Faiz lobisi yine iş başında!

Faiz lobisi yine iş başında!

Türkiye'yle yakın ilişkileri olan ve benzer ekonomik süreçlerden geçen Brezilya da IMF'yi ülkesinden kovmanın bedelini ağır ödüyor. Türkiye'de Gezi Parkı odaklı başlayan olaylar Brezilya'da ise toplu taşıma araçlarına yapılan zamla patladı. Batı basını ise bu olaylara aynen Türkiye'de olduğu gibi büyük bir iştahla atladı.

İŞTE BBC'NİN BREZİLYA OLAYLARIYLA İLGİLİ YAPTIĞI HABER:

Protestolar çeşitli Brezilya kentlerinde kamu ulaşımı ücretlerine zam yapılması ardından başlayan ufak çaplı gösterilerle patlak verdi.

Ama birkaç hafta içinde, gençlerin çoğunluğu oluşturduğu on binlerce genç öfkesini sokaklara dökmeye başladı.

Brezilyalıların hoşnutsuzluğu geniş bir yelpazeye yayılan sorunlarda odaklanıyor: Dünya Kupası'na ve Olimpiyatlara ev sahipliği yapılacak olmasına itirazlar, eğitim ve sağlık alanlarında daha fazla yatırımda bulunulması taleplerinin yanı sıra işitiliyor.

Her zaman olduğu gibi siyasi yolsuzluklar tepki uyandıran nedenler arasında öne çıkıyor. Başkent Brasilia'daki politikacılar kendilerine yüksek maaşlar ödenmesini sağlayıp, yakınlarını da düzmece işlerin başına getirmekle suçlanıyor.

GEZİ OLAYLARINI HATIRLATAN PROTESTONUN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

Kimileri açısından büyük spor organizasyonları için insanların evlerinden tahliye edilmesi, aslında daha geniş bir adaletsizliğin parçası.

Başkentteki göstericilerin "Dünya Kupası'ndan vazgeçtim. Eğitim ve sağlık için daha fazla para!" şeklinde sloganlar attığı duyuluyor.

Protestocular ülke liderlerini daha da küçük düşürürcesine, gösterişli Ulusal Kongre binası çevresindeki güvenlik barikatlarını aşarak çatıya tırmandı.

Yer yer şiddete dönüşen ama çoğunlukla barışçı geçen gösterilerin egemen olduğu gece boyunca ortaya çıkan görüntü, birçok Brezilyalı ile aşağıladıkları siyasetçiler arasında gözlenen derin görüş ayrılığıydı.

Brezilya'nın en büyük kenti olan Sao Paulo'da protestoları kızıştıran bir diğer unsur da, polisin daha önceki, özellikle de geçem Perşembe günkü protesto eylemleri sırasında uyguladığı taktiğe duyulan tepki oldu.

Geçen haftaki olaylar sırasında barışçı gösterilere kauçuk mermi kullanmakla suçlanmış, birçok polis memurunun da kimliklerini gizlemek için yaka kartlarını sakladıkları belirtilmişti.

Olaylarda yaralanan 100'ü aşkın kişi arasında, özellikle hedef alındıklarını söyleyen ulusal ajanslardan muhabirler de bulunuyordu.

Yetkililer olayların bastırılması sırasında hatalı davranmadıklarını ve suçlamaların soruşturulacağını belirttiler; son olaylarda kauçuk mermi kullanılmadığını vurguladılar.

Ancak birçok gazetenin ön sayfasında ve dergilerin kapağında yer alan, genç bir çiftin öfkeli bir polis tarafından coplanması fotoğrafı birçoklarında büyük tapki uyandırdı.
Yanıtsız kalan beklentiler...

Brezilya 21 yıl diktatörlük altında yönetildikten sonra 1985 yılında demokrasiye dönerken bunları yaşamak istemiyordu.

Sosyal medyanın da katkısıyla tepki dalgaları yükseldi.

Ve bütün bunlar Brezilya'nın, Dünya Kupası'na hazırlık turnuvası niteliğindeki Konfederasyon Kupası'na ev sahipliği yaptığı bir sırada meydana geldi.

Hafta sonunda Brasilia'da düzenlenen açılış töreninde Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff yuhalandı. Stadyumların dışında ve Rio de Janeiro ile Belo Horizonte'de çatışmalar yaşandı.

Son yıllarda Brezilyalılar hakkında çıkan haberlerde milyonlarca kişinin yoksulluktan sıyrıldığı, ülkenin dünya sahnesindeki portresini düzeltme fırsatı yakaladığı ve tarım alanında bir sğper güç haline geldiği yazılıyordu.

2014 Dünya Kupası ve 2016 Rio de Janeiro Olimpiyatları da, bu gelişmeleri taçlandıracaktı.

Ancak şimdiye kadarki sonuçlar, pekçok Brezilyalının beklentilerine yanıt vermedi.

Yolsuzluk yapmakla suçlanan siyasetçiler olgusu, zaman zaman mahkemeler müdahale etse de, devam etti.

