ortam çıkartıyor."
-Çözüm süreci-
Başbakan Davutoğlu, yeniden iktidar olmaları halinde çözüm sürecinin öncelik alınacağına işaret ederek, "Kamuoyunun önünde seyrediyor her şey. Başbakanlık görevini aldıktan sonra en fazla önem verdiğim konu çözüm süreci oldu" değerlendirmesinde bulundu.
En önemli boyutun insanların acı çekmemesi olduğunun altını çizen Davutoğlu, aklı başında, makul hiç kimsenin şiddet ve terör üzerinden plan yapmaması gerektiğini belirtti.
Davutoğlu, Türkiye tarihindeki hiçbir 12 yıllık dilimde ülke ekonomisinin bu kadar büyümediğini, böyle bir restorasyon yaşanmadığını dile getirerek, "Böyle bir kazanımı garanti altına almanın yolu, çözüm süreci" ifadesini kullandı.
Demirtaş'ın 3 dakikalık grup toplantısı konuşmasıyla türbülansa girildiğine dikkati çeken Davutoğlu, şunları aktardı:
"Benim bütün emeğim, şahsi olarak da söylüyorum, hükümetimiz olarak, şu seçime silahları bırakmış şekilde girmek yönündeydi. Bunu yapmış olsaydık, bugün bu provokasyonu yapamazlardı. Eğer böyle bir açıklama, açık ve net ortaya konsaydı, bugün birçok şey farklı olurdu. Maalesef sabote edildi. O noktaya giden süreç, o açıklamayla birlikte tansiyon yükseldi."
Başbakan Davutoğlu, kendisinin en iyi seçim senaryosunun silahların bırakıldığı bir atmosferde seçime girmek olduğunu anlatarak, "Olmazsa, silahları bırakma konferansıyla bu seçimlere girmekti. Olmazsa, sükunet içinde girmekti. A, B, C planları derseniz. Bunun için süreci hızlandıran taraf, hep biz olduk" dedi.
HDP ve PKK'nın "Kürtlerin tek temsilcisi olma" konusunda yanılgıda olduklarını vurgulayan Davutoğlu, "Tabii ki HDP önemlidir siyasi parti olarak, tabii ki sürece katkıda bulunabilir. Ama süreç, bizim vatandaşlarımız arasındaki aidiyet bağını güçlendirmeye yönelik bir çabadır ve Türkiye'deki her aydının, her siyasi topluluğun ve sivil toplum kuruluşunun paydaş olması gereken bir süreçtir. Sadece hükümetin atacağı adımlarla bir noktaya gelecek bir süreç değil" diye konuştu.
Davutoğlu, "Seçim sonrasında hükümeti kurar kurmaz yapacağım ilk iş, çözüm süreci mekanizmasını tekrar aynı formatta devreye sokmak ve 'nerede kalmıştık' diyip yolumuza devam etmek. HDP barajı aşsa, herkes bunun paydaşı, HDP de paydaşı ama tek paydaşı değil. Tekelleştiremez. Çıkıp da 'Ben Kürtleri temsil ediyorum' diyemez. Biz Kürtleri de temsil ediyoruz, Sünnileri de, Alevileri de. Herkes temsil edebilir. Bir parti çıkıp, 'benim tekelimde' diyemez" ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, HDP mitingindeki patlamaya ilişkin, "Nihai araştırmalar yapılıyor ama açık bir şekilde bir sabotaj, bir provokasyon, bir şiddet olayıyla karşı karşıyayız. Kirli bir el var burada, bu kirli eli deşifre etmek lazım" dedi.
HDP mitingindeki patlamayla ilgili soru üzerine Başbakan Davutoğlu, yaşananları çok üzücü ve herkes için sınav niteliğindeki bir olay olarak değerlenirdi. Olayla ilgili tutumlarını partisinin Gaziantep ve Kilis mitinglerinde açıkladığını hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Açık ve net olarak tutumumuzu belirlemek açısından söylüyorum, bu saldırı herhangi bir partiye değil Türk demokrasisine ve Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır. Bunu net olarak tespit etmek lazım. 25 Nisan'da Erzurum'da ilk mitingi yaptığımızda, o mitingin notları deşifre edilip çıkarılsa, orada da görülecektir, bütün partilere şiddetten uzak durmanın yanında şiddete karşı ortak tavır sergilememiz gerektiğini vurgulamıştım. Diğer birçok toplantıda ve mitingde de bir partinin genel başkanı olarak diğer partilerle rekabet edeceğimizi ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak diğer partilerin güvenliğinin, seçimin suhuletle geçmesinin, benim açımdan o partilerle bizim partimizi ayırt etmeden, başbakan olarak yaklaşacağımı da ifade ettim. Şu ana kadar da hiçbir olay olmasın ki duyduğum anda tepki vermemiş olayım veya takibi için gerekli talimatları vermemiş olalım.
HDP'ye yapılan her saldırıya anında, Ankara'da, Adana'da, Mersin'de olanları hem açık bir şekilde tutumumuzu gösterdik hem de failler de tespit edildi, bir tanesi yakalandı, Ankara için söylüyorum. Ama maalesef şunu da yine üzülerek ifade etmek isterim, benzer bir tutumu biz görmedik. Yani Van'da, Ağrı'da, Siirt'te adaylarımıza saldırıldı, muhtar kaçırılıp öldürüldü, Siirt'te, birçok saldırı oldu. Şırnak'ta iki vatandaşımız katledildi. Bunlarda bu ortak tutumu açık bir şekilde görmemiştik. Ama her ne surette olursa olsun bu bir karşılık esasıyla yapılan bir tutum değil, ahlaki olarak şiddetin her türüne, hele hele bu şekilde bir seçimi sabote etmeye dönük bir şiddete hepimizin ortak tavır sergilemesi lazım."

-"Vatandaşlarımızın hepsinin öncelikle sağlığı bizi ilgilendirir"-
Bir kere daha dayanışmayı ifade ettiğini belirten Davutoğlu, "Hangi partiye yapılmış olsaydı aynı şeyi söylerdim, HDP'nin, MHP'nin ya da CHP'nin, biz rekabet ederiz ama güvenliği hepimizin meselesidir ve bu bir siyasi partiye değil, Türk demokrasisine yapılan bir saldırıdır" diye konuştu.
Davutoğlu, olayla ilgili İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy'dan bilgi aldığını dile getirerek, "Enerji Bakanımızla konuştum ki trafoda olduğu için bir kaza ihtimali söz konusu mu diye. Enerji Bakanımızdan gelen bilgi trafodan doğan bir şey değil, dışarıda olduğu ortaya çıktı. Tabi nihai araştırmalar yapılıyor ama açık bir şekilde bir sabotaj, bir provokasyon, bir şiddet olayıyla karşı karşıyayız. Kirli bir el var burada, bu kirli eli deşifre etmek lazım" yorumunu yaptı.
İçişleri Bakanı Öztürk'e talimat verdiğini, Vali Aksoy ile HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın temasa geçtiğini, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın hastanelere gittiğini anlatan Davutoğlu, "Çünkü oradaki vatandaşlarımızın hangi partiye oy verecekleri beni ilgilendirmez. Vatandaşlarımızın hepsinin öncelikle sağlığı bizi ilgilendirir. Hangi mitingde oldukları bizi ilgilendirmez, o mitingde gösteri hakkı bizi ilgilendirir. Onların gösteri yapmak hakkıdır ve onun da suhuletle yapılması esastır" dedi.
Davutoğlu, konuyla ilgili ihmalin olup olmadığını da Vali Aksoy ile açık şekilde konuştuğunu bildirerek, şunları kaydetti:
"Hem bizim güvenlik tertibatı itibarıyla valiliğin aldığı tertibat var, bir ikinci tertibat da HDP'nin kendi görevlilerinin de aramaları var. Yani arama tek taraflı bir arama değil. Hem bizim, emniyetin yaptığı bir arama hem de partinin, bizde de bizim mitinglerde de özel görevlilerimiz olur hem parti içinde gönüllüler veya parti çalışanları olur, onlar da ayrıca aramışlar her gireni. Dolayısıyla bir ihmal ya da şeyi aramak, nihayette hepsini soruşturacağız. Bu bir kirli eldir, bu kirli eli çıkarıp, o kirli elden hesap sorana kadar bunun hepsini yaparız."
Patlamada hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifa dileyen Başbakan Davutoğlu, yaralıların hepsinin sağlık durumlarını tek tek takip ettiklerini vurguladı. Davutoğlu, "Gün, dayanışma günüdür. Gün, 7 Haziran seçimlerinin suhuletle yapılabilmesi, herkesin basiret, feraset, sağduyu yapma günüdür" diye konuştu.
-"Seçimin seyrini etkilemeye dönük olduğu aşikar"-
7 Haziran'daki seçimlere yönelik provokasyon olup olmadığını, varsa bu dereceye varıp varamayacağının sorulması üzerine Davutoğlu, "Seçimin seyrini etkilemeye dönük olduğu aşikar. Yani bu kadar kritik bir günde, seçime neredeyse 36 saat kalmışken. Onun için biz hem güvenlik tedbirlerini artırdık hem de her vesileyse, her fırsatta herkesin bu konuda teyakkuz halinde olması gerektiğini, bu konuda itina göstermesi gerektiğini hep vurguladık" değerlendirmesinde bulundu.
"Gönül bu kadar yüksek tansiyonlu bir seçim ortamı istemezdi, hiçbirimiz istemeyiz" ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Ama tabi seçimlerin bir tansiyonu da var, bunu da görmek lazım. Hatta bir ara değişik yorumlar yapıldı, 'seçim ortamına girilmedi' diye. Genelde Türkiye'de seçimler hep yüksek tansiyon seyreder. Bu yeni bir durum değil, benzer olaylar olur bazen. Seçimi etkilemeye dönük manipülatif haberler de olur, böyle provokasyonlar da. 1977 seçimlerinde Sayın Ecevit'in Taksim mitingiyle ilgili 'Suikast olacağı' haberi toplumun psikolojini değiştirmeye dönük bir etki yaptı, manipülatif bir etki. Öbür tarafta bir şekilde psikolojiyi değiştirmeye dönük birtakım güçlerin böyle hesapları olabiliyor. 2004'te İspanya'da Madrid'de yapılan terör neredeyse seçimin seyrinin tümünü değiştirdi. Türkiye dışında da bazen bazı eller şu veya bu yönde seçim neticesini etkilemek için tavırlar sergilerler.
Şimdi bizim birinci önceliğimiz vatandaşlarımızın sağlığı, güvenliği, onlarla ilgili tedbir alırız. İkinci önceliğimiz bu işin arkasındaki kirli elleri ortaya çıkarmak, kim yapmışsa, niçin yapmışsa. Bu HDP'ye yapılan bir saldırı değil diyorum, Türk demokrasisine ve HDP kadar AK Parti'ye yapılan bir saldırıdır. Öyle görüyorum. Yani bize yapılmış olsaydı bu saldırı ne kadar ciddiyetle eğilecek idiysek aynı şekilde eğiliriz. Çünkü nihayet seçimi etkileyecek her şey bütün partileri etkiler."
-"Akıl var izan var..."-
Davutoğlu, olayla ilgili bazı 'Bunun arkasında AK Parti veya şu vardır, bu vardır' gibi provokatif yorumların da yapıldığını belirterek, şunları söyledi:
"Akıl var izan var. Seçime giden bir hükümet, seçimle ilgili bir şiddetten ne fayda umar? Kaldı ki benim şahsi tutumumu da AK Parti'nin 13 yıllık geleneğini de herkes bilir. AK Parti'nin şu ana kadar tek bir şiddet eyleminin içinde olduğu görüldü mü? Öyle bir şey, gelişme, en fazla hükümeti yaralar, hükümeti etkiler. Biz ne olursa olsun, seçim kaybetmek diye bizim için bir şey söz konusu değil ama öyle bir ihtimal düşünmeyiz, bir vatandaşımızın canı için bütün bu koltukları feda etmek benim için ahlaki bir borçtur. İktidar geri gelebilir, seçimi kaybedersiniz sonra olur, şu oranda olmaz bu oranda olur ama kaybedilen can geri gelir mi? Bu kaybedilen can ister benim, ister başka partiye oy veren olsun, ister dün nahoş bir şey yapmış olsun, hepimiz için birinci şey vatandaşlarımızın güvenliği. Dolayısıyla bu tür manipülatif haberlerle eğer birileri bunu istismar etmeye kalkarsa ki böyle şeyler görüyoruz, buna milletimiz itibar etmez, bu akla da izana da hiçbir şeye de uymaz. Bizi tanıyan herkes bilir böyle bir şeyin olmayacağını. Rasyonel bir şey de değildir, bunun iktidar partisine sağlayacağı ne avantaj olabilir Allah muhafaza."
Doğu ve güneydoğudaki bütün illeri gezdiğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Oradaki korku psikolojisi 90'lı yıllardaki gibi bir psikoloji değil, aksine vatandaşlar hükümetten 'Bizim üzerimizde baskı var' diye müracaatlar var. Muhtarlarımızdan, her yerden gelen şey bir psikolojik baskı ortamı oluşturulmaya çalışıyor. Bununla HDP'yi, bunu şey anlamda söylemiyorum, onu ayırt ederek söylüyorum, kim yapmışsa, o kirli eli çıkartacağız. Ama bu konuda da herkesin basiret göstermesi lazım. Birinci öncelik vatandaşlarımızın sağlığı ise ikinci öncelik bu işin arkasındaki gücü veya kimse onu çıkarmaksa üçüncüsü de bunlar kadar önemli önceliğimiz pazar günü millet iradesini ortaya çıkartacak ve hiç şüphe götürmeden bu iradenin sandığa yansımasını sağlayacak şekilde herkesin soğukkanlılıkla seçime gitmesi. Sonrasını millet neyi takdir ederse herkes ona razı olacak."
HDP mitingindeki patlamayla ilgili soru üzerine Başbakan Davutoğlu, yaşananları çok üzücü ve herkes için sınav niteliğindeki bir olay olarak değerlenirdi. Olayla ilgili tutumlarını partisinin Gaziantep ve Kilis mitinglerinde açıkladığını hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Açık ve net olarak tutumumuzu belirlemek açısından söylüyorum, bu saldırı herhangi bir partiye değil Türk demokrasisine ve Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır. Bunu net olarak tespit etmek lazım. 25 Nisan'da Erzurum'da ilk mitingi yaptığımızda, o mitingin notları deşifre edilip çıkarılsa, orada da görülecektir, bütün partilere şiddetten uzak durmanın yanında şiddete karşı ortak tavır sergilememiz gerektiğini vurgulamıştım. Diğer birçok toplantıda ve mitingde de bir partinin genel başkanı olarak diğer partilerle rekabet edeceğimizi ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak diğer partilerin güvenliğinin, seçimin suhuletle geçmesinin, benim açımdan o partilerle bizim partimizi ayırt etmeden, başbakan olarak yaklaşacağımı da ifade ettim. Şu ana kadar da hiçbir olay olmasın ki duyduğum anda tepki vermemiş olayım veya takibi için gerekli talimatları vermemiş olalım.
HDP'ye yapılan her saldırıya anında, Ankara'da, Adana'da, Mersin'de olanları hem açık bir şekilde tutumumuzu gösterdik hem de failler de tespit edildi, bir tanesi yakalandı, Ankara için söylüyorum. Ama maalesef şunu da yine üzülerek ifade etmek isterim, benzer bir tutumu biz görmedik. Yani Van'da, Ağrı'da, Siirt'te adaylarımıza saldırıldı, muhtar kaçırılıp öldürüldü, Siirt'te, birçok saldırı oldu. Şırnak'ta iki vatandaşımız katledildi. Bunlarda bu ortak tutumu açık bir şekilde görmemiştik. Ama her ne surette olursa olsun bu bir karşılık esasıyla yapılan bir tutum değil, ahlaki olarak şiddetin her türüne, hele hele bu şekilde bir seçimi sabote etmeye dönük bir şiddete hepimizin ortak tavır sergilemesi lazım."

-"Vatandaşlarımızın hepsinin öncelikle sağlığı bizi ilgilendirir"-
Bir kere daha dayanışmayı ifade ettiğini belirten Davutoğlu, "Hangi partiye yapılmış olsaydı aynı şeyi söylerdim, HDP'nin, MHP'nin ya da CHP'nin, biz rekabet ederiz ama güvenliği hepimizin meselesidir ve bu bir siyasi partiye değil, Türk demokrasisine yapılan bir saldırıdır" diye konuştu.
Davutoğlu, olayla ilgili İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy'dan bilgi aldığını dile getirerek, "Enerji Bakanımızla konuştum ki trafoda olduğu için bir kaza ihtimali söz konusu mu diye. Enerji Bakanımızdan gelen bilgi trafodan doğan bir şey değil, dışarıda olduğu ortaya çıktı. Tabi nihai araştırmalar yapılıyor ama açık bir şekilde bir sabotaj, bir provokasyon, bir şiddet olayıyla karşı karşıyayız. Kirli bir el var burada, bu kirli eli deşifre etmek lazım" yorumunu yaptı.
İçişleri Bakanı Öztürk'e talimat verdiğini, Vali Aksoy ile HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın temasa geçtiğini, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın hastanelere gittiğini anlatan Davutoğlu, "Çünkü oradaki vatandaşlarımızın hangi partiye oy verecekleri beni ilgilendirmez. Vatandaşlarımızın hepsinin öncelikle sağlığı bizi ilgilendirir. Hangi mitingde oldukları bizi ilgilendirmez, o mitingde gösteri hakkı bizi ilgilendirir. Onların gösteri yapmak hakkıdır ve onun da suhuletle yapılması esastır" dedi.
Davutoğlu, konuyla ilgili ihmalin olup olmadığını da Vali Aksoy ile açık şekilde konuştuğunu bildirerek, şunları kaydetti:
"Hem bizim güvenlik tertibatı itibarıyla valiliğin aldığı tertibat var, bir ikinci tertibat da HDP'nin kendi görevlilerinin de aramaları var. Yani arama tek taraflı bir arama değil. Hem bizim, emniyetin yaptığı bir arama hem de partinin, bizde de bizim mitinglerde de özel görevlilerimiz olur hem parti içinde gönüllüler veya parti çalışanları olur, onlar da ayrıca aramışlar her gireni. Dolayısıyla bir ihmal ya da şeyi aramak, nihayette hepsini soruşturacağız. Bu bir kirli eldir, bu kirli eli çıkarıp, o kirli elden hesap sorana kadar bunun hepsini yaparız."
Patlamada hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifa dileyen Başbakan Davutoğlu, yaralıların hepsinin sağlık durumlarını tek tek takip ettiklerini vurguladı. Davutoğlu, "Gün, dayanışma günüdür. Gün, 7 Haziran seçimlerinin suhuletle yapılabilmesi, herkesin basiret, feraset, sağduyu yapma günüdür" diye konuştu.
-"Seçimin seyrini etkilemeye dönük olduğu aşikar"-
7 Haziran'daki seçimlere yönelik provokasyon olup olmadığını, varsa bu dereceye varıp varamayacağının sorulması üzerine Davutoğlu, "Seçimin seyrini etkilemeye dönük olduğu aşikar. Yani bu kadar kritik bir günde, seçime neredeyse 36 saat kalmışken. Onun için biz hem güvenlik tedbirlerini artırdık hem de her vesileyse, her fırsatta herkesin bu konuda teyakkuz halinde olması gerektiğini, bu konuda itina göstermesi gerektiğini hep vurguladık" değerlendirmesinde bulundu.
"Gönül bu kadar yüksek tansiyonlu bir seçim ortamı istemezdi, hiçbirimiz istemeyiz" ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Ama tabi seçimlerin bir tansiyonu da var, bunu da görmek lazım. Hatta bir ara değişik yorumlar yapıldı, 'seçim ortamına girilmedi' diye. Genelde Türkiye'de seçimler hep yüksek tansiyon seyreder. Bu yeni bir durum değil, benzer olaylar olur bazen. Seçimi etkilemeye dönük manipülatif haberler de olur, böyle provokasyonlar da. 1977 seçimlerinde Sayın Ecevit'in Taksim mitingiyle ilgili 'Suikast olacağı' haberi toplumun psikolojini değiştirmeye dönük bir etki yaptı, manipülatif bir etki. Öbür tarafta bir şekilde psikolojiyi değiştirmeye dönük birtakım güçlerin böyle hesapları olabiliyor. 2004'te İspanya'da Madrid'de yapılan terör neredeyse seçimin seyrinin tümünü değiştirdi. Türkiye dışında da bazen bazı eller şu veya bu yönde seçim neticesini etkilemek için tavırlar sergilerler.
Şimdi bizim birinci önceliğimiz vatandaşlarımızın sağlığı, güvenliği, onlarla ilgili tedbir alırız. İkinci önceliğimiz bu işin arkasındaki kirli elleri ortaya çıkarmak, kim yapmışsa, niçin yapmışsa. Bu HDP'ye yapılan bir saldırı değil diyorum, Türk demokrasisine ve HDP kadar AK Parti'ye yapılan bir saldırıdır. Öyle görüyorum. Yani bize yapılmış olsaydı bu saldırı ne kadar ciddiyetle eğilecek idiysek aynı şekilde eğiliriz. Çünkü nihayet seçimi etkileyecek her şey bütün partileri etkiler."
-"Akıl var izan var..."-
Davutoğlu, olayla ilgili bazı 'Bunun arkasında AK Parti veya şu vardır, bu vardır' gibi provokatif yorumların da yapıldığını belirterek, şunları söyledi:
"Akıl var izan var. Seçime giden bir hükümet, seçimle ilgili bir şiddetten ne fayda umar? Kaldı ki benim şahsi tutumumu da AK Parti'nin 13 yıllık geleneğini de herkes bilir. AK Parti'nin şu ana kadar tek bir şiddet eyleminin içinde olduğu görüldü mü? Öyle bir şey, gelişme, en fazla hükümeti yaralar, hükümeti etkiler. Biz ne olursa olsun, seçim kaybetmek diye bizim için bir şey söz konusu değil ama öyle bir ihtimal düşünmeyiz, bir vatandaşımızın canı için bütün bu koltukları feda etmek benim için ahlaki bir borçtur. İktidar geri gelebilir, seçimi kaybedersiniz sonra olur, şu oranda olmaz bu oranda olur ama kaybedilen can geri gelir mi? Bu kaybedilen can ister benim, ister başka partiye oy veren olsun, ister dün nahoş bir şey yapmış olsun, hepimiz için birinci şey vatandaşlarımızın güvenliği. Dolayısıyla bu tür manipülatif haberlerle eğer birileri bunu istismar etmeye kalkarsa ki böyle şeyler görüyoruz, buna milletimiz itibar etmez, bu akla da izana da hiçbir şeye de uymaz. Bizi tanıyan herkes bilir böyle bir şeyin olmayacağını. Rasyonel bir şey de değildir, bunun iktidar partisine sağlayacağı ne avantaj olabilir Allah muhafaza."
Doğu ve güneydoğudaki bütün illeri gezdiğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Oradaki korku psikolojisi 90'lı yıllardaki gibi bir psikoloji değil, aksine vatandaşlar hükümetten 'Bizim üzerimizde baskı var' diye müracaatlar var. Muhtarlarımızdan, her yerden gelen şey bir psikolojik baskı ortamı oluşturulmaya çalışıyor. Bununla HDP'yi, bunu şey anlamda söylemiyorum, onu ayırt ederek söylüyorum, kim yapmışsa, o kirli eli çıkartacağız. Ama bu konuda da herkesin basiret göstermesi lazım. Birinci öncelik vatandaşlarımızın sağlığı ise ikinci öncelik bu işin arkasındaki gücü veya kimse onu çıkarmaksa üçüncüsü de bunlar kadar önemli önceliğimiz pazar günü millet iradesini ortaya çıkartacak ve hiç şüphe götürmeden bu iradenin sandığa yansımasını sağlayacak şekilde herkesin soğukkanlılıkla seçime gitmesi. Sonrasını millet neyi takdir ederse herkes ona razı olacak."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu, "8 Haziran'da tek parti olarak iktidara devam edeceğimize dair hiçbir şüphe duymuyoruz. Ne koalisyon, ne erken seçim... Kimse hayal kurmasın" dedi.
AK Parti hükümetleri olarak son 12 yılda birçok alanda yeni düzenlemelere gittiklerini, 62. hükümet döneminde en fazla üzerinde durulan meselelerin başında emeklilerin durumunun geldiğini belirten Davutoğlu, AK Parti iktidara geldiğinde SSK emeklilerinin 257 lira aylık aldığını, bu rakamın şu an en düşük bin 77 lira olduğunu söyledi. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Emeklilerle ilgili dosya, bana aralık ayı gibiydi geldiğinde daha Kılıçdaroğlu'nun vaadi yok. Tüm sosyal kesimlerin durumlarıyla ilgili tek tek Bakanlar Kurulu'nda arkadaşlara görev verdim. Emeklilere de çalışın dedim. 'Popülizm olmadan ne yapabileceğimizi hesaplayın' dedim. Tabi farklı kanaatler geldi Maliye Bakanlığından, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından. Sonunda 'Bir gelir dengesini sağlamak üzere bir de seyyanen zam yapalım' dedik, bin 100 liraya kadar olan emeklilik maaşları için. Şimdi Kılıçdaroğlu 'İki maaş vereceğim' diyor ya olmayacak bir şeyi vereceğini tasavvur ediyor. Zaten iki maaşa yakın bir rakamı biz temmuz ayından itibaren vermeye başlıyoruz."
-"Kılıçdaroğlu, gerçekten acınacak durumda"-
Davutoğlu, iki sene önce çıkarttıkları bir yasa ile taşeron işçilerin dezavantajlarını ortadan kaldırdıklarını, toplu sözleşme şartı getirdiklerini ayrıca, taşeronun asıl işte çalışamayacağı yönünde düzenleme yaptıklarını söyledi. Bunun ilk uygulamasını Karayolları Genel Müdürlüğünde yaptıklarını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"6 bin 700 kadar işçimizi kadroya alıyoruz. Aynı uygulamayı bütün kurumlarda yapacağız. Eğer sağlık işindeyse yani hemşireyse taşeronluktan kadroya alacağız. Yok ama bir başka iş alanından hizmet alımı ise yani temizlik ise o sağlık işinin kendisi değil yardımcı iş. Ona da hizmet alımı şeklinde devam edeceğiz ama orada taşeronların hukukunun da zedelenmesine izin vermeyeceğiz. Kılıçdaroğlu, gerçekten acınacak durumda. Neden? 'Bütün taşeronların sorununu çözeceğim' diyor. Bilmiyorum haberiniz var mı? Sarıyer Belediyesinde çalışan taşeron işçiler, CHP Genel Merkezi önünde protesto yapıyor 'Haklarımız yeniyor' diye. Sarıyer, sonuçta ülke ölçeğine göre küçük bir ilçe. Küçük bir ilçede taşeron sorununu çözememişsin, Türkiye'de nasıl çözeceksin? Biz çözüyoruz."
Davutoğlu, bazı kritik ve stratejik yerlerin güvenliğinin özel olarak tanzim edilmesi gerektiğine işaret ederek, "Böyle bir durumda ya emniyetten görevlendirilecek ya da orada ihtiyaç hissettiğimiz elemanları özel güvenlikten alacağız. Ama şunu net olarak söylüyorum, tek bir özel güvenlik elemanı dahi işini kaybetmeyecek. Bu bir teminattır. Diğer sektörlerde çalışmaya devam edecekler, belediyelerimizi bu konuda teşvik edeceğiz" dedi.
Kamuda çalışan işçilerin toplu sözleşmesinin imzalandığına dikkati çeken Davutoğlu, şunları söyledi:
"Onların dahi beklemediği ölçekte artışlar sağladık. Bunu seçim için de yapmadık. Refah, pasta artıyorsa paylaşırsınız. Pasta küçülürse paylaşmaya başladığınızda çatışma çıkar. Türkiye'nin pastası çok küçülmüştü bizden önce. O yüzden de herkes birbiri ile kapışıyordu. Pastayı millet almasın diye de Kemal Derviş modeliyle teşvikler kesiliyordu. Şimdi çok değişti."
-"Bırakalım koalisyonu onlar konuşsunlar"-
Davutoğlu, "Kamuoyunda koalisyon konusu tartışılıyor neyi tercih edersiniz? Koalisyon mu yoksa erken seçim mi?" sorusu üzerine "İkisi de bizim gündemimizde değil. Çünkü 8 Haziran'da tek parti olarak iktidara devam edeceğimize dair hiçbir şüphe duymuyoruz. Ne koalisyon, ne erken seçim... Kimse hayal kurmasın" diye konuştu.
HDP'nin barajı geçmesi durumunda bir koalisyonun söz konusu olup olmayacağına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Davutoğlu, "HDP'nin barajı geçip geçmemesi de dahil olmak üzere ben bir koalisyon ihtimali de bir erken seçim ihtimali de görmüyorum. Ama buna rağmen 81 ile niye gittik çünkü bu halka borcumuz. Halkın huzuruna gitmeyen, halktan emanet alamaz. Yüzde 70 oy alacağımı bilsem de ben 81 ile giderdim. Helalleşmek için. 'Siz bir emanet verdiniz 4 yıl önce. Hak ettik mi?' Helalleşirsin" diye konuştu.
Şimdiden balkon konuşmasının nasıl olacağını ve hükümet programının detaylarını zihninde demlediğini aktaran Davutoğlu, "8 Haziran'dan itibaren nasıl bir kompozisyonla bu istikrarı devam ettiririz onu düşünüyorum. Bırakalım koalisyonu onlar konuşsunlar. Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış. İktidar bizdedir. Kimsenin istikrardan şüphesi olmasın" yorumunu yaptı.