Bazı kentlerde daha uzun erimli düzelmeler olduysa da, işlenen suçlar korkunç manşetler yaratmaya devam ediyor. Rio de Janeiro'da bir yabancı turistin toplu tecavüze uğraması, Sao Paulo'da iki diş hekiminin soyguncularca yakılarak öldürülmesi gibi...

Bir ara Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'le birlikte bir BRIC ülkesi olarak ekonomi alanında taahhütlerini yerine getirerek büyük atılımlar yapıyor gibiydi. Ancak şimdi ekonomik büyüme ağırlaştı, kaygılar tırmandı.

Brezilyalılar aslında hemen sokaklara çıkmayan bir halk. Bu çapta gösteriler eski cumhurbaşkanı Fernando Collor de Mello'nun 1992 yılında görevden uzaklaştırılması sırasında tanık olunanlardan bu yana yaşanmamıştı.

Şimdiki Cumhurbaşkanı Rousseff, günümüzdeki protesto eylemlerini demokrasinin doğası gereği, meşru tepkiler olarak görüyor.

Ancak Brezilya'daki siyasi düzen, her geçen hafta daha da büyüyen bir hareketin içinde sıkışmış görünüyor.

Protestolar karşısında büyük şaşkınlık yaşayan Brezilya siyasetçileri, şimdi olaylara nasıl tepki göstereceklerine karar vermek zorundalar.

Ve tabii bunu uluslararası düzeyde dikkatlerin odağında oldukları bir dönemde yapmak zorundalar...


Brezilya'da protestolar 11 kente yayıldı


Brezilya'da toplu taşıma ücretleri zammını ve 2014 Dünya Kupası için yapılan harcamaları protesto amaçlı eylemler yayılıyor.

En az 11 kentte, 200 bin kadar insan sokaklara dökülürken, güvenlik güçleri yer yer eylemcilere biber gazıyla müdahale etti.

En büyük gösteriler, Rio de Janeiro'da düzenlendi. 100 bin kadar protestocu barışçıl bir eylem yaptı.

Başkent Brasilia'da protestocular, polis barikatını aşarak Ulusal Kongre binasının çatısına çıktı.

Eylemlerin ülkede son 20 yıldır görülen en büyük protesto dalgası olduğu belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff "Barışçıl gösteriler meşrudur. Gençlerin protesto gösterisi yapması normaldir." dedi.


Yolsuzluk suçlaması

Protestolar 2 Haziran'da Sao Paulo'da otobüs ücretlerine yapılan zamla başladı. Bilet fiyatı 3 realden 3,20 reale çıkarılmıştı.

Yetkililer bu zammın enflasyon oranının altında olduğunu söylüyor.

Önce nispeten küçük olan protestolar, polisin eylemleri plastik kurşun ve göz yaşartıcı gaz kullanarak bastırma çabaları üzerine büyüdü.

Sao Paulo'da polisle göstericiler arasında Perşembe gecesi yaşanan çatışmalarda onlarca insan yaralandı.

BBC Sao Paulo muhabiri Gary Duffy, 2014'te Dünya Kupası'na ve 2016'da Olimpiyatlara ev sahipliği yapacak ülkede birçok kişinin, sağlık ve eğitimde ciddi sorunlar yaşanırken bu organizasyonlar için çok para harcanmasından yakındığını söylüyor.

Halk ayrıca liderleri yolsuzlukla suçluyor. Bazı eylemciler de demokrasi kavgası verdiklerini söylüyor.

Sao Paulo'daki bir başka BBC muhabiri olan Julio Carneiro, eylemcilerin "Halk uyandı" diye sloganlar attığını aktarıyor.

Rio de Janeiro'da eylemciler dün polise taş fırlattı. Beş polis memurunu yaralayan göstericiler, bir aracı ateşe verdi ve eyalet parlamento binasında yangın çıkardı.

Polis kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz, biber gazı ve plastik mermi kullandı.

Konfederasyon Kupası'nın son maçının oynandığı Belo Horizonte kentinde polisle göstericiler arasında çatışma çıktı.


Plastik mermi yasağı

Başkent Brasilia'da ise 200'den fazla protestocu polis barikatlarını aşarak Ulusal Kongre binasının çatısına çıktı. Polis daha sonra eylemcileri ikna etti.

Ardından gençler parlamentonun çevresinde insan zinciri oluşturdu.

Sao Paulo'da kentin ana meydanında 65 bin kişi toplandı. Eylemciler daha sonra üç farklı yöne dağılarak kenti felç etti.

Geçen hafta bu kentte aşırı güç kullanmakla suçlanan polis, dün geceki eylemler sırasında kalabalığa müdahale etmedi.

Sabahın erken saatlerinde toplantı yapan güvenlik yetkilileri, polisin eylemler sırasında plastik mermi taşımayacağını açıklamışlardı.

Cumhurbaşkanının yatıştırıcı açıklamalarına rağmen Spor Bakanı Aldo Rebelo, protestocuların Konfederasyon Kupası ve Dünya Kupası'nı "sabote etmesine" izin vermeyeceklerini söyledi.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin